Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Güzel Fikir
Günaydın Yazıları
Aşk
Tolga Büyümüş
Masalın Masasından
Aşk
Gerçek ve görünen
Günaydın
günaydın
çok yakındı
uzunsemi@hotmail.com
Günaydın
Melek
Kız Nasıl İstenir?
Annem Kime Oy Verecek
"günaydın"
Gamzelerin alık alık
Gel
yılbaşı hediyeleri, lale, uyuyabiliyor musun?, roma yanarken nero ne yapıyordu?, cahilliklerimiz kitabı, seninle şiirleri, sabah uyanınca ne yapmalı, güne ayak basarken okunacaklar, sevimli kaz Norton, tümü

Şu an sitede 17 kişi on-line
Bugün 6,967 ziyaretçi 
Toplam 15,034,449 ziyaretçi 
 
 
   
  'Huzur istiyorsan mezarlığa git'
  29.09.2015 - Günlüğüm
   
 

Huzur,
Bu dünyada huzur var mı?
Galiba bu dünyada biraz zor.
Öbür dünya için de yeterince kredimiz yok.
Kredi almaya kalksak da zaten faizlerinden batık durumda olurduk.
Huzursuz yaşamaya mahküm muyuz yani?

Geçenlerde Cem Boyner'in sözlerine rastladım.
Boyner, “Huzursuz olduğum bir gün babama bunu söyledim. O da bana mezarlığı göstererek ‘Bak orada huzur var. Huzur istiyorsan mezarlığa git” dedi. Cem Boyner "Bizi stres kamçılıyor. En iyi gittiğimiz işlerimiz huzursuz işlerimiz” diyor.
Huzursuz olduğunuzda üzülmeyin yani.
Kimbilir belki de bu huzursuzluk size faizsiz kredi sağlayacak bir buluş yaratır :)

   
   6,872 kez okunmuştur. Yorumlar (6) - Yorum yaz! - Etiketler : günlük, cem boyner
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 6 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2015-10-04 13:18:07
İsim : Bünyamin
Başlık : Huzur
Yorum : Kemal Tahir'in, Namuscular Romanından "Ağa kısmı kuvvetli olur." diye bir saptama hatırlıyorum.
Tabi kolay değil, onca şirketi, holdingi felan çekip yönetmek. Bize bakkal dükkanı verseler, bir ayda stresten tansiyon hastası oluruz.
----------
Kemal Tahir ve Ağa Deyince..Köyün Kamburu geldi aklıma.

Bir Çalık Kerim vardı Köyün Kamburu'nda;
Çalık Kerim, bir yandan bakkal işletirken diğer yandan kaçakçılarla
işbirliği içinde silahlı soygunculuk, tefecilik, karaborsacılık gibi meşru olmayan işlerde zamanla varlıklı bir köy ağası haline geldi.

Romanda ortaya çıkan bu tabloya bakıldığında değişik istek ve arzularını tatmin etmeye çalışırken hiçbir ahlâkî endişe taşımayan, daha çok içgüdüleri doğrultusunda yaşayan, kişisel menfaatleri yolunda her türlü yanlışa başvuran insanların portreleri resmediliyordu.

Şöyle bir bakıyorum da galiba duvarda asılı portrelerdeki isimler değişiyor sadece zamanla..

En güzel bölümlerden biri de "hürriyet"in anlatılışı idi:

Bir yaz günü Çorum’da apansız bir gürültü koptu. Her köşe
başında çifte davullar dövülüyor, kız gibi köçekler kıvır kıvır
göbek çalkalıyordu.
Allahını, dinini, peygamberini, padişahını sevenler evine,
dükkanına bayrak asacak, bayrak…….
- Neyin nesi yahu, Bayram değil kandil değil! – diyenler
şöyle anlaşılmaz bir karşılık aldılar:
- Hürriyet bu, hürriyet…
- Ne demek?
- Hürriyet ağa!... bundan böyle sen sensin, ben de ben…
<> olduk. Başımıza buyruk…‛(Kemal Tahir,
1994: 136)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-10-13 15:40:55
İsim : masal
Başlık : bende böyle yazdım işte huzuru
Yorum : evet huzur denen şey vardı.o yeşil ağacın altında.kuşlar şarkı söylüyor,uzaktan arabaların sesleri geliyordu.günlük telaşlarıyla insanlar gelip geçiyordu.fırında yeni pişen ekmeğin kokusu burnumu
okşuyor,radyoda biçare çalıyordu.
sen vardın,ben vardım.



işte böyle birşeydi.



huzur.
----------
Sen vardın, ben vardım. İşte böyle bir şeydi...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-10-13 15:44:00
İsim : masal
Başlık : biçare
Yorum : https://www.youtube.com/watch?t=131&v=xCjwIQyKV4o


feridun.
------
Açtım dinliyorum.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-10-15 15:30:51
İsim : Kıymık
Başlık : Huzurum orada yatıyor
Yorum : Bi yanım buruk bi yanım huzur içinde gidiyor mezarlığa.. ulaşacağım mezar taşına giderken ayak seslerim kulaklarım da çınlıyor herkes uyuyor ya adımların daha bir sakin daha bir sessiz oluyor.. Huzur diye çıktığım yolda içim buruk olsa da ciğerlerime kadar hissediyorum nefes aldığı mı.. neden gitmeyeyim ki huzurum orada yatıyor..
------------
Kıymık üç kuruşluk canımız var zaten.
Mezara koymuşsun yani bir avuç huzur için.
Tamam kabul ediyorum değerli ama.
Erken değil mi?
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-10-22 09:45:50
İsim : önemli mi
Başlık : Şaka
Yorum : Yorumlara düşüncelere baktığımda üzerlerinde Kedi Garfield' ın kokusunu alamadım. Alsaydım inanın Kedi Garfield gibi bıyıklarımı
ve dudaklarımı yanaklarıma yaya yaya gülerdim. Edebiyat başka boyutlarda, burada yazılanlarsa buruşturulup atılacak özellikte. Özellik veya nitelik yazı alanında önemlidir. Önem denen önemli bir kavram
gerçeği vardır.

Zavallı kedicik zavallı Platon. Güzel sanatları yadsımayan Platon bey
bol bol gevezelik yaparken şiiri de küçümsermiş. Ben de yesinler seni
demekten mutlu olurken kendimi kahve içerek onurlandırıyorum. Ödüllendiriyorum demiyorum ödüllendirilmek ve ödüllenmekten kesinlikle nefret ettiğim ortada çırılçıplak dururken, ödülleri de ödüllüleri de ayrıca sevmem.

Neyse. Yukarıdaki minik anamalcının babası bence oğlunu yanlış yönlendirmiş. Dönüşünüz bana sözü var. O yüzden huzursuz oğluna şöyle deseydi; - Evladım ya helalinle seks yap ya da kendine seksi bir hatun bul tatile çık. Ben bu inançtayım. Çünkü insanlığın başına bela açanlar mutsuz insanlardır. Mutluluk tenden ve ruhtan geçer ki, huzur denen dünya gözlerimizin önünde kan manzaraları yerine papatya manzaraları sunsun.

Platon şakacı bir geveze. Şiiri çaktırmadan okusa da, huzura kavuşmayı tanrılardan cesaret alarak ve eşcinselliği hem de o çağda utanmadan savunabiliyor.

Ya buna ne buyrulur? Ama ben kesinlikle platon değilim...
---------
Bu yorumları okurken gidip gelip "önemli mi"ye takılıyorum.
Sonra yazılar akıyor..
Önemli mi? Değil elbette.
Ancak sanki parça parça bir şey var gibi karşımda.
Bir isim ol. İyi olurdu.
Beni "önemli mi?" ile başbaşa bırakmazsın en azından böyle olunca.

Bakıyorum "huzur" kavramına farklı bir açılım getirmişsin.
Mutlu insanlar elbette huzur açtırırdı heryerde.
Ancak hayatta kalmak isteyen kişinin huzurlu olması gerçekten hiç de kolay değil.
En huzurlu insan uyuyan insandır :)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-11-05 08:31:44
İsim : Önemli mi...
Başlık : Ciddi...
Yorum : İyi ama evrende durağanlık var mı yok mu sorusu usumuza takılır?
Örneğin gök yüzü mavisi hep her yerde her zaman aynı sabit renkte mi kalır? Diyelim ki çarşaf gibi su dediğimizde gerçekten o suyun çok durgun çok durağan olduğunu mu sanırız? Oysa ne gök yüzü mavisi her yerde aynı mavidir ne de çarşaf gibi durağan su. Önünde sonunda
su da mavi de zaman veya an içinde güneşin ışınları eşliğinde ayrımında olanlar için değişkenlik denen doğa olaylarını bağışlarlar.

" En huzurlu insan uyuyan insandır " dediğinizde bana öyle geliyor ki
fazlasıyla savurgansınız. Fazlaca inancım olmadığı için olsa gerek,
ölüm-cennet-cehennem ve kabir azabı dörtlüsünde mahşerin dört atlısı veya zebanileri usuma takılıyor. Çok günahı olanlara melekler burunlarını tıkayarak ve iğrenerek bakarlar zebaniye (Azrail) kim bu iğrenç kokan sefil günahkar derlermiş her kata çıkarıldığında. Elbette öte yandan günahsız olanlara da sizin incirleri sevdiğiniz gibi belki de incir kokulu günahsızı bayağı severlermiş. Kabrinde cennet bahçelerini
olgunlaşmış ve gövdelerinden yarılmış, balları akan incirleri neşeyle
yiyecekleri zamanı anımsatırlarmış.

Ölüm zamanlarını bir kenara bırakalım. Örneğin uykumda çok düş gördüğüm olur. Erotik düşlerimin yanı sıra akla hayale gelmeyecek
bir sürü düşte görürüm. Son zamanlarda yumurtalarla ilgiliyim düşlerimde. Gece karanlığında saate bakmam ama bu genel düşlerimin
sonunda uyanır doğruca mutfağıma koşarım. Kahve ve tütün. Garip yanı ise o günlerde çok keyifsiz çok tatsız çok acı olurum. Bildiğiniz karamsarlığın gerçekliği varsa o karamsarlığın gerçek abidesi ben olurum. Durum tersi de olur. Düşsüz geçen gecemden sonra uyandığım anlarda beynim daha dingindir daha nettir daha olgundur
daha çocuksudur. Sizin meşhur incirler anlayacağınız bana melodik
dizelerde fısıldarlar... Ama yine de böyle anlarımda aklımda uçuşup duran hiç bir dizeyi kağıda geçirmem. Eğer geçirsem sanki o dizelerin
o satırların tüm büyüsü bozulacakmış ben de çok hainlik yapacakmışım duygusuna kapılmaktan korkarım.

" Huzur " konusu bakın nereden nereye geldi. Ana fikrim; insanlar her çağda huzuru aramışlar mıdır? Aramışlarsa boşuna. Çünkü huzur
insanlara özel bir şey değil. Çünkü sadece kendimizi arama yolculuğumuzda önümüze çıkan bir sorun. Oysa bu yolculuğumuzda
siz bir doğa sever olarak, savurgan olmayan sonsuz huzuru onca kıyımlarına rağmen doğa da duyumsaya bilirsiniz....
---------
"Huzurlu olmak istiyorum. Sadece huzur.."
Bunu söyleyen biri için nedir "huzur?"
Aslında neyin tarifini yapıyoruz?

“Bir elektrik ampulünün güneşe oranı neyse,
Mutluluğun huzura oranı da odur.
Mutluluk her zaman dışsal bir nesneye bağlıdır.
Öte yandan huzur, bir nesneye bağlı değildir.
Herhangi bir sebebe ya da şeye bağlı olmaksızın bulursun onu
Güneş gibidir huzur…
Güneşin de ısısı ve yaktığı bir yakıt kaynağından değil,
Kendi kalbindedendir…”

***
"Kırılganlığımız güce, kader bilgeliğe, trajediler aşka, zifiri karanlık içsel aydınlığa dönüşebilir. Öyle bir an oldu ki, ikimizin minik taşları düzgün biçimde yan yana düştüler. Ben bir adım atıyordum, sen de aynı uzunlukta bir adım atıyordun. Ben seni bekliyordum, sen bana yetişiyordun, ben sana ulaşıyordum, sen beni bekliyordun. Sonsuza kadar böyle gideceğimizi sanıyorduk. Oysa ben şimdi ormanda yürüyorum ve ayak izlerimden başka iz yok. Kimse yürümüyor yanımda, kimse izlemiyor beni, ya da önümden gitmiyor..

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.