Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Kuyruklu Yıldız
Yamalı Mektuplar
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Merhaba Çaydanlık
Marché aux Puces Par ...
Bir mektup da sana: ...
Mektup
Mektup
onun gibi
😘😊
kahve
Ben
git hadi
Canım
Ayrılığın rengi
Artık kimse mektup yazmıy ...
Deli’mden mektup gelmiş
Günaydın Reçel Kavanozum
jean-dominique bauby'nin gerçek hayat hikâyesi, kelebek ve dalgıç, hayat işte, görüş ayrılığı, gözüm gözünün pencerelerini araladığında, artık ne varsa hayattan yana, özlem, fotoğraf hikayesi, tabut nedir?, kriz tümü

Şu an sitede 34 kişi on-line
Bugün 4,134 ziyaretçi 
Toplam 12,616,175 ziyaretçi 
 
 
   
  Beklerken
  16.06.2017 - Mektup Kutum
   
 
Sabaha, beşik gibi sallanarak başladık yine. Bir yanda büyük yürüyüş, bir yanda pembe tişört ve tipiye tutulmuş bir ses.
 
Kendinden geçmiş halde kıstığım melodisi ile çalan telefona uzandığımda ise sesimin hepten mefta olduğunu farkettim. Uğraşıyorum ama karşı taraf sesimi duymuyor bir türlü. Elimden geleni yapmama rağmen duyuramadım sesimi. Sonunda o da kabul etti konuşamadığımı. Kendisi devam etti biraz daha şevkatle. Ses yumuşadı. O duyamamanın verdiği gerilim azaldı. Daha dingin bir ton alarak yol almaya başladı.
 
Uyumuşum.
 
Halbuki akşam bölük pörçükte olsa yorganı toparlayıp üzerime örtmeyi başarmıştım. Gecenin huzrunu bozmayacak kadar özenli davranarak üstelik.
 
Bir kaç dakikalık uyku bile insanın bütün yorgunluğunu alıp götürebiliyormuş.
 
İrkilerek kafamı kaldırdığımda konuşma devam ediyordu.
 
Senin mektuplarını açacağım zamanı düşündüm sonra. Nasıl oldu ise ete kemiğe büründü sesim. 
 
"Evet olur" diyebildim nihayetinde. 
 
Telefonu yeniden yerine koyduğumda tebessüm ediyordu. Böylesi bir hikayeye şahit oldu mu o da keyifli zamanlar geçirebiliyor.
 
Beklerken...
 
Evet beklerken...
 
Senin mektuplarını beklerken..
 
Bir kaç sarı kağıt nasıl mutlu edebilir ki insanı?
 
Sana anlatayım mı nasıl...
 
İçinde görmediğin bilmediğin dünyaları görüyorsun. Açılmadığın kıyılara açılıyorsun. En iyi bildiğin, her gün gördüğün güneşin, ayın, yıldızların bile başkatürlü parladığını görüyorsun.
 
Farklı bir ses tonu konuyor yaşadığın sokağın içerisine.
 
Karga ağzını açıyor. Lafonten düşüyor ellerine.
 
Kapıyı açıyorsun birbirinize tahammülsüz baktığınız kedilere bile kapıyı açıp yol vererek güne başlıyorsun.
 
Seni beklemek...
 
Su ve bulgur çorbası dışında hiçbir şey olmayan fakir bir iftar sofrasının başında pide hayal etmek gibi.
   
   814 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :