Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Atatürk Albümü
Çocuklar
Bir Ülke, Bir Şehir
Fotoğrafta baktıkla...
Çiçekler
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Yokluğun içimden geç ...
Frida Kahlo Müzesi
Bir Düş Bahçesi Olsu ...
Güneşi Getirdim
Her çıkış başka bir ...
Günaydın
Blog yazıları
durum
nazar
boş bir kutu
Hikayem
Cumalı Kızık'ta Bir Gün
Atatürk'ün Kız Kardeşi
Mutluluğun Fotoğrafı
Dansın Gökkuşağı
günlüğüm, 1 mayıs, şiir defterim, telekom ve sabah gazetesi manşeti, asiye teyze, mahmut amca, oylatta bir kulübe, günlük, sevgi, tümü

Şu an sitede 14 kişi on-line
Bugün 202 ziyaretçi 
Toplam 16,777,215 ziyaretçi 
 
 
   
  Yokluğun içimden geçti
  27.04.2020 - Fotoğraf Sütüdyom
   
 

Yokluğun içimden geçti

iğneye iplik geçirir gibi
yaptığım her şey rengiyle nakışlandı
W. S. Merwin

   
   435 kez okunmuştur. Yorumlar (4) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 4 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2020-04-28 01:51:30
İsim : N. Dayan
Başlık : oyun zamanımız mı
Yorum : Ruhum;

daha bir kaç gün önce sabah balkondan etrafı seyrederken aklımın kıyısından geçen düşünceler pek iç açıcı olmasalar da; acaba bu şekilde bu durumda yaşamak yazı yazmak birbirlerini görmeseler yan yana gelmeseler bile insanların duygularını daha mı değerli kılıyor?

Aslında bu değer sandığımız duygu bir avuntudan ibaret olabilir mi?
Ya da varken yok - yokken var olduğumuzun tanımı mı?
Biz buna değeriz - biz buna değmeyiz dediğimizde acaba ayrımında mıyız kendimizi sahiden sildiğimizin?

Sorular ve yanıtlar içimizde bir yerlerde boşluk da kalan yerlerinin doldurulmasını bekleyip dururlarken....
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-04-28 04:46:56
İsim : N.Dayan
Başlık : İçimde
Yorum : Günaydın ruhum

Bu saatlerde uyandığım zamanlar
çok. Bu saatlerde özlemlerim depreşir. Öyle. Sanki azgın bir katırdan çifte yemiş biri gibi olurum. Isınmak için ocağı tutuştururum. Su dolu cezveyi bırakırım gürüldeyen ateşe. Senden başka aklımdan kimse geçmez bu saatlerde aklımdan geçen sen ısıtırsın kabuk bağlamış derimi. Ocağın ateşi fayda etmez.

Seni kalbim başka aklım başka düşünür bu saatlerde. Kalbim aklıma aklım kalbime söz geçiremez kanlı bıçaklı olurlar sonunda.

Dün akşam sırtıma vurdu ıhlamur kokun. Sırtım emdi o kokunu hala sırtımda.

Ben korkuyorum bir kadın sevdiği zaman beni. Aşık olmaktan aşkı tek taraflı yaşamaktan ve tutkulardan bahsetmekten bilmiyorum bu korkumu tanımıyorum içimde dolaşanın ne olduğunu korktuğum halde atamıyorum içimden atarsam parmaklarım aklım kalbim dilslz kalacaklarmış bana zarar vereceklermiş gibi kuşkulara düşüyorum.

Sevgisiz büyüdüm ben. Sevgisiz seviştim ne fark eder sularda rotan olmuş ya da rotasız başıboş kalmışım sonunda bir kara parçasına nasıl olsa basacaksam alabora olmazsam batmazsam ama sen her yer de içimde olacaksın.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-04-28 08:12:34
İsim : N.Dayan
Başlık : Sana düşülen notlar
Yorum : Günaydın

Sana notlar düşerken yokuşu tırmanmak önüme bakmadan
taşlara basmak hafif çukurlara dalmak durmak gerçekten keyifli olmaya başladı. İyi ki derin çukur yok. Yoksa O.Veli gibi bay bay mı derim? En azından bu da bir şey.
Ruhuna yazı yazarken ruhlara karıştı olurum. Sen de pek üzülürsün. Hatta bana siyahlara bürünmüş matemimi tutan bir kadın gibi görünmeye başladın.
Tatlı ironim benim. İronilere erişmek pek kolay olmasa gerek.
Al işte tökezledim şimdi de. Az sonra yamaçları yemyeşil kavak ve
ceviz ağaçlı yere ulaşacağım. Yukarı düzlüğe çıkıp sana el sallayacağım.

Dalma
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-04-28 09:34:38
İsim : N.Dayan
Başlık : Gün yüzlüm
Yorum : Öncelikle bir gerçeğe açıklık getirmeliyiz. Yine de bana hak verip vermemekte özgürsün.
Ben nalet olası Kafka değilim sen de kurşun yürekli Milena değilsin.
Çünkü sen de Milena izleri var ya da yok arası bendeyse durum vahim acıklı gibi görünse de uzun süreli burada karalamaları sana yazıyorum sıkıntılarıma katlan diyorum vs...

Eskiden postacıların yollarını gözlerdik hatta gönüllerini almak için ufak tefek hediyeleri de hazır tutardık. Güzel günlerdi. O günlerde yazılan mektupların gönderilen tebrik kartlarının bile ayrı özelliği güzelliği vardı. Şimdi kendilerine postacı denmeyecek bir nesil bu görevi PTT adına yapmaya çalışıyor. Bense taşıdıkları paketlerde mektuplardan başka her şeyi görüyorum.

Merak ediyorum arada sırada. Kafka ve Milena' ya gelene kadar
gün yüzüne çıkmamış ne mektuplar vardır sandıklarda bohçalarda kasalarda. O mektuplar kimbilir hangi şartlar altında yazılmışlardır hangi gözler okumuştur acıyla kederle sevinçle mutlulukla...sanırım asıl konumuz bu olmalıydı. Gün yüzüne çıkmamış mektuplar..

Adım gibi eminim kimbilir kimlerin sandıklarında unutuldu ya da öldüklerinden sonra yakıldılar.
Bana kalırsa hazinedir onlar. Düşünsene tesadüfen bir şey olsa parmaklarının arasında eski yazıyla yazılmış adresler pullar pembe kağıtlar cennetindesin.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.