Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Kuyruklu Yıldız
Yamalı Mektuplar
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Merhaba Çaydanlık
Marché aux Puces Par ...
Bir mektup da sana: ...
Mektup
Mektup
istanbul çiçeği
arayış
düello paris
devamı olursa yarın...
Nazına
Canım
Ayrılığın rengi
Artık kimse mektup yazmıy ...
Deli’mden mektup gelmiş
Günaydın Reçel Kavanozum
öylesine, kumdan kaleler, çocuklar, günlük, amaç belirlemek, karar vermek, hedefe doğru, öykü, hikaye, vera tümü

Şu an sitede 8 kişi on-line
Bugün 3,121 ziyaretçi 
Toplam 13,002,372 ziyaretçi 
 
 
   
  Mektup
  30.04.2018 - Mektup Kutum
   
 

 Nisan ayı bitmek üzere güzellik. Baharın en güzel yanı geride kalıyor yavaş yavaş. Binlerce katmanı olan bir bütünün yarım yarım daireleri içerisindeyiz sanki. Öfkenin, hüznün, sevginin, nefretin, aşkın, yolculukların uzun uzun gerçekleştiği bir ay.

Bu aralar aşk ve tutku üzerine okuyorum. Bir de takıntılar.. Takıntıları gördüğünde kesin gülümsemişsindir. İsabetli olmuştur diye.

Çok fazla adım atılamayan, yol alınamayan açmazlar içerisinde olabiliyoruz bazen. Benim için biraz sık da olabilir. Önemli olanın iyi niyet olduğunu düşünüyorum. İyi niyetli isek yol alabiliriz. İyi niyetli isek birbirimize belkide başkalarına bir katkımız da olabilir.

Bambaşka hayatların birer yolcusu olsak da, senin gözlerinde bazen bakabilmek dünyaya olağanüstü. Bunu her zaman anlatamıyor olabilirim. Fakat yansıması böyle.

Biliyorsundur. Sabahları yürüyordum eskiden. Fakat yürüyüş saatlerini beşe almak bana iyi geldi. Tamamen dinginliği soluyorum. İstanbul'da trafik yok. Sabahın en güzel saatleri. Güneş doğmamış oluyor daha yürümeye başladığımda. Tek tük karşılaştığım insanlar birbirlerine günaydın diyor. Sadece insanlar değil, köpekler, kediler, martılar, kargalar ağaçlar da eşlik ediyor bu yürüyüşe. Hepsi "günaydın" diyor. Şehir insanının o kopuk hali yok bu yürüyüşlerde. Bir de sabahları belki bu aralardır bilemiyorum ufuk çizgisinin kaybolduğu bir sis oluyor. Gökyüzü ile deniz tamamen birleşik.

Şu ara ilgi alanımda ekmekler var. Sadece şekil formlarına uymadığı için ekmeklerin nasıl olur da çöpe atılmaması sağlanabilir üzerinde duruyorum.

Diğer gündem maddem öfke kontrolü. Nedersin öfkemizi kontrol edebilir miyiz? Öfke kontorülüne gereksinimin 30’lu yaşlarda azalmaya başladığını 55’lere dayandığında çok fazla azalabildiğine dair bir çok makale okudum. Şiddeti azalabiliyor fakat bunun için çok uzun süreçler gerçekleşebiliyor. Kişilerin bu konudaki adımları ise oldukça önemli.

Öte yandan her birimiz bir başka çeperde sıkışıyoruz. Hiç kimse ile oturup beş parmağın beşi ile ilgili konuşamıyor. Birinin birinci gün attığı adım. İkinci gün sınırı haline gelebiliyor. Bu nedenle giderek içe kapanan boğulan bireyler haline geliyoruz.

Sana mektup yazmama gelince, ben dağıldıkça sana yansımaları da olumsuz olabiliyor. O anki ruh halimin geçişleri gelip önünde dağılıyor. Yani diyeceğin o ki, yürüyorum ama eğri büğrü yürüyorum. O nedenle arada bir yalpalamalarım bundan. Sen aldırma. Nisan ayının son gününün keyfini çıkar. Bir dilimde bana ayır. Ne bileyim belki gelir ve bulur beni.

   
   184 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :