Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Mektuplar
Kuyruklu Yıldız
Yamalı Mektuplar
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Merhaba Çaydanlık
Sen...
Cennetimi Sana Verdi ...
Marché aux Puces Par ...
Bir mektup da sana: ...
....
Gün Ağarırken
Zurnanın müziği
kapris çekemem
temiz demokrasi...
Canım
Ayrılığın rengi
Artık kimse mektup yazmıy ...
Deli’mden mektup gelmiş
Sana Hasret
tümseklere alışma vakti, dünyanın en kötü başlangıcı, ekonomi, tatil köyü, antalya da tatil, aktüel, sevdiğimiz insanlar, seramik, vergi kimlik numarası bulma, telefon numarası bulma tümü

Şu an sitede 4 kişi on-line
Bugün 494 ziyaretçi 
Toplam 13,610,797 ziyaretçi 
 
 
   
  Merhaba Çaydanlık
  13.05.2018 - Mektup Kutum
   
 

Merhaba çaydanlık,
İşe geldim.
Perdeleri açtım
Pencereleri araladım.
Masaya bardağı koydum.
Senin aydınlığını koydum.
Fesleğenleri ve Maydanosları koydum.
Gülümsüyordun, gamzenden aşırıp ufak bir parça koydum.
Eflatun orkideler kapı arasından bakıyordu
Onlara gülümsedim.
Çalışmaya başladım.
Atladığım bir ayrıntı olabilir mi diye baktım.
Hayır yoktu.
Şimdi gelelim söyleyeceklerime;
Çok üzgün olarak belirtmek zorundayım ki,
Onlar, senin elbiselerin değildi.
Senin olsa tanırdım.
Sen ikinci bir elin değdiği bir satıcıdan alırsın mutlaka elbiselerini.
Başkası olsa burun kıvırır da,
Sen giyilmişlik yaşanmışlıktır dersin.
Ötene berine oturdu mu,
Yıkayı verir geçirirsin üstüne.
Kırk yıllık elbisen gibi de sahiplenirsin üstelik.
Herkes sahiplenmez bilirim.
Zordur yani.
Sokak derler, ayırırlar bir kenara.
Oysaki sokaklar beslemiştir onları.
Çöpleri iki gün kapıdan alınmasa kurtalacaktır mahalleleri
Hani senin çok sevdiğin Limon ağacı var ya.
Ona bakarken düşündüm bütün bunları.
Sana ait olmayan duyguların da esiri olma çaydanlık.
Hayat gerçekten kısa.
Biri beni eleştirirse onu başımda taşırım.
Biri beni taşlarsa taşlarını ayıklarım.
Biri bana gülerse ben de gülerim.
Gördüğün gibi birinde biraz daha emek harcıyoruz ama, 
Oluyor işte.
Gelelim elbiselere.
Vallahi olmamıştı.
Yoksa der miyim hiç, bu elbiseler senin değil.
Özlüyorum ben seni ne yapabilirim.

   
   798 kez okunmuştur. Yorumlar (11) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 11 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2018-05-13 16:14:10
İsim : konuk
Başlık : sabır edin
Yorum : içine seylan çayı karıştırılmış çayımı yudumluyorum. Bir yandanda erdemli olmanın anlamını düşünüp duruyorum
çaydanlık yazınızı okurken. Yine dedim birileri kızdırmış sinlrlendirmiş olmalı çok değerli sayfa sahibini...bana öyle geldi ki sanki yıllar önce yaşadığız sıkıntıların hayal kırıklarının acısını böyle tuhaf yazılar
yazarak sizi kızdıranlardan lntikam alıp rahatlıyorsunuz. Gerçi beni alakadar etmez sayenizde ufkum açılıyor ama samimiyetle belirteyim üzülüyorum. çok mu fazla mı oldum?


şimdi?

***
Yok be Hayat
Bir satırımda kızgınlık, kırgınlık yok hiçkimseye karşı hemde
Benim lügatım da yok ki öyle şeyler

Bakma sen oluyor arada gökten buluttan filan geliyor.
Doğa olaylarına karşı insan bir şey yapamaz ki
Yağmur yağma mı diyeceksin
Şimşek çakma mı diyeceksin

Şayet yazdığım yazıda böyle bir duygu veriyor isem
O da benim acizliğim
Bir okuyucu olarak maruz görünüz

Şimdi?

Şimdi güller akıyor karşımdaki mavi duvardan.

Paris yazısı yazıyorum.
Damarları olan..
Ne zaman biter bilemem
Bir gün mü bir hafta mı bir ay mı artık..
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-05-13 16:32:59
İsim : konuk
Başlık : çaba
Yorum : Durum çok vahim hal almaya başladı. Egolarınızdan kurtulmalısınız. Böyle giderseniz ciddi anlamda okuyucunuz varsa bence kaybedersiniz. Sanki tüm meseleniz benmişim gibi yaklaşımlarda ve blr şeylere benzetmekten de zevk aldığınız ortada dururken duygusal açıdan bakıldığında kazanımınızın olmayacağı kesin. Sanırım değişmeye de niyetli değilsİniz...Ben sizin rakibiniz değilim. Ben sayfanıza karınca kararınca yazı kondurmaya çalışan biriyim.
Siz beni 100 metre koşucusu mu sandınız?

***
Ölürüm ben sana ya
Çok güzelsin çok
Yok ben seni 100 metre koşucusu olarak sanmıyorum elbette

Mazallah öyle koşu moşu derken
Bir şey olur başına bir şey gelir
Kahroluruz

Okuyucularım beni bilir
Bırakır mı onlar ya
Gece kabusları olurum
Canlarını çıkarırım
Var mı öyle bırakıp gitmek
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-05-13 16:57:19
İsim : Masal
Başlık : Bazen
Yorum : Bir şey oluyor ve sistemin çarkları sizi de içine alıveriyor.Bir bakıyorsunuz bir kaşınız ,iki gözünüz,bir parmağınız çarkın içinde dönmeye başlıyor.
Üstünüze yakışmasa da o elbiseleri giyiveriyorsunuz anlamadan üstünüze.yakışmıyor değil mi? Ama insan özüne döner tekrar.Dişlilerden kurtarır yakasını,paçasını.

Senin yazdıklarına gelince delicim,
Kelimelerin benim günışığım,
Bahçemdeki zetin ağacım.


Eleştiriler komik olunca gülüyor insan
Hani böyle eleştireceksen adam akıllı eleştireceksin.
Komik olınca olmuyor.

İnsan okuyucum olsum derdiyle yazmaz zaten.
İçinden geldiği gibi yazar.

Özlemek bu çok uzun bir mesele.
İnsanı süründürür.
***
Biz çocukken masallar dinlerdik
Saatlerce bitmeden usanmadan anlatırdı masalcımız
Kimi zaman anlatıcımız bir nineydi görmüş geçirmiş
Kimi zaman bir dede yılları devirmiş
Ben en çok zervatçının anlattıklarını severdim
Tek tekerlekli arabasındaki her bir parçanın büyülü bir hikayesi vardı
Sonra büyüdük
Masalları yıldızlar anlatır oldu
Gökyüzü
Şimşekler
Çınarlar
Hani sokağa çıkıyorum ya
Ne zaman yeşile bulansam
Sen kokuyorsun
Ben de masal oluyorum
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-03 06:37:18
İsim : önemli mi
Başlık : tansiyonsuz yaşamak
Yorum : İlginç bir yaklaşım var mektup kutunuzda. şeytanın usuna gelmez ama bu "merhaba çaydanlık" ismi bana rahmetli annemin nasihatını hatırlattı. ne zaman hatunlardan söz açılsa sen ötekilere ( biraderlerlerden bahsediyor ) benzemiyorsun derdi. unutma onlar hatunların kucağında oturan şeytanı görmediler yavrum. görselerdi biri banyoda kırdığı şişeyle intihara kalkışmaz ( affettirecek ya kendini-acındıracak ) öteki o kırık bacağıyla karşı apartmandaki imam nikahlı güzel hatunla geceleri kovalamaca oynamazdı. hala şaşarım ulan nasıl beceriyordun kalçana kadar sıvanmış alçıyla o işi! ( av dönüşü vosvageni çukura yuvarlamıştı ve arkadaşlarıyla yaralanmıştı. bizimkinin biraz ağırdı ve sol bacağı kalçasına kadar alçıya alınmış dört ay koltuk değneklerine esir olmuştu ) ama sen gördün dimi evladım. kadının olduğu yerde şeytan gülümser sakın kanma emi...kanmam anne amma da yaptın derdim.

çaydanlık; ben sadece doğranmış çay demlenir diye düşünürdüm. bakın çaydanlığa neler neler yapmış...yine gülümsedim. aslında gülmemin nedeni bana şu peşinci bakkaları anımsattı. etiket asarlardı hatırlarsınız.
veresiye verenin hali peşin verenin hali gibi. giyinmişlik nedir kuzum?

annemi bu sabah çok anımsattınız bana. Allah ne muradınız varsa versin...şöyle derdi; evladım ne diye bu kadar dağınık giyiniyorsun? bohemlik hoşuna mı gidiyor? bak o giysilerine dünya para veriyorsun.
tişörtlerinin boyun kısımlarını kesiyorsun lakoslarının yakalarına bıçakla
tecavüz ediyorsun ya o kotların hep tükenmez kalemle yazdığın yazılarla dolu. vaallahi çıkmıyor senden bu bohemlik hastalığı. abilerin gibi olsan ya ne olurdu sanki? hala da öyleyim. dağınık yırtık pantolonlarım kalp işaretleri eciş-bücüş yazılarla doludur...ama tüm bunlardan bana ne dediğinizi duyar gibiyim...ben senin bohemliğinden bahsetmiyorum ki...
yazıda derin anlamlı şeylerde var geri zekalı beyinsiz de dediğinizi duyar gibiyim...mesela küçümser alaycı yaklaşımlarınızda var kuzucum. bakın ne demişsiniz

Şimdi gelelim söyleyeceklerime;
Çok üzgün olarak belirtmek zorundayım ki,
Onlar, senin elbiselerin değildi.
Senin olsa tanırdım.
Sen ikinci bir elin değdiği bir satıcıdan alırsın mutlaka elbiselerini.
Başkası olsa burun kıvırır da,
Sen giyilmişlik yaşanmışlıktır dersin.
Ötene berine oturdu mu,
Yıkayı verir geçirirsin üstüne.
Kırk yıllık elbisen gibi de sahiplenirsin üstelik.

yani burası da burjuvaca olmuş. burjuvavari gibi bir şey olmuş...

iyiki bunları üstüme almıyorum... şimdi de dersinizki alsan ne yazar?
almasan ne yazar...alsamda almasamda zorunlu olarak bohemliğimi hiç sevmediğim halde anlatmış oldum...üstelik neme gerek benim dimi?

bu konuk da kim? üzülüyorum filan demiş...ulan orhan baba mısın bir teselli bir teselli...sizde bu günlerde... hayır kendimi acındırmaya niyetim yok....

elmalı sirke içiyim. bu gıcık hala var....
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-08 13:01:57
İsim : Önemli mi
Başlık : Mektup önemlidir
Yorum : 1979 aralık tarihli mektup; tanımadığım bir kadın tarafından, anladığım kadarıyla kendisine bir elvadayı bile çok gören sevgili aşkına pembe bir kağıda kurşun kalemle; belli ki büyük bir üzüntüyle yazılmıştı ve bu son mektubu olabilirdi. mektup kitapçıları dolaşırken bir şiir dergi sinin sayfaları arasından çıktı. o gündür bu gündür mektupların ciddiyetle yazılmasını hep önemsemişimdir.
   
Tarih : 2018-09-08 19:41:17
İsim : önemli mi
Başlık : Demir leydi
Yorum : Birileri ( ben ya da başkası) bloğunuzda ; iyi veya hoşunuza gitmeyen bir şeyler bırakıyorsa, sevinmelisiniz. Mesela " Çaydanlık" düşündücü. Kesinlikle mektup değil. Sayfanıza samimice bırakılan bir yazıya son derece kişisel verdiğiniz bir yanıt. Oysa o yazı ziyaret edenler tarafından eleştirilseydi bence hiç sakıncası olmazdı. Anladığım kadarıyla duygularınızın tutsağı olmuşsunuz. Olabilir. Keşke sizde sokaklardan çöplüklerden beslenseydiniz. Dengim olurdunuz. En azından bana ılımlı sevecen gelirdiniz. Ama gereksinimiz yok. Siz kendinize yetersiniz.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-08 22:37:15
İsim : önemli mi...
Başlık : iş işte
Yorum : 1990 haziran...o yıllarda tanınmış bir mobilya mağazasında muhasebeci yardımcılığı yapıyordum. bir gün pazarlama müdürü tarafından çağrıldım. Samsun yolu üzerindeki fabrikanın arazisi içinde ayrı bir yerde kurulan sade gösterişsiz tek katlı bir kaç odalı bahçeli bir yapı vardı. işçiler beni tanırdı. öğlen yemeğindeydiler. ağaçların altına kurulmuş masalarda bir kaç öğünden oluşan yemeklerini yiyorlardı. selamlaştık. o yapının giriş kapısı açıktı. dar bir koridorun tam karşısındaki odanın kapısı da aynı şekilde açık bırakılmıştı. Müdür bir takım evraklara eğilmiş elindeki kalemle her halde notlar yazıyordu. ben kapıyı usulca tıklattım. başını kaldırdı. gülümsedi. gel gel çekinme dedi. içeri girdim. İstanbul' da akrabalarım olup olmadığını sordu. ölmedilerse dedim amcalar var dedim. o halde dedi sana işimiz düştü. karşısındaki koltuğa çökmemi eliyle işaret etti. çöktüm. Samsun paketinden bir sigara uzattı kibarca almayım dedim. sigaradan bir nefes aldı. dumanı yuttu sandım. yutmamış. yerinden kalktı açık pencereye doğru yürüdü. çok dik yürüyordu. pencerenin dış pervazına elleriyle tutundu. sonra bir şeye karar vermiş gibi, sana güveniyoruz. dürüstsün dedi. masasına tekrar oturdu. çekmeceden iki beyaz zarf çıkardı. ikisini önüme sürdü. bunların birinde gideceğin adresler var. o adreslere gideceksin. kalan evraklarımızı senetlerimizi alacağımız ücretleri toplayacaksın. hepsinin bilgisi var. özellikle savsaklayan olursa not al. burayı arama. geldiğinde nasıl olsa hepsini öğreniriz. terslik yapan olursa efendi ol. saygıda kusur etme dümdüz gitseler bile anladın değil mi? anladım efendim dedim. ötekinde masrafların var. sana bir ay mühlet. akrabalarından kimse kalmamışsa bu da kalacağın otelin adresi...yarın akşam çıkarsın yola...izin istedim tam çıkacakken hay Allah dedi o ismini verdiğin hanımın Karagümrük İlkokulunda bir akrabası var. vaktin olursa uğra. merakını gider...bu da benden sana hediye olsun dedi...nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim....

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-09 09:32:47
İsim : önemli mi
Başlık : söz
Yorum : 1979 Aralık
bana can veren hayat suyum soluduğum soluğum dört mevsim doğan batan güneşim ocağım erkeğim aşkım bana kızanım aşkına uğruna ölürüm dediğin kadınına ekmeğine sana kendini sorgusuz sualsiz teslim edene neden kızarsın neden gönlünü o öpücüklerle boğduğum yüreğini kaçırırsın neden o gönlünü alıp da giderken bir tek kelimeyi benden esirgersin? sorarım hakkım değil mi yoksa?
bir Allahaısmarladık demeyi çok mu gördün çok mu kızdın bana?
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-09 10:07:04
İsim : önemli mi
Başlık : ara
Yorum : ( bu grip henüz yakamı bırakmadı. uçuk çıktı. bir o eksikti. ne suyun ne yemeğin ne de havanın tadı kaldı. ellerini oğuşturup gebermemi isteyenler sırada bekleye dursunlar. bu sineklerdende bıkmış durumdayım. elimi kolumu
sallamaktan dikkatim dağılıyor. inekler bu kadar betonla doldurursanız şehiri-şehriye çorbası çekti canım. Allahım bir şehriye çorbası limonlu olsa şöyle sıcak sıcak iyi olurdu.mektubun neresinde kalmıştık Ayşe hanım. ( kendisi yeşermeye devam ediyor. çam ağacı filizi olurda. ha evet. tamam. aferin iyi takip etmişsin kız.)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-09 13:05:35
İsim : önemli mi
Başlık : orta
Yorum : bana anlatılanlara kulaklarımı tıkamam gerekirdi. biliyorum bana olan güvenini
sarstım. ama yemin ederimki aşkımızı korumam gerekiyordu. o cadı emineye inanmamalıydım. dükkana geldi oturdu çayını içti. fosur fosur maltepesini içti..
kız nevin dedi duyunca bende inanmadım ama seninkini yengesinin kardeşiyle evlendireceklermiş dedi. inanmadım. inanmadım. o gitti.içindeki kızıl zehiri bıraktı. ben o zehirle başbaşaydım artık. inan olsun vallahi billahi inanmak istemedim. kitap üstüne el basarım. ama o şeytan o zehiri bırakıp gitmişti artık.

camlardan çok soğuk vuruyor. az önce annem geldi. hırka getirmiş. sırtıma attı gitti. parmaklarım uyuşuyor. kalemi zor tutuyorum. harfleri tanıyamıyorum artık. ama bu mektubu bitirmem gerek. keşke yanımda olsaydın. o iri ellrinle ellerimi ovalasaydın göğsüne yaslasaydın gülümseseydin. komik bir şeyler anlstsaydın ısıtsaydın yaksaydın beni. ah aşkım kötü olan ben değilim. o. emine var ya o işte...

( burnum akmaya başladı...)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-09 23:11:58
İsim : önemli mi
Başlık : sekme
Yorum : şimdide lambalar söndü. olacak şey mi bu? sokak lambasının cılız ışığı ancak kendini aydınlatıyor. ışığın çevresine toplanan kırağı taneleri tıpkı benim gibiler. erimemek yok olmamak için ışığın çevresinde yaşam mücadelesi veriyorlar. ah sevgilim benim bir görseydim seni şu kapıyı açıp uyuşan alnımı alnına dayasaydım ne olurdu ki sanki? neden ne yaptım da bana bu cezayı veriyorsun. bana duyduğun o ölümsüz aşka yerlere göklere sığdıramadığın aşka bak ne yaptın? beğendin mi yaptığını karanlıkta bir başıma yalnız bıraktın. kötüsün sen işte! kötüsün anladın mı? o kavgamızdan sonra neden peşimden koştun neden kapının arkasında sıkıştırdın neden kalbime dayadığım makası avuçlarımın arasından çekip aldın neden ağladın neden sımsıkı sarıldın neden neden neden? bıraksaydın da o makası kalbime soksaydım. ama bırakmadın ki! suçlu muydum? her kadın kıskanır kızar sinirlenir ama ben aşk uğruna senin uğruna sırf bana inan diye ölümü göze aldım...ah evet yalvardın tabii. inanma dedin. yok öyle bir şey dedin. dedin de dedin... olmuyor be aşkım. ben sana vurgun olmuşum olmuyor işte...o zehir geldi işte burama sinsice girdi... çok mu kötü davrandım sana çok mu beddualar ettim? ah o emine var ya gerçek suçlu o işte...onu öldürmeliydim önce onu gebertmeliydim o yılan dilini koparmalıydım kesmeliydim...o zehirini kusmasına izin vermemeliydim. hasta değilim ben anladın mı hasta değilim....evet mum lazım bana. bu mektubu bitirmem gerek. mum mum...şuralarda bir yerde olacaktı... evet işte boş vazonun içine atmıştım. yanında kibritte olmalı sanki...kanım çekildi gibi...evet evet işte burada. kibritte burada....annem alt kattan bağırıyor. kız daha yatmadın mı diye...yatsam ne yatmasam ne...idare idare...odun sobası var ama boş...
alt katta kömür sobası var. o da sabah akşam ikişer saat.. aynı kömür günde iki kez yanar mı be? onlara göre yanar aşkım...ama biz öyle olmayacağız. çocuklarımızı aşkımızı kışın gürül gürül ısıtacağız sesin mi geldi? sesin sesin sesin...insan bir Allahaısmarladık der be...
mumu yaktım. evet masaya yeniden çeki düzen verdim. kağıt buruş buruş olmuş. ben mi sıktım acaba? hatırlamıyorum ki...kıskanç değilim ben... ben seni sevenim seni koruyanım sana tapanım aşkım.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.