Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Güzel Fikir
Günaydın Yazıları
Aşk
Miskinlik - 07.04.20 ...
Birden bire..
Rüzgarın Sesi 07.04. ...
Dala Tutunmak
İlkbahar sabahı 6 Ni ...
Virüs etkisi
Durum ne
Yoksulluk
Kim o kim
Uyuyordum
Kız Nasıl İstenir?
"günaydın"
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
Gel
günlük, alerjik astım, yağmur, elma çayı, mescid, annem, üzgünsün, hüzün, hayvanlar nasıl ağlar fotoğraf, tümü

Şu an sitede 13 kişi on-line
Bugün 1,816 ziyaretçi 
Toplam 16,659,056 ziyaretçi 
 
 
   
  Hüzün Bastı Buraları Bugün
  25.03.2020 - Günlüğüm
   
 

Hüzün bastı buraları bugün. Gök dallarını sarkıttı. Damlalarını bıraktı yıkansın diye toprak. Çınar boynunu eğdi, çimenler sessizliğe gömüldü.

Issız kalıyor bazen hayat. Sesini kaybediyor mesela. Işığını kaybediyor mesela. Gökyüzünü kaybediyor mesela.

Bazen oturuyor kendi kendine hayat kapamak için gözlerini.

Perdeleri izliyorum. Camlar açık.

Bazen uçuyorlar. Bazen içeri giriyorlar. Bazen hafif bir kıpırtı.

Sessizlikleri sadece rüzgarla bozuluyor.

   
   99 kez okunmuştur. Yorumlar (3) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 3 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2020-03-25 14:39:31
İsim : Masal
Başlık : Ağlamak
Yorum : Babam dün maske takmış.Maske bizim yanımızdayken boynunda kolye gibi duruyordu.Annemle babama bakınıp durdum.Uzak mesafe oturduğum yerden.
Çok canım sıkılıyor.Hayırlısıyla atlatalım bu günleri.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-03-25 16:30:49
İsim : N. Dayan
Başlık : Mektup
Yorum : Yenimahalle bu kadar betonlaşmadan önce iki katlı evleri;genelde de arka bahçeleri vardı yalnızca sana ait...
Ben son durak da Dicle sokağın hemen girişinde otururdum. Bu evler o zamanlar ateşeler ve yabancı elçilikler için yapılmış..Benim oturduğum yer hem bahçeli hem de Ankara manzaralıydı. Hava güzelse onca yolu akşamları iş çıkışı yürürdüm.
Eğer bir iki tek atmışsam bu kez de açılmak için aynı yolu teperdim.

o ev benim için çok önemliydi. Yani o sıralar paraya kavuşsaydım alırdım. Kısmet. Olmadı. Neden önemliydi?
Sana şu ana kadar yazılan kıytırıkların temeli o evde atılmıştır.
Yalnızlığı o evde hem sevdim hem de benimsedim.
Ağlamamda sakınca görmüyordum çünkü
caddeden insanlardan ve yan tarafımda oturan dost komşulardan izole edilmişti.
O evin arka bahçesini düzenlemiştim.
Bahçe de ayva ağacı-leylak ve kayısı vardı.
çimenlerin orasında burasında yetişen yabani otlar ve envai renkte çiçekler.
çamaşırlarla ilgill resimde olanı ben o bahçede leylak ve ayva ağacına sererdim
çarşafları. Kokuları sinerdi mesela.
O evde yüzlerce kitap bitirdim. Okumasaydım da olurdu ama okudum işte. O ev de; Tekirlerle ilgili üç bölüm yazım vardır - yavru kediyi büyüttüm.
Aramızdaki dostluk o kadar ilerlediki
hafta sonları omuzuma atlamasa hayatta benimle gezmeye gelmezdi. çok özel bir yere sahipti ben de. Onun gittiğini ve döneceğini arasıra derinlerde hissederim.
Zaten o ilk ve son kedim oldu...
O ev hüzünlerimi dağıtırdı.kitaptan ya da
yazıdan ya da çaydan ya da alkolden bunaldığımda bahçesine çıkar yıldızları sayardım...vs vs vs...bu kısa notları neden düştüm sana...sen özel bir yere aitsinde ondan. Gözlerini kapama. Bu yaşadığın günler ağrılar sızılar hepsi geçer...ama gözlerini kapama...otur masana ya da aç pencereni aç kuşların müziğini dinle ama gözlerini kapama. çok uykun gelirse kapa..geçer hepsi geçer. Sancılar şikayetler...
çayım soğudu...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-03-25 18:42:17
İsim : n. dayan
Başlık : umut
Yorum : güneş çekilip gidiyor ve yön değiştirmesi de olmasa monoton olacak bu çekilip gitmesi...

ilk zamanlar cadde kalabalıktı. Sonraki zamanlardaysa biraz biraz ve biraz daha boşalmaya başladı. Moraller yerlerde sürünüyor ve herkes ben dahil tedirginim.
Virüs lnsanları öğütüyor ve şimdiden dünya genelinde onbinleri geçmiş durumda. Camilerin yüksek ses iletilerinden uyarılar dualar yükseliyor.
Benimse aklım Mel Gibson'un oynadığı Yol Savaşçısı filminde. Radyassondan sonra tek kıymetli hazine petrol enerji...bir de Su Savaşları vardı. şimdi de insanlık Virüs Savaşında. Aşı çözüm mü değil mi ilacın derdinde...sanırım insanlık sürekli sınavlardan geçiyor. Her sınavdan aldığı bir ders öğrendiği bir şeyler olsaydı diye dertleniyorum. şimdi önümde uzanan manzara iç açıcı değil. çayımın soğuması da umurumda değil...yaşlılar aradabir kapı önlerine ürkek çekingen çıkıyorlar.
Alışkanlıklarını özlüyorlar ve bu her hallerinden belli oluyor. Gelen tüketiciler
kredi makinasında dokunmatik olmadığı için işlerini ben kolaylaştırıyorum. Maske takmam ellerimi defalarca yıkamam onlar için önemli değil. önemli olan kredi kartlarına dokundurtmamak. Ben de makinayı onlara çeviriyorum nereye sokacağını metrelerce öteden söylüyorum.
Kızamıyorum artık. içleri yeter ki rahat olsun...hüzünlü gözlerle onları izliyorum.
Bir onbeş gün daha kazasız belasız geçirmeyi umuyorum ve beklentimde bu..

Ama her şeye karşın hayat çok hızlı akıyorsa zaten zamanı kaybediyoruz...

Daima umut
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.