Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Her şeyi, adımı bile ...
Tolstoy'un Bisikleti
Sana da Tuhaf Gelmiy ...
Bir İnsanın Aştan Ca ...
Dinmedi Gece
Zamansız
sadece bir paragraf
ikimiz
değerin anlamı
orkideler
İnsan Neler Yapar Neler Y ...
Yağmur Yağıyor
Martılar.. Martılar..
Sessizlik
Kör Olmamak Gerek
belki sana yazarım uğradığım bir şehirden, aşk durdukça, aşk, laboranite, yemek, vapur ve tren, şiir, kirazım, mektup, tümü

Şu an sitede 21 kişi on-line
Bugün 5,333 ziyaretçi 
Toplam 15,081,837 ziyaretçi 
 
 
   
  Kaymak Ağacı
  11.06.2019 - Umut
   
 



Sabah ezanını duyduğumda dışardaydım. Dut ağaçlarını izliyordum. Öyle sakin, öyle geniş geniş duruyorlardı ki bir süre ben de onlarla durdum. Ne kadar kocaman büyüyorlar. Yeşil küçük papağanlar aradan çıkıyor. Kargagiller ailesinden saksağanlar o boğuk sesleri ile dertlerini anlatıyordu. 

Seni düşündüm bir an. O şimdi ne yapıyordur diye. Acaba uyandın mı? Nefes alıyormuydun hala. Dutlara sordum. Uyanmış mıdır iyi midir dedim. Ne garip bir dünyada yaşıyoruz değil mi? Dutların diline düşmüşüz. Bazen oluyor işte böyle. Sonra malta eriklerinin arasından geçtim. Vişnelerin, kasımpatıların...

Yaseminlerin önünde durdum. Kimsesiz görünümlü, yalnız takılan ilginç bir köpek var buralarda. Çok ağırbaşlı. Öyle koyvermişliği de yok kendini. Yerde oturuyor ve kalkacaksa, önce bir ayağını kaldırıyor. Sonra yavaşla diğerini sonra öbür ayağını en son sol arka bacağını. Birbirimizi sürekli görürüz. Ne o ilgilenir benimle ne de ben onunla.

Devam ediyorum yürümeye... Kaymak Ağacının yanında soluklanacağım. İncirlerde kesiliyorum. Dönüp duruyorum etrafımda onlara bakarken. Karşıda belediye görevlisi yerleri süpürüyor. Bir o var sokakta bir de ben. 

Martıların sesi karışıyor incir yapraklarına. Bir an hayal mi gerçek mi diyorum. Göz alabildiğine incir olmak böyle bir şey demek ki. Kargalar… yine kargalar var.

Zamanın ezici yıpratıcılığı karşında bir sen kalmışsın görkemli. Senin öyle çok yüksek duyguların yoktur. Bazen bal kavanozuna girmiş ekmek gibi görürüm seni. Bilgi kırıntısına hasret yaşar mı insan. İşte sen öylesin. Bazen kütük gibi olur, beklersin. Anlamsız bir heyecanla başkalarının hiç umurunda olmayacak bir sırrı saklar gibi karışırsın hayata.

Saate baktım..Kaymak ağacında soluklanma zamanı gelmişti.

   
   299 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :