Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Her şeyi, adımı bile ...
Tolstoy'un Bisikleti
Sana da Tuhaf Gelmiy ...
Bir İnsanın Aştan Ca ...
Dinmedi Gece
Yazılarımı kaldırmalısın
yazar
yazılarım hk...
yazılarım hk...
yazılarım hakkında
İnsan Neler Yapar Neler Y ...
Yağmur Yağıyor
Martılar.. Martılar..
Sessizlik
Kör Olmamak Gerek
mektup, röne park, sevgi, istanbul, semt, bursada inegölde bir akşam, günlük, günlüğüm, bakımsız, tümü

Şu an sitede 15 kişi on-line
Bugün 2,373 ziyaretçi 
Toplam 15,099,039 ziyaretçi 
 
 
   
  Kimse mutlu değil
  20.04.2019 - Umut
   
 

 
Kimse mutlu değil
Zor günler
Belki daha da zor geçecek
Belki herkes birbirinden nefret edecek
Ama alnından öpecek bir yerlerde hayat
Etini kemiğinden alacak
Nehirler yeniden akacak

   
   271 kez okunmuştur. Yorumlar (4) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 4 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2019-04-23 06:18:40
İsim : necmi dayan
Başlık : Mutluluk oyunu
Yorum : Gestapo yelleri esmeye başlayınca ; eskiden olsa bireysel mutluluğu savunurdum ama Gestapo' nun ucu bula bula beni bulup, benim nadide kıçıma kadar sokulunca, toplumsal mutluluğu savunur oldum son yıllarda.

İki müdür bellerinde silah işçi çıkarmaya başladılar. Patronlar doğulu insanlar. Bazı doğulu insanlarda tuhafıma giden duygular vardır. Mesela Eziklik Duygusu...Oysa zamanında İşçi Sınıfı ezmemiştir sülalerini. Kimlerin Ezdikleri kimlerin ortadan kaldırmayı amaç haline getirdikleri belliyken, şimdiki bebeleri paraya kavuşunca özellikle etiket sahibi ve Atatürk düşüncesine sahip olunca ve biraz ekonomik krizin etkisiyle yaptıkları ilk eylem bu. İki müdür bellerinde silah işçi kovalamaya başladılar...Köpek bu müdürler. Kısaca Yalakalar...

Köpekleri belki bundan ötürü sevmiyorum. Kedi gibi değiller. Dalkavuklar ve Yalakalar...Kedinin anı şanı vardır. Bağımsızdır...

Yani illaki Deniz Gezmiş ol. Toplumsal Mutluluk uğruna sistemin temeline dinamit koy...Sonra da ipe kahramanca yürü ve cellatına de ki; çekil yoldaş kenara. İpi boynuma ben takarım...

***
Bir toprağın üzerinde oturunca, etin ve kemiğinle salt. Bir gökyüzü kalıyor bir de sen. Soruyorsun sonra, geride ne var. Geride hiç bir şey yok. Biz varız sadece.

Bir süre hiç kıpırdamazsak böcekler, karıncalar, tüm hayvanların ekosistemi içerisinde bir yiyecek parçası olacağız birazdan. Sonra, sora toprağa karışacağız.

Mutluluk bir beslenme sanatı olabilir ancak. Gözlerimizin içine sevgi eken. Çatlayan ellerimize merhem süren. Uyanmayan sabahlarımızı uyandıran.

Mutluluk yeşeren, yeşerten, acıyı da sevinci de boğmayan bir şey olmalı.

Güne uyanınca insan ötesine berisine bakıyor. Bİr su aygırı gülümsüyor mesela. Sen de gülüyorsun. Demiyorsun ben su aygırımıyım. O gülümsediği için gülümsüyorsun.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-04-23 06:38:33
İsim : necmi dayan
Başlık : Desek...
Yorum : 1924 yılında Atatürk ve arkadaşları Meclis de Anayasa Maddelerini konuşuyorlar. Gele gele Cumhurbaşkanlığı seçimlerine sıra geliyor.
Rahmetli; arkadaşlar cumhurbaşkanını siz mi seçerseniz halk mı seçsin? Arkadaşları da toplumsal mutluluk yandaşları olmalı ki hep bir ağızdan halk seçsin derler...Rahmetli düşüncelidir. Derki sayın vekiller halk seçerse bu güne kadar vermiş olduğumuz mücadele bağımsızlık demokrasi cumhuriyet için mahsurludur bu durum. ( Atatürk' ün düşüncesinde halkının okuma-yazma oranı geçiyor olmalı ) Nedenine gelince halk tarafından seçilen kişi hastalığa yakalanır. Nedir bunlar?
Tek Adam-Başkan-Diktatör hastalığı...Bu nedenle siz vekiller seçerse daha uygun olur...

Rus kadını ev de kütüphane yok mu diye soru soruyor?
Halk oylamasına sokulan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde demek ki; yüzde ellinin evinde bırakın kütüphaneyi tek bir kitap bile yoktur...

Toplumsal Mutluluk mu?

Ama önce okuma oranı desek diyorum yani...



Dikta rejimlerinde basit bir gerçek ve ortak nokta vardır; önemli günlerde Balkon Konuşmalarına çıkarlar.
***
Toplumsal mutluluk endeksimizin toplumsal okuma endeksiminizin artması ile yükseleceği muhakkak.

İşte bu

Bana umut veriyor. Çünkü aç toplumların tokluklarının da en büyük dayanağı bu olacak.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-04-23 10:50:55
İsim : necmi dayan
Başlık : umutlar
Yorum : Evet uğursuz Necati aradı yok ben aradım. Her zamanki gibi tıkınıyordu. Sabit işçi oldu sonunda.
Kulaklıktan kulağıma şapırtılı sesler geliyordu. İşte o seslerin arasından güldü. Seninkiler dolaşıyor dedi. Sonra da piç kurularını ekledi. Elbette müdürcüklerdi bunlar. Eziklerin dal kavukları.

Güzeldiler. 23 Nisan bebeleri. Türkmenler Suriyeliler ve bizim bebeler...

Gülümsüyorlardı şarkılarla...
****
Bir ağaç gibi yeşeriyorsun
Toprağa köklerini salarak
Bahar geliyor çimlerin üzerine
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-04-23 13:14:41
İsim : necmi dayan
Başlık : efendi mi?
Yorum : Ama neden vermem gerek. Hatta nedenler. Bu düşüncemi pekiştirmek için kapıya kilit vurup yüz metre ötedeki tütüncüye gittim. Beni yerimde bulamayan müdürlerin geldiğimde tepkilerini görmem lazımdı.

Bazen bazı insanları öfkeleri ayakta tutar. Bu öfke denen duygunun ne zararlı bir gerçek olduğunu aklı başında her insan billir.

Yazıdan uzaklaştığım günlerde saatlerce Tusunami görüntüleri izledim. Yıkımlar çığlıklar kabaran alçalan sular suların caddelerde ve sokaklarda bıraktığı izler...Belki de
doğanın intikamı...insanların sığınacak yer aramaları sürüklenmeleri oraya buraya çarpa çarpa ölmeleri...

Müdürler gelmemişlerdi. Nedenleri yoktu. Bazen bu denli işime saygı duymasaydım diye hayıflanırım..

Ama Necati haklı...sen bize benzemiyorsun. Onlara hiç benzemiyorsun...efendi olmanda ayrı tabi...sana bulaşmazlar...

Sadece bunun için mi?
***
Zaman, birazcık zaman. Sadeleştiremediğimiz anlar için...

Kimbilir sürüklenenler sadece ve sadece öfke nöbetleridir. Oysaki öfkeyi yaratan, onun en büyük panzehirini de yanında taşır. Büyük yıkımların sonrasındaki o derin sessizliktir.

Sabah vurduğunda yüzüne, tek bir ana kilitlenen insanların o inanılmaz gözleri.

Büyüyen sadece büyüyen...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.