Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Mektuplar
Kuyruklu Yıldız
Yamalı Mektuplar
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Günaydın Uğur Böceği
İnsanın İnancı
Mektuplar
Yağmur Yağıyor
Günaydın
Günaydın
cumhuriyet
Kopmak
sonbahar
Susmak bazen
Canım
Ayrılığın rengi
Deli’mden mektup gelmiş
Artık kimse mektup yazmıy ...
Sana Hasret
özlem, lale fotoğrafı, çiçek fotoğrafı, lale, günaydın, özlem yolculuk, tatil, botanik bahçem, günlük, tümü

Şu an sitede 19 kişi on-line
Bugün 287 ziyaretçi 
Toplam 15,674,910 ziyaretçi 
 
 
   
  Bir Ölüye Mektup
  11.09.2019 - Mektup Kutum
   
 

 Bugün sana mektup yazmaya karar verdim. Artık yoksun. Öldün yani. gülüşün dolduramayacak çardağı, oysa sen dolu dolu gülmeyi severdin. Üzülmedim öldüğün için. Ölmek isttediysen vardır bir bildiğin. Sonuçta Tolystoy'un da dediği gbi iki metre bir toprak parçası o kadar. Diğer dünyada görüşür müyüz. Bilemiyorum, Allahın takdiri. Muhtemelen görüşemeyiz. Çünkü sen öldürdün kendini. Allah benim verdiğim canı ben alırım dediği ve ben de o şekilde öleceğim için izin vermyecektir. 

Bu mektubu da okuyamayacaksın. Okunmayacak bir mektubu yazıyorum yani. Sen sardunyaları severdin. Hani hatırladın mı sana bir kere olsun sardunya almadım. Hep söylerdin camdan bakarken, şurdan geçerken bir tane de sardunya getirsen bir gün. Hani insan gülüşü için.. Sana gelememiş sardunyalar da üzülmeyecekler. 

Bazen arada konuşurken derdin ki; hayat işte! Hayat böyle bir şeymiş işte. Dün buradaydın ve bugün yoksun, yarında yoksun, öbürgün de yoksun, öbütgün de yoksun..

Evini boşaltırlar kısa sürede. Çok fazla eşyan yok zaten. Emlakçıya verirler evi. Ölü evi diye burda kimse oturmaz şimdi. Ölmek için ne kadar büyük bir enerjin varmış. Dediğine göre yaşanacak ne kaldı ki diye. Bir gün sokakta kalmıştın hatırladın mı, sabahtı beş gibi ben de annemden çıkıyordum, karşılaşmıştık. Bugün sokakta kaldım demiştin. Neden diye sordum; bir de onu tecrube etmek istedin dedim. Tamam dedim. Sen de tamam dedin. Öyle ayrılmıştık. Sonra bir sonraki gün yine karşılaştık sen yoktun hani, ben senin yokluğunla karşılaşmıştım da ondan sonraki gün yeniden görüştüğümüzde iki gün tecrube etmek istedim dedin.

Bir çorbacıda çorba dağıtıyordun genelde. Bir gün geldim de nasıl yapıyorsun dedim; anlattın hani kepçe çorbanın içerisine şöyle girer. Şöyle başlar şöyle olur. Bir isteğin vardı yapmayı hep düşündüğün, hatırladın mı, kuş evi. Bana ağaç parçaları toplamana yardım edip edemeyeceğimi sormuştun. Ben de tamam demiştim. Sonra ben topladım getirdim. Hevesim kaçtı demiştin. Bir keresinde hevesin olmuştu, benim getirdiklerim çok kısa kaldı hani. Sonra kızmıştın hani hevesim olduğunda bana bir tane düzgün çalı çırpı bile getiremedin diye. Kuş evi de üzülmemiştir yapılamadı diye sen merak etme. 

Bizler nasıl doğarken doğal doğuyorsak, ölürken de öyle ölüyoruz. Hani belki anlamamışsındır nasıl öldüğünü sana anlatıyorum işte. Herşeyim var derdin gülümserken, param var, huzrum var, gülüşüm var. Dertlerini de severdin sen, güzel severdin. Bir gün bir tanesine bağırdığını görmedim. Öylle güzel sahiplenirdin ki. 

Sen gittin ya, ben hiç üzülmedim. Martılar da üzülmedi. Bir tek dışarda yağmur var. O da sonbahardandır. Gökyüzü de üzülmedi yani.

Bugün neler olduğunu sana söyleyeyim ama, çünkü sen bugünü göremedin. 

Öyle çok bir şey olmadı. Ben lokumun parmaklarından öptüm. Önce başparmağını öptüm. Sonra serçe parmağını istedim. Bilmiyordu serçe parmağı nerededir. Baktı baktı durdu parmaklarına. Sonra ben gösterdim, Serçe parmağından öptüm, sonra yüzük parmağını, sonra avuç içini, Sonra elini çevirdi. Elinin üstünü öptüm. Sonra ayaklarını uzattı ayaklarını öptüm. Ayak parmaklarında serçe parmağını buldu biliyor musun?

   
   227 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :