Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Koltuğun Sağ Köşesin ...
Bayram...
65 Gündür Evdeyim
One World: Together ...
3 Nisan 2020
:(
yaşıyor muşuz
ibrahim
Çözümsüzlük
Sıcak
24 Ekim
İlişki
65 Gündür Evdeyim
Yeniden Doğmak İçin 150 G ...
Sana geldim yine
vapur ve tren, ekonomi, buffet, buzlu su içer misin, günlük, çaykur 85 kuruştan çay alacak, mehdi eker, halis toprak, aktüel, tümü

Şu an sitede 10 kişi on-line
Bugün 10,640 ziyaretçi 
Toplam 16,777,215 ziyaretçi 
 
 
   
  Koltuğun Sağ Köşesinde
  29.05.2020 - Anlar
   
 
   
   184 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 1 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2020-05-30 05:07:00
İsim : n. dayan
Başlık : dokunuşunu sevmek
Yorum : Geçen hafta sana yazdığım klavyeli telefon kırıldıktan sonra gece dokunmatik telefonla yazmaya çalıştığım sırada dokunmatik telefon da
parmaklarımın arasından kayıp mutfak halısının üzerine düşünce; öylece kalakalmışlığım bir yana düşen telefon kendi kafasına göre takılmış hem de en olmadık bir profesörü aramaya başlamıştı...aceleyle kapatmaya çalıştım ama ekran sanki bana inat yapar gibi donup kalmıştı. son an da dokunmatik telefonun pilini çıkarmak aklıma geldi ve ben tam pili çıkarırken bu kez de profesörün uykulu sesini duydum ama pili de çıkarmış oldum. bu durum sana aktaracağım yarım yamalak duygularımı da çalı süpürgesiyle küreğe doldurdu ve beni mutfakta şaşkın bir halde bıraktı. dua ettim ki profesör bana dönmesin. dönerse yanıt ne verecektim? kuru bir özür mü dileyecektim yoksa telefonun yere düşüşünü mü yoksa önemli bir kadına yazı yazma mı bunların hangisini anlatacaktım? geri dönmedi. pek rahatladım sayılmaz ama yeni numaram da profesörün telefonunun kayıt hanesinde kalmıştır. yani merak edip bu gün aramazsa iyidir...şu yasaklı günler bittiğinde ve iş hayatım normele döndüğünde klavyeli telefon almam şart oldu artık.

dün gelenden gidenden başımı kaldıramadım ama boş kalan kısa zamanlarımda dokunmatik telefonla kısa da bir şeyler göndermeye çalıştım sana. olmadı. kesinlikle bu telefonları kullanamıyorum ve her şey alt üst oluyor içimde. o an sana anlatacağım her şey yıkıma uğruyor sana ulaşamamanın sıkıntısı bayağı canımı sıkıyor ve hatta yazmadığım günlerde senin de dediğin gibi savrukça harcanmış zamanlara ama en çok kendime kızıyorum.

bendeki inada bakar mısın? sana sıkıntı vermek için yazmadım dediğimdeki canavarlığıma çirkin duruşuma. neden böyle bir duyguya kapıldım? biliyorum ya da bilmiyorum havasında değilim inan ki. bana bıraktığın izlenimler o kadar insanca ve sevgi doluydu ki kendimin değişmesinden korkmaya başlamıştım belki de hayır aynen böyle değişimimden korkmuştum. ben ne sevgiye alışık bir insanım ne de
iyi niyete güzelliğe. oysa aynı duygularla sana karşılık versem ne kaybederdim değil mi? ama ben böyleyim işte alçak hain bir adam mıyım insan mıyım belli değil? bu bocalamalarımın ve emeklerimin sonunu şimdiden merak bile etmiyorum ama görüyorsun sana yazamadan da duramıyorum. bu bir alışkanlık değil bir gereksinme de değil. bu başka bir şey. benim için yabancı bir şey ama bir yandan da tanımak istediğim bir şey dokunmak koklamak hatta okşamak istediğim bir şey...

koltuğun neden sağ köşesi? sol köşesi olsa olmuyor mu? sol köşe misafirini mi bekliyor?

ezan okunalı ve ben kalkalı nerdeyse bir saat oldu. mayısın son günleri oldukça soğuk geçiyor. dediklerine göre yüksek kesimlere kar yağmış...

bu gün ve yarın evdeyim evdeyim ve kaçacak bir yer de yok...oysa sana sokulup sana sığınmak varken neden böyle günlerde böyle duygular özlenir?

senin...

günaydın...
***
Akşam oldu. Gün başladı ve bitti. Arada ne oldu ne bitti hiç bilmiyorum. Acaba bugün yaşandı mı?
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.