Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
25 Şubat 2020 Evdeyi ...
23 Şubat 2020 Hastan ...
23 Şubat 2020 Yüzüm
22 Şubat 2020 Geceni ...
Dünyanın En Büyük Kü ...
sisler
Arkada
Yarım kalan
Söz
gerçekse gerçek...
24 Ekim
İlişki
Yeniden Doğmak İçin 150 G ...
Sana geldim yine
Yeniden Doğmak İçin 150 G ...
yunuslar ne içer?, cahilliklerimiz kitabı, özlem, bir gerçek nasıl yalan olur, ikili ilişkiler, aşk, sevgi, abdi ipekçi, hrant dink, günlük tümü

Şu an sitede 28 kişi on-line
Bugün 137 ziyaretçi 
Toplam 16,366,049 ziyaretçi 
 
 
   
  16 Ocak 2020 Keskin Rüzgar
  16.01.2020 - Anlar
   
 

Masaya kar gibi temiz bir örtü serdi.
Ben gazeteye göz gezdirirken o çay demledi
Bisküvi ve çay bardaklarını pencerenin kenarına taşıdı.
Çöp tenekesinin kapağını kapttığında,
Dış dünyaya açılan pencerenin sımsıkı kapandığını hisseder gibi oldum.
Hafif bir yürekle pencerelerin kapaklarını açtım.
Pencerenin hemen kıyısında 
Bir çınar var
Çınarın üzerinde tam bir kış havası
Dallar çıplak
Beden çekilmiş içe
Ona bakınca
Keskin rüzgarı hissettim yüzümde

*
Sessizlik
Kocaman bir sessizlik var
Hiç bir şey duyulmuyor sessizlikten

*

Sokakta el ayak çekilmiş
Bekçi var sadece
O da kulübenin içinde
Hava soğuk

*
Köprüde oturmuştu bugün bir çocuk
Yüzünü yarım güneşe vermiş
Koltuğunun altında bir ekmek,
Kah gülüyor, kah ekmekten bir parça alıyor

*
İş Bankasının kumbaraları
Parlaktı metaldendi
Bir gün her kes kumbarasını getirdi
Ben götürmedim
Paralarını birleştirdiler
Bütün sınıfa dondurma aldılar
Ben götürmedim diye bana almadılar
Çok söylendiler sonra
Günlerce uğraştılar

Sonra bir gün anneannemle birlikte açtık kumbarayı
Gidip ona bir seccade,
Bir içlik, bir de başörtüsü aldık
Bana da dondurma

*
Gece 5
Bu saatte 
Fırıncı kalfaları çalışıyordur
Hamur yapıyor olmalılar;
Hamur açma, tartma, biçim verme, fırına yollama

*

Bazen bütün günün yorgunluğu
Susar

*

Köpük köpük coşup taşan saatler olur
Sabahtır
Gün aydınlanacaktır

*

Sarmaşıkların kökleri ve gövdeleri
Kışın rüzgarlarına yenik düşse de
Uçlarında hayat belirtileri var
Bahardan kalma tek tük yeşil
Sonbahardan süren bir sarılık

*

Bu yıl kar yağmayacak herhalde
Belki de yağar
Belki yağmaz
Belki beyaz olur
Belki hikaye olur

*

Hava çok soğuk
Fransız konsolosluğunun avlusundaki cafedeyim
Galataya inmem gerek
Dışarı çıkmak zor geliyor
Birsürü yol yürüyeceksin
B,r de yüzüme yüzüme vuruyor soğuk

*

Saçlarına ak düşmüş bir hikaye var burada
Elinde bir kalemi
Bir de küçük not defteri
Yüzünde hafif bir tebessüm
Hiç öyle etrafı ile ilgisi yok
Dalıp gitmiş kimbilir hangi denize
Gözlerinin kenarında çukurlar var
Tepeler var
Yollar var
Hani çıksan o yıla seni alır götürür 

   
   175 kez okunmuştur. Yorumlar (4) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 4 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2020-01-16 00:47:28
İsim : N. Dayan
Başlık : gece
Yorum : 16 ocak 00:45


o adamın tam tersi olmayı kendime neden yaşam biçimimmiş gibi seçtim? çok beleş yaşadı ve öylesine amaçsızdı ki bu amaçsızlık yüzünden adamda ne adamlık ne de karakter kalmıştı.

arabaların deri koltuklarında oturmaktan parlak bir hal almış kumaş pantolonunun arka cebinden kahverengi derisi yıpranmış minik bir not defteri cebindense ellibeşkuruş çıktı. hepsi bu kadardı işte...bilmiyorum benim yazma serüvenim o minik not defterinde yazılanları okuyunca başlamış olabilir...yani soran olursa öyle söylersin. not defterinde borçlu olduğu insanların adları ve ne kadar borcu olduğunu yazması yetmezmiş gibi bir de buluşacak hanımların adları adresleri vardı...

sirozdan mortu çekmişti ve arkasından kimse üzülmemiş kimse de yasindi hatimdi indirmemişti. galiba onunda kaderi buydu bir ölünün kaderi olur mu? olur ki bu denli yalnızdı salonun ortasında kefeninin üzerine bir bıçak bırakılmış ve öylece uzandığı yerde bir mumya gibi kalakalmıştı.
...

sen çınarlardan sürekli konuşunca son zamanlarda ne varda bu çınarlarda ne görüyor da yazıyor havasına ben de girdim ve sürekli cadde de ve kebabçının önündeki çınarları izlemeye başladım. her halde bir gün yazarım bir çınarım dahi olmasa da bir çınar ağacının masalını..
...
cadde bomboş ve az sonra temizlik kamyonu gelir büyük bir gürültüyle
çöp kutusunu alır işinin bitirdikten sonra aynı gürültüyle bırakır. bu adamları nereden buluyorlarsa bilmiyorum artık. bazen bu gürültüyü bilerek çıkarıyorlar gibime geliyor.
...
çoğu zaman erken yatmamaya çalışıyorum ve uykum gelmesin diye kahve içiyorum. neden acaba? erken yattığım zamanlar bir kaç saat sonra uyanıyorum. ama beni uyandıran gürültü konuşma veya çıt çıt gibi sesler değil. beni sessizlik uyandırır. apartmandaki derin sessizlik.
bazen bu apartmanın mahalleden soyutlanmış mı gibi düşünürüm.
sanki boşlukta bir sisin ya da durgun bir suyun yüzeyinde bir yaprak gibi süzülüşünü...

...

kumbaraları anımsıyorum. iyi senin kumbara bayağı faydalı olmuş. bizimkileri de salla salla anca kulpunun sesi çıkardı. .
...

ömrümde içmediğim kadar salep içtim. fakat bu tarçın çılgın bir tat...
tarçınla doldurulmuş bir kuyuya düşsem bırakın ben burada iyiyim derim...ilginç gibi geldi bana...
***
3:30
Bazen..
Erken yatmama ve hatta sabah geç kalkmama rağmen,
Haftanın yorgunluğu geçmiyor.
Kimi zaman sıcak bir uykusuzluk
Ayverdi, ben sözcük biriktiriyorum uyumadığım zamanlar der
Kimi de duygu biriktirirmiş
Ben biriktirdiklerimi harcıyorum genelde
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-01-16 06:08:28
İsim : N. Dayan
Başlık : sabah
Yorum : 16 ocak 2020

sonunda bu gün izinliyim. Kuşum Aydın' dan sonra Kibar Hakkı' yı jokerliğe getirdiler. Al birini vur ötekine ama deyim yerindeyse şirkete yararlı-şirket çıkarlarını gözeten-müşterilerle arası iyi olanlar ne yazık ki yaranmıyor da hani derler ya si..n yaranır aynı o şekil...Bu Kibar Hakkı Piç Ercan' ın sevdiği bir eleman. O piç Ercan ki bana yaptıklarından sonra bu şirketten ayrıldıktan sonra birebir hesap kapatacağım bir karaktersiz bizim bölgeye bu iti getirdi. Bu it ki vatanı satar yine işbirliği ettiği kodamanlara yaranır. Bu it ki zamanında benim paraya mı ihtiyacım var diyen tam bir kıçı delik şerefsiz...Kayınçosu Süleyman ise ( sanat okulu öğretmenliği yapmış nasıl yapmışsa eline bir tornavida ver şu vidayı sök de- sökemez o kadar beceriksiz biri- onu da eski akrabaları-dayıoğulları müdür şirkette işe soktu- işte bu Süleyman aba altından sopayı gösterdi. Abi dedi Sinan Hakkı' yla takışırsa karşısında Ercan Bey' i görür. Dikkat etmesi lazım. 75 yaşında adam. ona takar buna takar sonunda kendine de gelir biri takar dimi ya...bizim piyasa böyle...

...

Ankara' da bu sene kar yok. Yağar belki. Ben çingene karı diyorum.
şehri ince bir tabakayla kaplar bir gün sonra kendiliğinden erir gider varlığıyla yokluğu anlaşılmaz.

Oysa ofisin bulunduğu yere özellikle kışın gelirdik grup halinde. Kayma keyfinin tadını çıkartırdık mahalleli. Koca tahta bir merdivenin üzerine on onbeş kişi tüner ta aşağıya dereye inerdik uzun süren bir yolculuk gibi gelirdi bize...o yıllar kış kışlığını yaz da yazlığını yapardı.
...
göz kapaklarım kapanıyor ve arada bir içim geçiyor. O bomboş yatak soğumuştur ve tekrar uyumak işime gelmiyor. Yani bir kadın belime sarılsa kendi göbüşüne çekse uyurum kesin uyurum...
***
Bugün güneş gösterişli bir giriş yapıyor günün içine
Arada bir griliklerin arkasına saklanıyor
Arada gülümsüyor
Parçalı parçalı dolaşıyor
Soğuk üşüyorsun ama hissetmiyorsun bile
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-01-16 07:43:44
İsim : N. Dayan
Başlık : yağmur
Yorum : O yıl o mendebur yağmurda yürümeseydim bu sinuzit zırtapozunu bu günlerde yaşamazdım. İnat ettim. yürümeye karar verdim. ben yürüdükçe o hızlandı ben yürüdükçe daha da hızlandı bu öyle bir hal aldı ki sanki ben bir karış su da boğulacak bir adammışım gibi bana sen görürsün deyip bir karış su da yürütmedi ama bu yağmura yetmedi başımı döndürdü bu da yetmedi bacaklarımı birbirine doladı ve sonunda it havlamaz kervan geçmez araba kornası duyulmaz insan yürümez yolda beni devirdi... öylece kaldım ve bu anlattığım masal bu kez gerçekten doğrudur..sırtıma inen her damlası kurşun hızıyla gelen küçük çakıl taşları gibiydi ve her çakıl taşı çarptıkça ağzım burnum alnım sanki bir davulun gerilmiş zarına tokmak nasıl vurur titresirse ağzım burnum alnımda zangır zangır tokmak yemiş gibi titriyordu.

evet o yağmurdan kurtulmuştum ve sudan çıkmış balıktan daha beterdim ki anayola kendimi zor attım. ona el salla buna el salla derken bir taksi yanıbaşımda durdu atla kardeş dedi.taksici başımdan gelenleri anlatırken titrediğimi görünce abi sen dua et yıldırım vurmamış seni dedi ne derdin vardı köylük yerde? gerçekten ne derdim vardı köylük yerde? bahardı. hava güzeldi. şehir dışına çıkayım dedim. açık hava gerçek toprak kokusu bir iki insan görürüm hem konuşur hem de yazacak malzeme toplarım düşüncesiyle ta buralara kadar açılmıştım..

fazla geçmedi bir ay sonra o yağmurun acısı çıktı. burun akıntım tıkanıklık öksürük baş ağrım başladı ve ancak kışa doğru kurtuldum ya da ben öyle sandım. hani belalı bir insan peşinizi bırakmaz ya o yağmurda peşimi bırakmadı. onca doktor onca hap onca yaşadığım sinir bozucu halim ağız kokusu iştahsızlık yemeklerden tat alamama tükürecek yer bulamam derken kaya tuzunu suda çözdür burnuna çek dedi bir müşteri. bir hafta sonra rahatlarsın dedi. bir kullanmadığım o kalmıştı ama gerçekten bir hafta sonra alnımda şakaklarımda burnumun
yollarında ne varsa lime lime çıktı. bu günlerde çektiğim ızdırap o günki gibi olmasa da ciddi alamda sinirlerimi geriyor...
***
Köylük yerde,
yıldızlar mavi,
güneş sarı başak rengi..
insanlar sıcak!
Damda seyredersin,
sabahlara kadar, burcunu!
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2020-01-16 08:06:49
İsim : Gkatekana
Başlık : Renkli kumbaralar
Yorum : Anilarimi deprestirdin is bankasinin metal kumbarasini animsiyorum sonrasinda da renklilerini yapmislardi kirmizi sari llacivertte vardi sanirim ne guzellerdi tirtikliydi agizlari para girdi mi cikmazdi metal olandaki gibi ancak anahtarla acilirdi akbank in da tiyatro oyunlari olurdu cicuklar icin yapi kerdinin de vardi sanki yaniliyorsam duzelt beni lutfen ve ablam gotururdu beni coxuk oyunlarina boyle basladi tiyatrolara tutkunlugum ne guzel anilardi aklima dusuverdi
***
Sabah güzel bir çay gibisi yok
Vapur kalkacak birazdan
Deniz gümüş
Hava gümüş
Hayat gümüş gümüş akıyor
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.