Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Güzel Fikir
Günaydın Yazıları
Aşk
Doğru nedir?
Sen Hocasın İstediği ...
Güzel Günler
İstanbul, 5 Haziran ...
Ayak Bileği Burkulun ...
....
Gün Ağarırken
Zurnanın müziği
kapris çekemem
temiz demokrasi...
Kız Nasıl İstenir?
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
"günaydın"
Gel
beni sevmezsen ağacı sev, sabah uyandığınızda, yeniden yaşam, şems ansızın gelir, en çok satan romanlar, aşkın tanımı, en fazla satan kitaplar, 2011 en çok satan kitaplar, bakımsız, fark tümü

Şu an sitede 4 kişi on-line
Bugün 555 ziyaretçi 
Toplam 13,610,858 ziyaretçi 
 
 
   
  Sen Hocasın İstediğin Yere Yapabilirsin
  25.06.2018 - Günlüğüm
   
 

Ege Cansen Yazmış "Öküz Nereye Sçr"

Öküz (dişisine inek deniyor) bu; ne zaman sindirim sistemi tahliye emri verirse oraya sçr. Oranın nadide ipek halılarla kaplı bir saray salonu veya bir hastanenin acil giriş kapısı veya bir cami avlusu olması fark etmez. Sıkışmışsa, oranın içine eder. Öküzün, medeni yaşamın temel kuralı olan “üçüncü şahısların” yani “kendisini tanımayan veya kendisinin tanımadığı” kimselerin haklarına saygılı olmak gibi bir kaygısı yoktur. Her hayvan gibi o da tam bir bencildir. Eğer inekse, belli bir süre yavruları için fedakârlıkta bulunur. Öküz ise onu da yapmaz. En iyi otu yer, en kolay yere sçr.

BİZ ÇALILARIN ARKASINA GİDİYORUZ

ODTÜ'de mimarlık eğitimi alan bir arkadaşım vardı. Antika bir çocuktu. Gerçi daha sonra okuyup mimar oldu ama 1961'de üçüncü sınıfa geçmeden “Yedek Subay Öğretmen” olmak için okulu bırakmıştı. Bir yıl sonra İstanbul'da buluştuk. Askerliği bitmişti. Ben onun yedek subay öğretmenlik maceralarını dinlemek için sabırsızlanıyordum. Kendisine “Bana ilk gününü anlat” dedim. Ücra bir köye tayini çıkmış. Muhtar onu karşılamış. Okul denilen bina, iki kapalı mekândan ibaretmiş. Biri dershane, diğeri öğretmen evi denen bir odaymış. Köye geç saatte vardığı için hemen yatıp, uyumuş. Sabah kalkınca dışarı çıkıp helâyı aramaya başlamış ve bulamamış. Tam o sırada elinde ibrikle muhtarın geçtiğini görmüş. “Muhtar! Helâ nerede diye seslenmiş.” Muhtar da “Biz çalıların arkasına gidiyoruz; ama sen hocasın, istediğin yere yapabilirsin” demiş.

Tuvalet ihtiyacının karşılanması bir zorunluluktur. 17 Ağustos 2011'de Fransız sinemasının yıldızı 62 yaşındaki Gerard Depardieu, Paris-Dublin seferini yapan uçağın kalkışı sırasında çok sıkışınca idrarını tuvalete gitmeden yolcuların gözüönünde koridora yaptı. Depardieu’nün çok içtiğinin anlaşıldığını ve hostesin çok şaşkın olduğunu anlatan yolcu, "Yapacak yorum yok, herşey nezaket içinde oldu bitti, diyecek bir şey yok. Bay Depardieu yerine oturdu, biz de uçağın temizlenmesi için havaalanının park alanına döndük" diye konuştu.

Her şey doğal seyri içerisinde ya da nezaket içerisinde gerçekleştiğinde Fransız yolcunun yada muhtarın karşıladığı doğallıkta karşılanabilir gözüküyor. Nezaket kuralları yılıkdığında, o hoşgörü de ortadan kalkıyor.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr

   
   586 kez okunmuştur. Yorumlar (5) - Yorum yaz! - Etiketler : ege cansen, öküz, hoşgörü, nezaket
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 5 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2018-10-06 05:22:26
İsim : önemli mi...
Başlık : mertebe
Yorum : günaydın...

.......demesem olmaz. zaten benim için fark etmiyor. Öküzlüğümü yazıyla sözle teyit ettim...

Ege hanımın sorununu düşünmeye gerek görmedim. Belki çıktığı adam ya da uzaktan gördüğü adam ya da hoşlandığı adam pas vermemiş olabilir. Öküz konusu bilindik bir konu. Üstelik bazı adamlarında hoşuna gider kabullenir öküzlüğü...şimdi ben dahil bir kadın için ne diye alışkanlıklarımdan vaz geçeyim? Geçmem için kadına tanrı gibi tapmam lazım. Öküzlüğüme çeki düzen vermem lazım...Hadi gerçek öküzlerin sıçtığı gübre her yere giriyor. Tezek ve toprak gibi...İnsan öküzler için durum farklı. Türkiye Cumhuriyeti' inde metropollerde geniş caddelerde parklarda sıkıştığınızda hela wc tuvalet gibi yerlere ulaşma olanağınız hemen hemen çok uzak bir olasılıktır. Örneğin hanımızla parka gittiniz. Acayip sıkıştınız. Parkta tuvalet var. Ama o tuvalet parkın öteki ucunda. koskoca parkta bir tuvalet. Hadi o tuvaleti buldunuz. Koşa koşa gittiniz. Aaaa tuvalet kapalı...Ne yapacaksınız?
Öküz kadar adamsınız ya...Ucuna gelmiş. Tenhaya gitme zorunluluğunuz var. Küfür ede ede ana avrat dümdüz gide gide artık bir ağacın dibine ya işersiniz ya da sıçarsınız...

Şimdi yanlış bilmiyorsam batı da topluluk içinde veya ortamda geğirmek kötü bir alışkanlık. Osurmak galiba serbest. Bahane de hazır.
Medeni bir bahane. Kötü hava dışarı çıktıııı...Doğal bir durum...

Gerard için durum bu. Hoş görü...Biz de Türk erkeği uçakta böyle bir şey yapsa , öküzoğlu öküz olur ama...

Başıma gelmedi değil. Geldi. O kadar sıkışmıştım ki anlatamam. Eve son an da yetiştim. Son anda tuvalet kapısının kolundan tuttum. Tutmaz olaydım. Tuvalete girmeme bir adım kala altıma işedim. Aman ne rahatlama ne rahatlama anlatamam...Sıcak sıcak...

Ama durum oraya gelene kadar; kahveye girdim tuvalet kapalı dedi çaycı. Camiye gittim. Namaz vakti gelene kadar kapalı dediler. Pastaneler çok hijyenik ya almadılar....Allahtan küçüğüm gelmişti.
Ege hanım dua etsin büyüğüm gelseydi ne yapardı kim bilir? Paçalarımdan artık parça parça inen bokları görseydi...

Hadi ben öküzüm. Ya tuvalet kapılarını açmayan hıyarlara ne demeli?
Öküzoğluöküzler demeli dimi...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-10-06 11:49:09
İsim : önemli mi
Başlık : hak
Yorum : Konu aslına bakarsanız çok ciddi.
Samimiyetle belirtiyorum. Konu; İnsan hakları evrensel beyannamesine girmeli.

vaktim olursa yazmaya çalışırım.
Takozla ancak bu kadar oluyor.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-10-07 08:03:39
İsim : önemli mi
Başlık : temiz demokrasi...
Yorum : günaydın...

kahvaltı için erkendir. Benim içinse erken demek abes olur. Kahvaltımı yaptım. Tuvalet ihtiyacımı giderdim. Traş olup duşumu aldım ve yarın akşamki şirket toplantısı için kara kara düşünmekteyim/yiz...Yönetim değişince yeni yönetimde genellikle radikal kararlar alıp ( sert-acımasız)
biz ofis çalışanlarına aldıkları kararları bizlere danışmadan kibarca dayatmaya çalışırlar...Çünkü bizler onların beyinsizliklerinde ( zeki olduklarını sanırlar ) beyinsizlerdeniz. Düşünme kendi başımıza karar alma-verme aşamasına gelmemiz onlar açısından felaket olur...

Bu kahrolası dünyada durum hiç mi değişmez? Yani şu görünmez göremediğimiz ibre ne velet bir şeyse halk tabakasına tenezzül edip inmez mi dönmez mi?

Ulan geçmişimi si.tiğimin kapitalizm dedikleri bu olsa gerek. Yani bazı adamların tuvaletleri bile gittikleri yerlere götürülür. Çarşafları yatakları vs...hatta yedikleri yemekler bile...Neymiş DNA tespiti yapılmasın. Zayıf yanları bilinmesin. Bilinirse zehirlenirler kim vurduya giderler...Bunları halk seçsin sıçtıkları işedikleri saç kılları göt kılları çarşafları aklınıza ne gelirse her şeyleri altından daha değerli olsun.

Var mı böyle bir dünya? Var elbette. Halkın boku sidiği onları ne ilgilendirir?

Şu ünlü İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ ZIKKIMI HER HALTI YAZMIŞ AMA GELİN GÖRÜN Kİ BU HALTI MADDELERİNE İLAVE ETMEMİŞ...

Bunlar eşitlikten adaletten milli gelirden filan konuşurlar. Halk da bunları dinler....Alkışlar...

Halk! Haberiniz ola sıçtığınız bok akıttığınız sidik bile değersiz. Ben yerinizde olsam değil oy ne sokaklarından ne kapılarından ne de başka bir yerlerinden geçerim...

Taban taban diyorlar ya! Alın taban size...Sıçtığımız bok-sidik ne zaman onların boku sidiği kadar değerli olur eşit olur o zaman tamam deyin demokrasi yoluna çıktık...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-10-07 17:51:58
İsim : önemli mi
Başlık : kapris çekemem
Yorum : sabahki yazımı zahmet edip koyma. Zaten boşu boşuna günaydın diyorum. Günaydınlı bir yazıyı akşam koyunca komik oluyor.
   
Tarih : 2018-10-08 07:27:52
İsim : önemli mi ( necmi dayan )
Başlık : Zurnanın müziği
Yorum : Genellikle profesyonel yazı yazanlar yazım işlerini bitirdiklerinde oh be kurtulduk naraları atarlar. Bir çeşit orgazm gibi de düşünebilirsin.

Benim gibi gelişine yazanlarda vardır. Lafın nereye gideceğini bile bilmezler. O an onlar için sadece o andır ve yazarken, aslında pişmandırlar da. Sanki çok kayda değer sırları varmış ifşa oldum aşamasındadırlar. Sevmezler aslında yazmasını. Bazıları şöyle düşünür; paylaşın gibi...Sorun paylaşım değildir oysa. Nasıl olsa dertleşmek konuşmak hatta suskun kalmak bile paylaşımdır...

Bazı yazarlar kendimle kavgalıyım der ve henüz bitmedi kendimle kavgam. İşte bu nedenle yazıyorum. Haklı olabilirler.

Oysa bir de sorun yaşamayan tipler vardır. Yani kendisiyle kavgalı olmayan ama yazı yazmasını da sevmeyen tipler...Bu tiplerin karınları toktur. Maddi sıkıntıları yoktur. Yani yazma onlar için belki de; hiç sıkılmadıkları ya da hiç öfkelenmedikleri ve bu duygulardan bihaber oldukları için, birader hem öfkeyi hem de sıkılmayı tanımak istedim.
Bırakında o kadar olsun. İşte öküzler sınıfına girenler. Sık sık yinelemişimdir; ulan senin ne işin olabilir bu alemde diye? Kendime sorduğum sorulardan biri budur. Ben bu soruyu ve bu sorunumu neden aşamıyorum?

Günlük iş hayatımda bir sürü insanla karşılaşıyorum. Ve bu insanların hepsine ayrı ayrı şerbet veriyorum. Nabızlarını normale döndürüyorum yeri geldiğinde minik bir espiriyle günlük sıkıntılarından kurtarıp bir kaç dakika da olsa tebessüm ettiriyorum...Peki tüm sorunum buradan mı kaynaklanıyor?

Evet olabilir. Neden olmasın? Bana kimse benim onlara yaklaştığım kadar sıcak yaklaşmıyor. Belki de o insanlarda bıraktığım izlenimim bu.
Onlarda uyumlu görünememek onlarla uyumlaşamamak. Buysa ötekileştirme gerçeğinin ta kendisi oluyor. Sayelerinde ötekileşiyorum ve yalnızlaşıyorum. Onların düşüncesinde düşünebilirlerse tabi şu oluyorum; orada kalsın. Güvenilir biri değil. Baksana neler saçmalıyor...

Dağın öteki ucunda kendimi ifade etmeye gerek görmem ve bu yanlışın içine zaten yanlış olacağı içinde kesinlikle düşmem.

Bunları neden yazdı diye düşünebilirsin? Küfür ediyorum arada bir. Bana kalsa noktalamam bile gerekmiyor...

Sağ mısın diri misin erkek misin dişi misin gerçek misin hayal misin benim derdim değil...Seni buradan tanıdığımdan da emin değilim...
Ama katısın bunu sezgiledim yani...

Erkek ya da dişi önemli değil. Önemli olan kapris...sıkıntı burada...ben bu kaprisli insanlardan ve özellikle kapalı kutulardan hoşlanmıyorum.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.