Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Mektuplar
Kuyruklu Yıldız
Yamalı Mektuplar
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
29 Şubat 2020 Yenide ...
27 Şubat 2020 Evdeyi ...
26 Şubat 2020 Mektup
24 Şubat 2020 Bir Gü ...
21 Şubat 2020 Mektup ...
Konu
zor
:(
ne uğruna
ruh durumum
Canım
Ayrılığın rengi
Deli’mden mektup gelmiş
Artık kimse mektup yazmıy ...
Sana Hasret
günlük, yol alan yazılar, site açmanın zorlukları, günlük, blog, beyaz çan kulesi, hikaye, günaydın, bilgi kutusu, tümü

Şu an sitede 13 kişi on-line
Bugün 4,724 ziyaretçi 
Toplam 16,381,460 ziyaretçi 
 
 
   
  İstanbul'da Bir Akşam
  15.08.2019 - Mektup Kutum
   
 

 Ağustos ayının tam ortasındayız. Nemi deminde bir havamız var. Akşam oldu. Hayat ikinci evresine geçmesine rağmen İstanbul olanca hızı ile hareketli. Belki söylemişimdir sana genelde hareketlidir evin tül perdeleri. Güneşliği yok evin. Bugün kıpırdamıyorlar. Olanca ağırlığı ile duruyorlar camla bilikte. Sadece perdeler değil, camın hemen altındaki çınarın da yaprakları hışırdamıyor. Belki konuşmayı unuttular. Belki dalmışlardır. Evin penceresinden içeri sarkan çok bacaklı yeşil böcek bile halsiz hareketsiz bekliyor. Sanki gelecek biri varmış gibi kapının zili de bekliyor.

 
Ara ara yerimden kalkıyorum. evin içerisinde dolaşıyorum. Sonra tekrar oturuyorum. Çay fincanını başka bir odada unutmuş oluyorum, onu almak için kalkıyorum. İçerideki odadaki perdelerden birtanesinin altı sökülmüş. Bir iğne ve iplik tutan el değmesi gerekiyor bu perdelere. Ellerime bakıyorum. Hiç oralı olmuyorlar. Zaten iğne ve iplikle arkadaşlıkları hep sorunlu olmuştur. Ya iplik dolanmıştır parmak uçlarına, ya da iğne batmıştır. Başparmağın bileğe bağlandığı yerde bir kalem ucu duruyor. Nasıl ve ne zaman battığını hatılamıyorum. Ancak yıllardır orada duruyor.


Ezan okunuyor bir yandan. Uçak sesleri, araba sesleri ve ezan sesi birbirine karışıyor. Hiç kuşların sesi yok. Bu saatte uyuyor olabilirler mi? Saat 21:45.
 
 
İstanbul’un bu akşam çok işi var. Atılması gereken kitaplar var. Onlarla vedalaşacak. Herbiri gidilip tek tek alnmış. Nereden alındıklarını bile biliniyor. Şimdi onlarla nasıl vedalaşılacak. Bir insanın yazması, eşyalara, nesnelere, insanlara bağımlılıklarını da artırıyor. Çünkü daha detay bakıyor onlara. Kimsenin görmediği ayrıntılarla görüyor yüzlerini.  
 
 
Şehre bakıyorum bir yandan tepeden. Bütün şehrin ışıkları yanıyor. Kimbilir neler yaşanıyor bu çok ışıklı evlerde. Biz buradayız, varız, hayattayız der gibi.
 
Sen bilirsin..
 
 
Dokunmuşsundur hayata.
 
Söylesene var olmak nasıl bir şeydir?
   
   270 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :