Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Güzel Fikir
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Doğru nedir?
Sen Hocasın İstediği ...
Güzel Günler
İstanbul, 5 Haziran ...
Ayak Bileği Burkulun ...
Nefes
.......
.....
.....
Ftrnd
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
Gamzelerin alık alık
kalp ağrısı, fotomontaj, gezinti, yaşam, yol alan yazılar, kahve, hayat, zeytin, saklambaç, tümü

Şu an sitede 11 kişi on-line
Bugün 3,276 ziyaretçi 
Toplam 12,825,737 ziyaretçi 
 
 
   
  Ona Nasıl Yardımcı Olabilirim?
  17.04.2018 - Günlüğüm
   
 

 

"Ona Nasıl Yardımcı Olabilirim?"

 
Sınırda Kişilik Bozukluğu (SKB) hastalığı hakkında bilgi edinmeden önce, muhtemelen karşınızdaki insanın davranışları yüzünden kafanız oldukça karışmıştı. Şimdi biliyorsunuz ki bu tedavi edilebilir bir bozukluk; bu insana yardımcı olmayı ve onun en iyi tedavi programından faydalanmasını istemeniz gayet makul bir şey.

Eğer hayatınızdaki SK yardıma ihtiyacı olduğunu kabul ederse ve tedavi olmayı isterse onun için bu konuda en bilgili, en deneyimli terapistten bir randevu alarak ona yardımcı olabilirsiniz. Ayrıca, duygusal patlamalarını ve öfke nöbetlerini kontrol etmenin yollarını anlatan kişisel gelişim kitapları tavsiye edebilirisiniz.

Diğer taraftan, eğer sizin hayatınızdaki SK ilişkinizdeki bütün sorunlar için sizi suçluyorsa, sizi sürekli eleştiriyorsa, cinsel ya da duygusal yönden istismar ediyorsa; tamamen farklı bir yol izlemenizi tavsiye ederim.

Öncelikle, karşınızdaki kişiye SKB hastası olduğundan şüphelendiğinizi kesinlikle söylememelisiniz. Bu zor bir tavsiye. Bunu ona söylemenizin arkadaşınızın ya da akrabanızın yararına olacağını düşünmeniz çok mantıklı görünüyor olabilir. Şöyle düşleyebilirsiniz: bu kişi size minnettar kalacak ve içindeki kötülükle savaşmak için hemen terapiye başlayacaktır. Ne yazık ki, işler çoğunlukla bu şekilde gelişmez. Karşınızdaki insan büyük olasılıkla size öfke, inkar ve eleştiri yağmurları ile cevap verecektir. Hatta, SK olduğundan şüphelendiğiniz kişi, asıl sizin SKB hastası olduğunuzu iddia edecektir.

Tam tersi de olabilir: SK olduğundan şüphelendiğiniz kişi, öylesine bir utanç ve umutsuzluğa kapılır ki kendine zarar vermeye kalkabilir; ya da bu bilgiyi davranışlarının sorumluluğunu üstünden atmak için mazeret gösterebilir - “Ben bir SKB hastasıyım, bu yüzden kendime yardımcı olamıyorum ve davranışlarımı kontrol edemiyorum.”

Hiç kimseyi davranışlarını düzeltmesi için zorlayamazsınız. Neticede, sınırda kişiliklerin sorunlu tavırları sadece hastalıktan kaynaklanan bir takım “davranışlar” değildir; bunlar karşınızdaki insanın tüm hayatı boyunca kullandığı savunma mekanizmalarıdır. Çoğunlukla, kişinin hastalığını sizden değil de bir terapistten duyması daha uygun olur.

Bir SK yakını hayatındaki sınırda kişiliğe “yardımcı olmak” istediğini söylediğinde, çoğunlukla kastettiği şey aslında bu kişiyi değiştirmek istediğidir. Bu imkansızdır; insanlar sadece kendi kendilerini değiştirebilirler. Bu gerçeğe rağmen, çoğu SK yakını geliştirdikleri bir takım teknikleri yıllar boyu, bıkıp usanmadan, tekrar tekrar deneme yoluyla karşılarındaki insanı değiştirmeye çabalarlar.

Aşağıda listelenen tekniklerden bazıları kulağa çok mantıksız gelse de aslında her biri bilinçaltının gayet doğal birer yansımasıdır. Bu teknikleri okuyun; kendinize bu tekniklerin sadece bazılarını mı yoksa hepsini mi denediğinizi sorun, ve dürüstçe cevaplayın. Bunun amacı sizi yanlış düşünmekle suçlamak değil; sizin bilinçli kararlarınızın bilinçaltı kalıplarını açığa çıkarmaktır. Listeyi okuduktan sonra kendinize şu soruları yöneltin:

- Bunları yapmaya devam etmek istiyor musunuz? Bunlar sizi, hayatınızdaki sınırda kişiliği, ya da varsa çocuklarınızı nasıl etkiliyor?
- Bunların arasından hiç uzun vadede işe yarayanı oldu mu - mesela bir günden fazla işe yaradı mı, ya da bir hafta?
- Eğer cevabınız “hayır” ise; neden durumu bir türlü iyileştirmeyen bu teknikleri tekrarlamaya devam ettiniz?
- Eğer cevabınız “evet” ise; karşınızdaki insanı gerçekten de sizin uyguladığınız teknik mi değiştirdi, yoksa başka bir sebepten ötürü değişme kararını kendisi mi verdi?

SK YAKINLARI TARAFINDAN SIKLIKLA UYGULANAN TEKNİKLER
  • Karşınızdakinin yapmasını istediğiniz ve istemediğiniz şeylerin mantıklı nedenlerini açıkladınız. Bunları sürekli tekrarladınız.
  • Karşınızdakinin yapmasını istediğiniz ve istemediğiniz şeylerin duygusal gerekçelerini de açıkladınız. Bunları da sayısız defa tekrar ettiniz.
  • Yüzlerce defa tehditlerde bulundunuz. Hiçbirini yerine getirmediniz, ama tehdit etmeye devam ettiniz.
  • Kendi hayatınıza hiç ilgi göstermediniz. Önemli olan karşınızdakini yola getirmekti. Ancak bu meseleyi çözdükten sonra mutluluğa kavuşacaktınız.
  • Profesyonel bir müdahale olmadan, kendiliğinden bir mucize gerçekleşmesini beklediniz. Hiç belli olmaz, öyle değil mi?
  • Kendinize sık sık sevginizi asıl hak edenin karşınızdakinin gerçek kişiliği olduğunu, doğru formülü bir bulabilirseniz diğer “yabancının” hakkından gelebileceğinizi hatırlattınız.
  • Kesinlikle kabul edilemez bulduğunuz bir takım davranışları görmezlikten geldiniz. Sizin gibi bir insan bunları yapabilecek bir insanı sevmiş olamaz, bu yüzen bunlar aslında gerçek değil.
  • Karşınızdakini mutlu etmek için kendinizi onun istek ve ihtiyaçlarına göre değiştirdiniz. Eğer mutsuzsa, bu durum siz kendinizi doğru şekilde değiştiremediniz içindi. Tekrar denediniz. Tekrar olmadı.
  • Bu insanla görüşmeme kararı aldınız. Size değişeceğini söylediğinde geri döndünüz. Değişmediğini görünce tekrar ayrıldınız. Bu sefer, gerçekten ama gerçekten değişeceğini söylediği zaman tekrar geri döndünüz. Bütün bunları yıllarca tekrar ettiniz.
  • Onu kendisiyle ilgili hastalıklı bir durum olduğuna ikna etmeye çalıştınız. Aslında hasta olanın siz olduğunuzu söyledi ve sonu gelmeyen münakaşalara girdiniz. Bu konuşmaları farklı şekillerde, farklı yerlerde ve farklı durumlarda defalarca tekrarladınız. Kimin daha çok insanı kendi tarafına çekebildiğini gördünüz. Yine de tekrarlamaya devam ettiniz.
  • İlişkinizle ilgili hiçbir şey sormamaya başladınız. İlişkinizle ilgili konuşmayı bıraktınız. Yorum yapmaktan ya da ne düşündüğünüzü karşınızdakine söylemekten vazgeçtiniz. Böylece birçok gereksiz tartışmayı önlemiş oldunuz; daha ziyade, işleri yoluna sokmak için uzun vadede neler yapabileceğiniz üzerinde çalıştınız.
  • Herkesi mükemmel bir ilişkiniz olduğuna ve her şeyin yolunda gittiğine inandırmaya çalıştınız. Kırk kere söylerseniz gerçek olur, öyle değil mi? Öte yandan, ilişkinizin kötü gittiğini itiraf etmek sizi de kötü gösterirdi. Ayrılmanız ya da boşanmanız halinde kimse karşınızdakinin size yaptıklarına inanmayacaktı.
  • Bu cümleyi sürekli tekrarlayıp durdunuz: “Kötü bir ilişki bile hiç olmamasından daha iyidir”. Tek başınıza kalmak sizin işe yaramaz bir insan olduğunuzu göstereceğinden sizi hepten kahredecekti. Özellikle de karşınızdakinin öfke nöbeti tuttuğu zamanlarda bu düşüncenin çok yararını gördünüz.
  • Karşınızdakinin başlattığı her olayı siz iyice büyüttünüz. Size bağırdığı zaman siz de ona bağırdınız. Sizi iteklediğinde siz de onu iteklediniz. Size vurduğunda siz de ona vurdunuz. Böyle davranmak, kendinizi biraz olsun iyi hissetmenizi sağlıyordu ve o da bunu zaten hak etmişti.• Kendinize başka hiç kimsenin sizi bu insan kadar sevemeyeceğini söyleyip durdunuz. Sizi ne kadar çok sevdiğini sürekli gösteriyor işte; ve yaptığı kötü şeyleri de kasten yapmıyor zaten (neticede SKB hastası). Başka hiç kimse de onu sizin sevdiğiniz gibi sevemez, ya da onu değiştirmeyi başarıp mutluluğa kavuşturamaz.
  • Bu insan size telefon ettiğinde, birden kapıda belirdiğinde, öfkelendiğinde, ya da sizinle beraberken çirkin davranışlarda bulunduğunda; kendinize orada öyle oturup geçmesini beklemekten başka yapacak bir şeyinizin olmadığını söylediniz. Dinlemeye devam ettiniz. Biraz daha dinlediniz, kendi hislerinizi umursamadınız. Bugün işe yaramasa, bir gün elbette işe yarayacaktı. Eninde sonunda ona gerçeği, doğruyu gösterebilecektiniz. Öte yandan, eğer bir sınır koymaya kalkarsanız sadece başınıza daha büyük işler açmış olacaktınız; çünkü sizi kendisini “yüz üstü bırakmak”la suçlayacaktı.
  • SKB hakkında sizin kadar bile bilgisi olmayan uzmanlardan yardım istediniz. Neticede uzman olan onlardı ve en doğrusunu bilmeleri gerekirdi. Sezgileriniz yanlış yaptığınızı söylese de dedikleri her şeyi yaptınız.
  • Arkadaşlarınız ya da aileniz size ilişkinizle ilgili endişeleri olduğunu ve bir şeylerin ters gittiğini düşündüklerini söyledikleri zaman onları dikkate almadınız. Onlar, bu kişinin ne kadar mükemmel bir insan olduğunu ve aslında bu ilişkinin ne kadar güzel olabileceğini göremiyorlardı. İlişkinizin en son ne zaman öyle “güzel” olduğunu hatırlamayı denemediniz bile.
  • Hiçbir zaman ilişkinizin en önemli kuralını sorgulamadınız: Karşınızdaki insanın ihtiyaçları sizinkinden daha önemliydi, hatta varsa çocuklarınızınkilerden bile. İşlerin yolunda gitmesini sağlamak hep yanlıca sizin sorumluluğunuzdu ve işler yolunda gitmediğinde de bu sadece sizin hatanızdı.
  • Hatırlayın, kurban durumunda olan sizsiniz ve bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yok. İşte bir şekilde, işler bu noktaya geldi. Kaderin bir oyunu. Hayat bu.
  • Yukarıdaki yöntemlerin hepsini denemiş olabilirsiniz; ama hiçbir zaman gerçek, caydırıcı değişikler yapmadınız ya da gerçek riskler almadınız.
  •  
Kaynak:http://borderline-rehberi.blogspot.com.tr/2008/03/ona-nasl-yardmc-olabilirim.html

 

   
   265 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 1 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2018-04-17 09:22:04
İsim : önemli mi ( cık cık )
Başlık : Alıntı
Yorum : İki uzun alıntıyı okuyunca gülümsedim. Bana ettiğiniz dualar ve şu sizce şair bence ( ş ) bile olmayan biri için sayfanıza tüm iyi niyetiyle yazılar konduran birini def etmenize de pek şaşırmadım doğrusu...
....
İyi en azından hayattasın.
Öğrendik bizde.
Bu kadar zamandır nerdedir diyordum ben de.
Yazmıyorsan o senin ayıbın.
Öyle def etmek vs. nin arkasına sığınma.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.