Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Anlar
Yaşam Mücadelesi
Umut
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Yalnızlık
Özlem
Günlüğüm
Sandalye hala kırık
Yalnızlık güzel bir ...
İstanbul'da bu sabah
Kazlar
Bugün Nisan Bitecek
Günaydın
cumhuriyet
Kopmak
sonbahar
Susmak bazen
Bazen Herkes Gidiyor
Kesik Birer Kol Gibi
Yalnızlık güzel bir terci ...
Gözlerin Gözlerime Dokund ...
Zavallı Kalbim
zorunlu ayrılık, ayrılık, terk edilmek, 6 haziran, sinemaya gidiyorum, izlediklerim, yağmur, hayat, günlük, tümü

Şu an sitede 9 kişi on-line
Bugün 997 ziyaretçi 
Toplam 15,664,937 ziyaretçi 
 
 
   
  Bazen Herkes Gidiyor
  07.05.2009 - Şiir Defterim / Yalnızlık
   
 

tren, istasyonda, tren istasyonunda, herkes giderken, yalnız olmak, beklemek, günlük, saar 4

Çıkamadım henüz.
Herkes gitti.
Bazen herkes gidiyor.

Necmi Dayan perdeler şiirinde söylüyor..

"gitmek
bir girdabın dönüşlerine kapılıpda gitmek
küçük bir kıymık parçası gibi
gitmek
uğurlanmasızlıklar içinde
yürek zarımızı soyarak
ki sizlere bırakıpda gitmek
gitmek
sessizce durgun duran sahillerden
isimsiz bir sandalla kurşuni renkler karmaşasında
gitmek
komposizyonsuzluklar içinde
bomboş sayfaları loş odalara sunupda gitmek
gitmek
saksıları küpe çiçeklerini lavantaları kurutupda gitmek "
Tabii Dayan,
İnsanların iş çıkışı evlerine gitmelerinden bahsetmiyor.
Gitmekten bahsediyor.
Başlı başına gitmekten.

Doktor Az Ömür aradı.
Görüşelim dedi.
Atlatmak için kırk dereden su getirdim.
O 41. dereyi buldu.
Adı Az ama..
Ne diyeyim..
Birazdan buraya gelecekmiş.

Beraber yürürüz dedi.
Bütün yürüyüş adımlarım dolu dedim.
Yürüyemem seninle.
Gözleri dolar adımlarımın, kusura bakma.
Hiç de bozulmuyor.
Tamam dedi.
O zaman otururuz biraz.

Çocuklarına ders aldırmak istiyormuş.
Takmış günaydınlara.
Sabah uyandıklarında "günaydın" desinler diyor.
Bana uzun uzun "günaydın" desinler.

Bütün derdimiz bitti Az Ömür'ün çocuklarının günaydınları kaldı.
Nasıl bir dünyada yaşıyoruz ya..
Günaydın duymak için bile insanlar eğitim ihtiyacı duyuyor.

   
   41,011 kez okunmuştur. Yorumlar (61) - Yorum yaz! - Etiketler : bazen herkes gider, insanlar akşamları işten çıktıklarında ne yapar, günaydınlar neden önemlidir, sabahları neden günaydın deriz, günaydın demek bir ihtiyaç mıdır, az ömür, günlük yazıları
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 61 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2010-09-09 11:18:05
İsim : Önemli mi...
Başlık : Teras
Yorum : vantilatörün çevresinde dönüp duruyordu şeytan tüyü. Ne onu alıp tutmaya ne de atmaya kıyamadım. Kıyılmıyor bazen....Sonra ki günlerde
zayıfladığımı hissettim. Aylar sonra bir mağazanın vitrinine bakınca.
Enteresan bu ben miyim? Meğerse ben mişim! Şaşırdım doğal olarak.
---------
:)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-04-23 08:36:52
İsim : önemli mi...
Başlık : Yazmak...
Yorum : yazmamak. Galiba meselemdi. Son yıllarda meselem dediğim kendimdeki parçayı unutmaya başladım. Artık meselemden öteye geçti.
Kuşkusuz yazmamaktan keyif almaya başladım. Küçük telli bir defter.
Kırık bir kaç satır. Dolmamış bir telli defter ne kadar sitemkarsa artık.
Piyasa işi siyah bir poşetin içinde. Minicik minnacık bir dört duvar arasında. Askıya asılmış vaziyette. Kulaklarımı sağır ediyorum o uğuldamaya başlayınca. Çekiyorum kapıyı. Sidik kokan merdivenlerden
sokağa çıkıyorum. Unutuyorum geride ne bıraktımsa ne bırakılmışsa...

Şiir gibi yaşamama gerek görmüyorum. Bol bol manzara var çevremde.
Bol bol insan. Hangisine dokunsam?

Kadın,
-Neden gülüyorsunuz ? dedi.
-Güvercinlere dedim.
-Aaa güvercinlere güleni ilk kez görüyorum dedi.

Düşünsenize bu kadına aşık olunur mu?
--------

Şiir gibi bakan kadınlar
Şiirden anlayan adamları sevmeli.
Sevmeli ki, ziyan olmasın o mısralar..
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-07-08 06:21:04
İsim : önemli mi
Başlık : temmuz
Yorum : yaşlı cadı sıcağın ortasında. Reklam flamasıyla birlikteyim. Elinde tuttuğu torba şirketin torbası. Görüyorum. Yaklaşıyor pazen giysilerinin pervasız renkleriyle. Çatlamış iki yumurtanın yerine yenilerini veriyorum. Yaşlı cadı, gelinim sevmez, yeni doğan bebeğine
yediremezmiş. Gelini sevmiyor. Oruç tutmuyor musun? Bu sorduğu soruyla beni de sevmiyor. Evladım Müslüman değil misin? Bu sorduğu soruylaysa benden nefret ettiği kesin. Devam ediyor yaşlı cadı, ben bir daha gelmem sana alışverişe. Bu cümleyle beni öldürüyor...
...
el kadar bir serçe el kadardan da küçük bir kelebeğin peşinde. Kimse
vahşeti, acımasızlığı görmüyor. Rutinleşmiş yaşamı sindirmişlikleri var
epeydir. Serçe yabani badem ağacının dallarının altında neredeyse yavaş çekimde. Kelebeği yakalamak için, hızını kelebeğin hızına ayarlıyor. Sonunda kaldırımda park eden bir arabanın altına giren kelebeği didiklemekte. Ben duyuyorum kelebeğin çığlıklarını...
...
işin açıkçası ben sizden hoşlanmıyorum. Bundan sonra ben yokken gelin yumurta almaya. Yüzsüz. Yediği kazıkların sıkıntısı var içinde biliyorum. Neden? Neden mi? Hanımefendi ne zaman gelseniz hep aynı sözcükleri konuşuyoruz. Ve inanın ben sizden ve aynılıklardan da
bıkmış durumdayım. Şikayet edeceğim sizi. Saygısız! Yüksektekiler aramadığına göre, yararlı bir eleman olduğumu anlıyorum...
...
Neden bu kadar çok yazdım? Bir de ayrıntılı yazmam gerekseydi!


----
Önemli :)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-07-10 06:01:08
İsim : Önemli mi
Başlık : sadece anlar
Yorum : Henüz bir kimlik oluşturmadım, hatta hiç yakıştırmadım ruhuma. Ruhum zaten, özellikle sabahların erken saatlerinde dingin ve bana kalırsa kimsenin bir türlü kavrayamadığı özgürlük gerçeğine sahipti.

Bu tan açılmamış zamanlar benimdi. Okumaktan, çok afedersiniz eşek gibi çalışmaktan yazmaya fırsat bulamayan benim dediğim, bana ait anlardı. Okumayı ve çalışmayı yazmaktan daha çok sevdiğimi anlamış olmam yıllarımı aldı. Yine de uzun uzun yazmak isterdim. Yorgunluktan
zırt-pırt başım düşmese masaya iyi olurdu...

Bu saatlerde
İncir ve ıhlamur kokuları eşliğinde dünden kalan yağmur beneklerini de
manzarama eklersem bana yeter de artar...
------------
İncir ve ıhlamur kokuları....
Yazının en can alıcı yeri işte burası.
Ben en çok cırcır böceklerinin sesini seviyorum.
Annemle yürüyüş yaptık biraz bugün.
Semizotu topladı.
Kuşların renkli cıvıltılarını dinledik uzun uzun..
Şimdi bahçede kendini bilmez ğçdört civciv var.
Habire kapıları zorlayan.
Aldım içeri.
Biri masanın üzrerinde,
Diğeri sandalyenin.
Ben yazdıklarını okuyorum.
Onlar konuyor..
Hayatı ertelememeli. :)
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-09-09 00:17:36
İsim : önemli mi...
Başlık : Öyle veya böyle...
Yorum : Değiştirdim. Belki de hep böyle ya da ne fark eder, öyleydim geçmişimde de.

Penceremden artık nasıl bir lacivert olduğunu bile anımsamadığım gök yüzünü seyrediyorum. Sis var. Ay da yıldızlarda ve doğudan batıya veya tersine yol alan minicik uçakların yanıp sönen ışıkları da bana
eskisi gibi çekici-cazip gelmiyor.

Değiştirdim. Çöp toplayıcısına kızıyorum haykırmasızım. Kalakaldığımla baş başayım. Ne yüreğim dalgaları özlüyor ne de o köpüklü yosunlu iyot kokulu fırtınaların üstüme sıçrattığı köpükleri.

Koca çöp kutusundan çöp poşetleri bana bakıyor. Kızmalıydın der bakışlar alnımı geriyor. Çünkü hepsi kaldırımda kaldılar. Çöp toplayıcısı anladığım kadarıyla özgür takılıyor. Hayalimde pisliği öldürüyorum. Rüzgâr atletini giysen artık. Giymeyeceğim. Yarı çıplak
duracağım bu gece. Üst kattaki hanım halıları yıkamış. Halıların ıslak kokularına sunduğu baygınlığa dayanmak için bir sigara daha sarıyorum.

Değiştirdim. Bu kez soda ve eski kaşar katık yapıyorum. Gerginim.
Gevşemek bana göre değil. Soda ve eski kaşar. Öyle diyorum ikisine.
Ulan ben olsam hatunu deniz kenarının kupkuru manzarasına götürmezdim. Kurumuşlar bunlar. Kuru ve sıkılmışlar artık.

Evlilikleri dayadıkları döşedikleri evleri hepsi her ikisine de gülüyorlar.
Milletten bol bol mutluluk temennileri alıyorlar. Şekerimler canımlar ve en önemlisi de ve en gerçeği de işte sizi böyle görmek istiyoruz. Yalandan kimse ölmez. Ama yalandan huzurlu yaşamak aşka hakaret olur. Tıpkı yüreklerini birbirlerinden gizlemeleri gibi. Ben mi?

Değiştirdim. Aralarından çıkalı çok zaman oldu. İnanın. İyi de bu da tarafımdan onaylı yalan oldu. Demek ki onlarca çıkmamışım. Onlarda kalmam iyi oldu. İntikamımı kalmam alır benim yerime...

Gerçek. Eski kaşar soda ve çekirdeksiz İzmir üzümü.

Gerçek. Sabah altı. Tavada kızarmakta olan iki yumurta. Demli çay.
Balkon ve artık bahçemizi işgal etmiş olan asmanın uzamış dalları...
------
Bu aralar bir de incir yemeli ve kızılcık şurubu içmeli..
Yoksa eksik kalıyor fotoğraf.
Hani değiştirsen de kanalı..
Tadından mı desem..
Renginden mi..
Bir yerleri boşluk kalıyor.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-09-12 22:35:41
İsim : Önemli mi
Başlık : Düzlemde...
Yorum : Hep merak eder dururum. Yeniden dirilsem yeniden ete kemiğe damarlara kana kırmızıya mora tene kokuya ruha tere dönüşsem...
Son yıllarda moda oldu. Yapılandırma. Yapılansam imarlansam
adalansam parselensem ve sınırsız olsam mı? Evet en önemlisi de bu olmalı sınırsız olmam...Benden iyi malzeme çıkmaz. Temelimi kazan
o temelime kazmayı küreği vinci süren toprağımı acımasızca dokuyan,
kanatırcasına silahla atomla üstelik aşksızlıkla süren ruh, eminim artık
benden daha da beter ruhsuzdu...

Halikarnas Balıkçısına selam olsun öyleyse. Hikayelerinden yola çıkarak cenneti kucaklıyorum bir düşte olsa.

a/

Sonuçta, en sonunda yaşlı cadı konuştu. Otuz yumurtadan ikisi sağlam
çıktı. Yirmisekizi çürüktü. Anacım getirseydin. Çöpe attım. Bir ay olmuş. Hangi ilçenin hangi çöplüğünde? Yumurta almaya geldim. Evladım bu kez çürük vermeee! Cadının dudaklarına yapışasım dayanılmaz bir hal almaya başladı. En azından Sevda denen hatunu
düşlerim yapıştığımda. Olmadı. Düşte kaldı. Kestirmeden gittim. Şirketin yumurtaları sana yaramaz. Başka yerden al....

b/

Bana en güzel en taze yumurtayı ver. Senin ne özelliğin var? Üstelik erkeksin. (Hani dişi olsan eyvallah derim de...) En taze en güzel yumurta çarşambaya gelir. Umarım kavuşursunuz...Oldu. Gelirim...

c/

Babam hep sizden alıyor. Sarı yumurta. Ama kokuyor abi. O halde ne baban ne sen bizden almayın. Market var karşıda. Lütfen ( çünkü genç henüz) oradan alınız. Ben bile ara sıra marketten alıyorum. Hatta aylık
iki koli yumurtamı bile iade ediyorum. Fukaralara versinler diye. (Gerçi köpeklere atıyorlarmış...Olsun. İtlerinde canı var...)
Ama abi sen yine de yumurtayı ver. Neden? Alıştık sizin yumurtalara.
Bağımlılık mı yaptı canım? Abi yeminle şaka gibisin...

...

Halikarnas Balıkçısının hikayelerinden başımı kaldırdım. Kollarımı çevirip başıma parmaklarımla yastık yaptım. Koltuğuma yaslandım.
Kaldırıma düşen güneş yağmurunun sicimlerinin sıçrattığı damlacıklara daldım. Eskiden toprak kokardı. Şimdi sadece taş ve çirkeflik kokuyor. Gözlerimi kapadım. Geniş incir yapraklarına değen
dirseklerimde yaprakların kokuları kalmış. Ruhumla soludum...

Anne bunlar ne? Kızılcıklar yavrum. Yenir mi? Acı ve mayhoştur.
Arka bahçede incir var. Anne incirlere kıyamam ben...Biliyorum.
Çözemediğim tanımakta zorlandığım evladım. Neden öteki kardeşlerine
çekmedin ki? İşimi kolaylaştırırdın değil mi?

Kızılcık kıpkırmızı. Isırdım. Ama yutmadım...
------
İyi ki yutmamışsın kızılcığı,
Çekirdekleri boğazında kalsa ne yapardık kimbilir.
Önceki hafta dalında,
Önceki gün pazarda gördüğüm kızılcıklar,
Dün sabah ablamım masasında hoşaf olmuştu.
Şöyle bir bakıştık biraz.
Orada bile güzelliğinden bir şey kaybetmemişti.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-09-14 22:26:22
İsim : önemli mi...
Başlık : Yolculuk...
Yorum : Marks şu ünlü Kapitali yazmasaydı her halde yukarı da yazılan " Gitmek " ile ilgili satırlar da olmazdı. Duygular-Hüzünler-Terk etmeler-
Kavuşmalar- Şu konuşup durduğumuz İncirler ve kokuları-Yağmurlar-
Fırtınalar-Denizler-Bilmediğimiz hayatlar ya da bildiğimiz hayatlar-
Düşler- Doğumlar-Ölümler-Doğa manzaraları- vs...

Karşı duruş demeliyim. Maddeye Felsefeye Mantığa Demire Ezilmeye...
Yine de tüm bunların karşısına "Aşk " her zaman dikildi ve dikilmeye de
onuruyla devam ediyor.

İnsanlar hayat pahalılığından konuşurlarken bile emin olun duygusallar. Çocuklarını evlendirirlerken hazırlıkları yapılırken bile kendi yaşamadıklarını çocuklarımız yaşasın derdindeler.

Peki Marks kötülük mü yapmıştır? Ezilenler daha çok ezilsinler mi diye yazmıştır? Göçük altında kalan işçilerden artık kimse konuşmadığına göre Marks gerçekten ya anlaşılmamıştır ya da göçük altında kalanlar
zifiri karanlıkların kurbanları olmuşlardır.

Örneğin; hıyarın biri yıllar önce ( yakın dostumdur diyelim ) Makarna Toplumu olduğumuzu açıkça yazmıştır. Hem de Kurban Bayramı arefesinde. Bu hıyarın aylık gelirini düşününce şu veya bu
kendini beğenmiş Halkçı-Sosyalist' lerden olduğu gerçeği bana çok dokundu. Ben de hıyara karşılık verdim. Marks' çı düşünceye pek uygun olmasa da, bazı hıyarlar parasına kıymalı, her sene iki-üç buyuk baş kesip fakire dağıtmalı, bu bazı hıyarlar sayesinde et yiyen fakirler zekileşir haklarını savunur ilime bilime matematiğe akılları erer ve bir kaç üniversite bitirip makam sahibi olurlar böylelikle gerçek paylaşım neymiş öğrenmiş olurlar gibi...Hıyar araya bayağı mesafe koydu...

Evet yukarıdaki " Perdeler" aslında bir isyanın tanımı olarak yazılmış olabilir. Gitmek bir anlamda kaçmak değildir...

Bu arada tan vakti doğu da görünen yıldızın da Venüs olduğunu öğrendim. Öğrenmenin yaşı yok da Afrodit olsaydı daha iyi olurdu...

Gecikmiş olsa da Günaydın size de...
--------
Alışmaya mı başladım yazılarına acaba?

***

Marks mı dedin? Onun ne suçu olsun... İnsanoğlu habire sermaye kuyuları açıyor. İçine de insan gömüyor. Bazı çukurlar yerin altında. Bazıları da yerin üzerinde. Yerin altındakiler çürüyor. Sen bir de yerin üzerinde debelenenleri gör.

Kurban bayramına gelince. Bir vejeteryan olarak yorum yapmasam daha iyi olur sanırım :)

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2015-11-12 08:24:10
İsim : önemli mi
Başlık : Kırlangıçlar bazen gülümser...
Yorum : Fransız çiftin kaldığı pansiyon kapısının numarası tamıtamına yaşlı, balık tutma meraklısı, üstelik yaşından beklenmeyecek çeviklikte,
balık avına çıkmadığı günlerde bakımlı albenili kadının yatak odasının
penceresine bakıyordu. Kapı numarası basit bir numara gibi görünse de insanın usuna bir sürü şeytanlıklar takıyordu. Benim kapı numaram
Fransız çiftin kapı numarasının iki fazlasıydı...

Üzümlerin ve incirlerin olgunlaştığı narların ise yeşilden ağır ağır kırmızıya dönüştüğü balıkların kayalıkların dibinde ve açıklıklarda bol bol oynaştığı bir mevsimde salt iş olsun diye gelmemiştim ama...Kırılan
dağılan bir kaç kurşundan sonra tuz kırıntılarına dönen bedenimi yeğnikleştirmek duyuncumu hafifleştirmek içimde sürekli devriyeye çıkan hüznümü sinirlmi hatta kızgınlığımı yatıştırmak için sanki öte dünyadaymış gibi yurdumun en uzağında olmasa bile sakin sayıla bilecek yöresine kafamı dinlemeye gelmiştim. İyi de yapmıştım ama
bazen kendimi kazaya sebebiyet vermiş külüstür bir otomobil belki
meşhur Anadol gibi mukavvadan yapılmış, kazadan sonra bana hiç bir şey olmamış mukavva bedenim zarar görmemiş duygusuna da kulp
takmaktan yorulmamıştım. Zarar görmüştüm oysa. Örneğin kalbim!
Yediğim kurşundan sonra dağılmamıştı dağılsaydı iyi olurdu ama dağılmamış, kalbimin merkezindeki delikten başlayan çatlaklar solgun
güneş ışınları gibi her yanımı sarmıştı. Çatlaklar...

Hayatımda bana kazık iki çatlak vardı artık.

Bir sabah henüz güneş doğmadan iyot kokusu geçmeden palmiyelerin nemleri kurumadan çat kapım çalındı. Kalktım. Açtım. Karşımda yaşlı
kadın duruyordu. Bir kolunda balık sepeti bir kolunda uzunca oltası.
Gülümsüyordu. Sersemceydim.

" Serseri altına bir şey giy! " Nasıl da utandım nasılsa şaşırdım. Neremi kapatsam nereye kaçsam bir an bilemedim. Fırladım. Nemli kotumu aceleyle çektim. " Özür dilerim...ben..şey...sıcaktı!" " Kapa çeneni. Fermuarını çek. Takıl bana. Bu gün sana balık tutmasını öğretecektim.
Unuttuğumu mu sandın?" Oysa ben iki önce öylesine söylemiştim. Mangalda ızgara yaptığı balıklardan bir tanesini bana sunarken. Ve o gün lafını da esirgememişti. " Geri zekalı zekalı bakma. Çatal bıçak yok.
Parmaklarını kullan!"

Kumlu çakıllı yolda insanı çılgına çeviren incir ağaçlarının kokularıyla
yürümeye başladık. Kolundaki sepeti koluma çoktan takmıştı.
Sonra mırıldandı.
" O salak Fransızlar sürekli çıplaklar. Az önce de çıplaktılar. Utanmıyorlar hiç. Çevre de uyuyan mı var erkenden kalkan mı var? Perdeleri de camları da açık. Ha bire sevişip duruyorlar!"
" Siz ne diye bakıyorsunuz? Bakmazsınız olur biter değil mi? Rotgencilik ayıp..." Şuh bir kahkaha attı.
" Benim canım yok mu? Ya senin genç adam?"

X şehrinin x yöresinden ayrıldım on gün sonra. Bana garda ekmek arası köfte biber ısmarlamıştı. Biberler öyle acıydılar ki, kendi şehrime
gelene kadar bu acılıklar damağımdan geçmedi. Garda otobüsüme binmeden dudaklarımın kenarına ıpılık bir öpücük kondurduktan sonra,
" Acı iyidir genç adam. Seneye geldiğinde tatlısını ısmarlarım." dediğinde yine şuh bir kahkaha atmıştı.

Bilmiyorum...Mutlu muyum?

Bir kaç ay sonra bir telgraf geldi. Kızı şöyle yazmıştı.
" Biricik annemiz onca uyarılarımıza rağmen fırtınalı hava da balık avına çıktı. Görenlerin dediğine göre kayalıklardan dalgalı denize düşmüş, koşup baktıklarındaysa annemizi görmemişlerdi. Sahil güvenlik iki sonra annemizi buldu. Kumsal ve deniz çok sakindi. Gözleri açıktı. Parlaktı. Ve sanki sizi bekliyor gibiydi..."
-----------
"Mutlu muyum?"
yerine
"Mutlu olmak için ne yapıyorum?"
Diye sorulabilir mi acaba?
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2016-11-20 08:14:23
İsim : önemli mi
Başlık : Havalar
Yorum : Melodisiz yazı yazmak önemli. Aracısız-Üstelik Tasasız. Mobilyacılar sitesinde hamallık yaptığım sıralar; büyük T' ye isyan bayrağım yoktu ama bir başka şeyimi kaldırarak;
- Senin boyunduruğun altına girmektense ( takım elbiseli, kravatlı, tıraşlı, tebessümlü, arkadaşlarına karşı yalakalık vs...) hamallık yaparım daha iyi demiştim. Pek kızmıştı.
- Seni o kitaplar böyle yaptı yapma etme gel beni yalnız bırakma demişti ama, ben;
- Annemizi çok yalnız bıraktınız kadın kahırdan kahrından öldü dediğimde, şaşırmadım verdiği yanıta,
- Çok işim vardı. Vaktim olmadı...işte o zaman ki kızgınlığımı intikamımı
böyle alarak hadi eyvallah demiştim...

Konumuz bu mu yani? Yanıldınız! Konumuz;

Karadenizli Hüseyin ile Çankaya- Yıldız' a bir kaç parça eşya götürmekle ilgili. O zaman Yıldız tarafında in,cin yok. İti bağlasan durmaz, dağ başı...

Tarlanın ortasında iki katlı bakımlı evi çakılların üstünde hoplaya zıplaya sonunda bulmuştuk. Ev dediysem bakımlı. Minik saray yavrusu.
Dağ başında bir saray yavrusu. Adres tamamdı.

Eşyaları indirdik üst kata çıkardık. Salon değil sanki kütüphane.
Kocaman pencerenin önünde sallanan koltuk. Kenarında dibinde sehpasının üzerinde dergiler gazeteler ve Rodrigo. Gitar konçertosu...
Bilmiyordum. Sordum öğrendim. Mark Knopfler dinliyorum o aralar. Ünlü Dire Straits' ı...

İşimiz bitti. Dolgun bahşişlerimizi istemez yan cebimize indir havasında
aldık. Bu sakallı uzun saçlı tip yazı yazıyormuş. Eee dedim dayı yazıyla müzik ne alaka? Olur mu dedi? Olmaz mı? Olmaz evladım. Yazsaydın sen de müzik dinlerdin gibi bir şeyler geveledi. Bu arada birer düble Tekilamızı da içtik. Eyvallah deyip çıktık. Usumuzda bir tek Tekilanın tadı kalmış...

Yazı sessizlik ister...Bu nedenle sessizliğin müziğine dokunamazlar.
-----
Günaydın.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-05-05 18:08:27
İsim : Bir Deli
Başlık : Yazı sessizlik ister...
Yorum : Yazı sahiden sessizlik istiyor.
2010-2015..
Epeyice sessiz bir dönem...
Teras'tan yazmaya gelmek epeyi zaman almış.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-05-11 06:29:03
İsim : önemli mi...
Başlık : Bantlar
Yorum : Bir şey olur. Aniden boşalır mevsimler. Aniden canlılık karışır ve asma kilitleri aniden severler erken saatlerin kırağıları.

Merhaba der biri. Ben geldim ve şu Oğuz Atay' ın kitapları ( Korkuyu Beklerken- hariç ) berbattır.

Oysa elektriksel çarpışmalar yoktu - usumuzun sahilleri dingindi-dalgalar tuzla aşınmış kalasları bir şey yokken yığmazlardı usumuza.

İnsanlar otururlardı ama güneşin ne batışını ne de doğuşunu izlerlerdi.

Allah Korkusu burun deliklerimizden; tıpkı beyaz hayaletler gibi süzülüp, kalbimize teşrif etmezlerdi.

Bir Meksikalı ile bir Türk evrenin rahminde karşılaşırlarsa yaşam pek sıkıcı gelmeyebilir. Sonuçta tepelerinde uçan Deniz Kartalları ve Akbabalar var. İki devasa kanat özgürlüklerinin simgeleridir.

Aniden bir şey olur. Kurguladığınız planladığınız günleriniz aylarınız hepsi ama hepsi tümüyle boştur...Fırtınaya karşı yürümek ve o güçle dost olmak aşk olmak sevgili olmak dururken neden şimdi fırtınayı küçümsediğimizi anladık? Çünkü fırtına uyarılarına kulaklarımızı tıkasak iyi-tüm duyularımızı da tıkadık...

Telefon belki altı kez uluyor. Açılıyor ama ahizenin düştüğünü duyumsuyorsunuz kıvrık sipiral kordonunun ucunda sallandığını ve masanın yan tarafına çarptığını işitiyorsunuz...

Kız öyle bir zorlukla ahizenin ucundan sesleniyor ki, - Çok yorgunum çok yorgunum ne olur sonra arayın...

Sizse sadece boğazınıza takılmış olan üçlü kancayı yutmamak için;
peki diyorsunuz...Sesiniz şehirde bir binanın bilmem ne kaçıncı katında duyuluyor mu ya da duyuldu mu bilmiyorsunuz?

Peki sıkıntınız ne? Kapınızın önüne güvercin sıçması mı yoksa Aniden Bir Şey Olması mı?

Ya Önceliğiniz Öncelikleriniz ya Kanınız...

Seçim sizin!
------
Gelincikler başka bir hal aldı bahçede. Tek tek yeşil otların arasından sıyrılıyor, başlarını uzatıyorlar gökyüzünün mavisine dokunmak istercesine. Sanki çocukluğum onlarla birlikte yeniden yeşerdi. Ellerinde mavi taşırdın sen. Alabildiğine gelincik sarkınca dağların yamacından su olurdun kuraklığı gideren.

Bir yanda biliyorum ömürleri fazla değil, güneş daha fazla yakmaya başladığında o kırmızı görkemli duruşlarından ödün verecek ve boyunlarını bükecekler, bir yandan da onları görmek isteği. Bir kaç dakika mola versem de yanlarına gitsem diye bakıyorum.

Söyledim; açık açık. Biliyorum gideceğinizi. Fakat sizinle birlikte olmak en azından kısacık bir süre bile olsa yanınızda olmak için, bastırarak yok olma duygusunun yaratacağı hasarı, adım atıyorum size.

İçlerinden biri çok güzel gülümsüyor. Bakınca yaşadığımı hissediyorum.
Bu aralar bir de sıcaklar bastırdı. Onlara su götürüyorum giderken.

Damarlarından yaşam akıyor. Bir kaç damlasını taşımak için sana yeniden yeniden yazıyorum.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-05-14 07:44:23
İsim : önemli mi...
Başlık : Oğlum
Yorum : Bedenimi mekanlarla doldurmaya çalışan yılanların; kazma- kürek-
kepçe işiyle uğraşanlardan pek farkları yok. Tek sıkıntıları temel açmaları. Bedenimde uygun yer arayışları ve bu yerleri bulurlarsa, hemen, zaman geçirmeden işe girişmeleri...Bu aletleri acemice de olsa her sallayışlarında sevinç naraları atmaları...Zaman benimle birlikte (-kayaların bariyerlerin kayalıklı derin vadilerin aralarından- ) akınca, zavallı bedenimde bu darbelere karşı tepkisizlik kararı almış durumda.
Artık öyle bir hal almışım ki farkında olmadan acı nedir açıklamasına vereceğim yanıt kolaylaşıyor; sayın doktor acı mı dediniz? Acı tepkisizliktir duyumsamamaktır artık...

Oysa yanlış zamanda yanlış yerde vuruldu. O kadar çok konuştum. Konuşmuş olmalıyım. Çünkü saatlerce tavanda dönen pervaneye gıcırtılı sesine katlandığıma göre buz gibiyim demek ki.

Tekme vurduğum kristal kül tablasının ağır ağır ağrı dağına tırmanışını sonra katılaşmış kara çarpışını sonra şaşkınca aşağıya kayışını izlemek bana müthiş zevk veriyor.

Oğlum bir şeyin eşiğinden döndü. O bir şeyin milyonu bana geçmeli hem de hemen...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-05-17 06:36:16
İsim : önemli mi
Başlık : Konuşmalar...
Yorum :

............................................................................................Günaydın...


Bu kadar çok ciddi durmanın travmaları da ciddi yaşanıyor. Bireyin
birey olarak kendi birey duruşuna karşı birey olarak savaş vermesi gerçeği tüm çıplaklığıyla görmesi-yaşaması sonucunda; belirgin bir şekilde üzüntümüzün katlanışına tanık oluyoruz...

Değer mi?

Oğlum tıpkı babası gibi tüm bu dünyayı rezil edenleri; yaşayarak içlerine girerek tüm pisliklerini-çirkefliklerini-hastalıklarını aşama aşama öğrenecek.

Ve gün gelecek asıl satılmış köpeklerin kimler olduğunu anlayacak. Ve gün gelecek bu mücadele içinde gülümsemesini asıl kendine ait gülümsemesini öğrenecek. Ve gün gelecek tıpkı babası gibi; ben diyecek bu çamaşır iplerine asılı robot mandallar gibi olmayacağım.
Ve gün gelecek; uçsuz bucaksız sahillerde sevgilisiyle el ele tutuşup gezerlerken güneşin batışı kadar doğuşunun da olduğunu bilecek; Ve gün gelecek, kısacası UMUDU YÜREĞİNDE TUTACAK...

Oğlumu ve oğullarımı pazarlık masalarında kurban edemeyecekler. Hele ben hayattayken asla olmayacak böyle bir şey.

Oğlum gülümsemesini öğreniyor. Yeni ve taze. Yabancısı henüz ama öğrenecek öğreteceğim...Tohum-tomurcuk açacak ve yere sağlam basacak...Toprağa tapacak yedi renge gitar soloları çekecek...

Bu gün başka versiyonlarla örülen duvarları tıpkı zamanında yıkılan duvarlar gibi arkadaşlarıyla yıkacaklar...Pink Floyd ve The Wall çıkış noktaları olacak...

------
Günaydın.
Öfkeyi daha ince bir üslupla eritebilecek yetenek de var oysaki.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-05-25 17:24:43
İsim : önemli mi...
Başlık : Vesaire
Yorum : Mavi mineli oval...minik hapı kahveyle yuttum. İkindi vakti Mayıs ayının
yağmur kokulu bulutları gibi yüreğime çöktü. Dinleyeceğim bir şarkı vardı. Erteledim. İkindi' den sonraya kaldı. Pencereleri kapatıp, cep telefonumu susturup, belki ağlarım umuduyla...o şarkı.

İmla kılavuzu bile yetersiz. Külüstürüm bu sıralar. Külüstür bir yalnızlığım var. Oysa tüm çöller deniz olsaydı yetersiz damgasını tarafımdan yemiş olan imla kılavuzu; - Ulan Kuzey-Güney-Doğu-Batı
şu yöndedir derdi. Dalgaların üzerinde hoplatır-zıplatırdı külüstürlülüğümü. Ah Allah' ım! Sonunda bir sığınağım bir toprağım
bir hücrem olurdu belki de çatısı olan buluttan bir kulübe...

Bütün eşiklerden ben geri döndüm. Bütün eşiklerde o kadınlar kaldı
şaşkın ördek bakışlı.

Genç adam; Ebru naber dedi? Ebru umursamadı bile genç adamı. Beni tanımadın mı dedi bu kez? Ben Murat! Liseden arkadaşın! Ebru tınmadı bile. Git işine be dedi Ebru! Genç adam kalakaldı oracıkta.
Tüm bu konuşmaları duymuştum. Tanınmış bir marketten çıkmıştım.
Markalı torbasının içinde öğünlük bir yoğurt bir kavanoz közlenmiş kırmızı biber vardı. Genç adama yardım edemedim. Etseydim belki de bozulurdu. Ebru orospusuna değmez genç diyebilseydim keşke...
Elimdeki torbayı olduğu gibi çöp tenekesine attım. Satış noktama döndüm...

Doğum gününü kutlayan bir orospu daha var doğrusu dündü...Çevresinde emekliye ayrılmış kokoş karılarla beraber. Çocukları yok. Kocası yok. Deniz manzaralı dayalı-döşeli evi yok. Ama hani reklamı var. Her şeyiyle çıplak her şeyiyle adi her şeyiyle katil...

Bir alttaki reklamında. Oğlum diyor mezuniyet gününe hazırlanıyor.
Hani oğlu bilse annesinin ne malın önde gideni olduğunu fena olmazdı.
Senin yapamadığını belki oğlu yapardı değil mi?

İmla kılavuzum yetersiz. Kırmızı ipli. Siyahla kaplı. Attığım bir çapa vardı. Emre Aydın Buralar Yalan derken o çapayı sarmaya başlıyorum.
Çöldeyim. Bir akrebin yalnızlığına ortak olmuşum artık. Bazen her şeyi
yoluna koydum işte...dediğim an da...her şeyi yoluna koymadığımı anlıyorum...
...
Bir kadına sulanıyorum. Salyalarım akıyor...Tam da önerimi iletecektim. Olmadı. Haftanın üç günü diyalize esir olan ablamı tanıyor.
İyi mi? Hem de Cici Annem demez mi? İyi mi? İşin garibi annesi Yıldız' ı ben de tanıyorum iyi mi? Neresi iyi bunun! Elbette değil...

Elbette değil sahibim! Çünkü Gerçekten Buralar Yalan...
...

Uzun zamandır yazı yazarken sigara içmiyordum. Hazır kimseler yokken hem hap hem kahve hem de sigara...Üçü bir arada...

Oyalanıp duruyorum. Bekliyorum...

Hep aynı şeyler işte- Uyku hapı-yalan dolan gülümsemeler hem sen tanırsın beni ne yapsan ne söylesem geç kalmışlık hissi...vesaire vesaire....( söz Emre Aydın )
------------
Hep aynı şeyler.. iki satıra gömülüp saatlerce beklemeler..
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-07-23 23:58:25
İsim : önemli mi...
Başlık : helezon
Yorum : yazarken öldüğümü yazmazken yaşadığımı düşünemiyorum artık. her şey durdu sanki. gecenin ortasında kulaç atan bir bulutun bile dili sustu. aşındırdığım kaldırım taşları yenilenirken korku dolu gözlerimi gözlerimin rengini çözmeye çalışırlarken yakaladığım anları biriktirmeye başladım. öyle ya tutumlu olmalıyım. har vurup har harcamak yerine beynimde kalan son ışık kristallerini de dağıtmamalıyım. yumruklarımı bile idareli kullanmalıyım ya acıyı ah evet acıyı bile çarçabuk tüketmemeliyim. parmaklarım avuçlarıma baskı yaparlarken yeniden düşünmeli. uyku beni kandırmamalı hadi uykun geldi uzan dememeli. peki ben izin veriyorum uykuya hadi diyorum kör olası uykumu getir. gözlerim kapanmalı duvarlar uğuldamalı tuğlalar akmalı çıplak bedenime. bedenimde mercan eriyikler dolaşmalı ama yeteneklerimi-irademi kullanabilirim örneğin uykudayım kabus görüyorum...kabuslarıma yön vermeliyim ezilmemeliyim. gözlerimi ansızın açtığımda kalbim küt küt atmamalı artık soluklarım kesilmemeli...işte böyle olmalıyım. düşerime-kabuslarıma kendimi aşındıra aşındıra törpüleye türpüleye yön vermeliyim. sırrımı kimseye anlatmamalıyım. sırrım ben de kalmalı. soranlara bilmiyorum demeliyim. düşsüzüm kabussuzum ben demeliyim. insan istedi mi düşlerine yön verebiliyormuş demek ki. ilk otuz dakika da gördüğüm düşlerime artık kızmıyorum. tam uçurumun kıyısındayken tam düşecekken artık sırtıma dokunan parmaklardan korkmuyorum. o sahibi belli olmayan parmaklarla yüz yüze geliyorum. kim ki onların sahibi? merak etmiyorum. o parmaklara döndüğümde sahibinin sadece pembe topuklarının temizliğini görüyorum. bunu fark ettiğindeyse konuşmama fırsat vermeden hızla dönüp uzaklaşıyor. sıcaktan yanmış, kurumuş, dikenli otlara basa basa anladığım kadarıyla canı da yanmıyor. ya çok kederli ya da alaycı biri...

küskün bir maymun gibi saatlerce balkonda otururken buluyorum kendimi. çocukların acımasızlığına tanıklık yapıyorum örneğin. bir kaç kayısı için orta boy kayısı ağacına haşince saldırıyorlar dallarını
gövdesinden ayıra ayıra yapraklarını yırta yırta. içimden analarının vajinalarının dudaklarını ayırmayı babalarını kıçlarından kazığa oturtmayı hem de onların gözleri önünde bu eylemi yapmayı geçiriyorum. şimdi ben de galiba buna ironi diyorlar acımasız hain hatta sadist mi oluyorum? örneğin davacı olsalar; hakim-savcı dese ki; neden çirkince davrandınız gibi; ben de desem ki; siz kayısı ağacı mısınız? asın bu sadisti!

tüm yoksullar birbirlerini öldürürler. bir filmin sahnesindeyim. elbette seninle ben yokuz ama ortada
yaşanan gerçek bir olay var.

yıkılmış gecekondulardan kalan molozlar temizlendi. aliminyumlar demirler saclar odunlar toplandı. geriye kalanlarda da yabani otlar bitti.

artık göçmenlerimiz var. yadsınamaz bir gerçek. artık göçmen çocuklarımız var. o molozları siper olarak kullanıyorlar. aralarında husumet olmalı. birbirlerine kocaman yumruk kadar taşları fırlatıyorlar.
o taşlar kafalarını sıyırıp geçiyor. bazılarının sırtlarına çarpıyor ama öylesine kin dolular ki korku duygusunu aşmışlar. artık o çocukları iktidar temizlemiyor. artık o çocukları anaları varsa anaları da temizlemiyor. öylesine sidik ve bok kokuyorlar ki anlatılmaz. sudan uzak yaşıyorlar. iktidarın işi bitti nasıl olsa. eğer o çocukları alıyorsan ilgilenmelisin.

tüm yoksullar birbirlerini acımasızca öldürürler...birbirlerine düşman belletenler çekilip seyrederler...

bir kaç gündür ofisin kapısında küçük reklam kartlarını görmüyorum. mavi kırmızı yeşil ve pembe...Hülya-Fadime-Eylül-Bahar...cep telefonlarını anlaşılan ortak kullanıyorlar. kartlarda özenle; ( oteller gibi ) "HER ŞEY DAHİL-HERŞEY SERBEST" yazılı...

...

iki kayısı çekirdeğini gömdüm toprağa. biri filizlendi. sabah akşam büyümesine tanıklık yapıyorum.
en azından bir yanımda kırıntı kalmış. insanlık-bağlılık gibi...yakın zamanda sık sık nerelisin gibi saçma sorularla karşılaştım. ve bu soruyu soranlara gerçekten tuhafça baktım. örneğin biri Elazılıymış biri Çorumluymuş... birine hemşeri çıkacaksak karını mı vereceksin demedim ama kızını mı vereceksin dedim? öteki gençti. giderken döndü demek ki öyle abi dedi. Öyle dedim...merak etme kardeş...
artık sevgi-barış-kardeşlik cumhuriyetinde yaşıyoruz...

...

tekrar tekrar ötüp duran telefonu açmak zorunda kaldım. diyaliz kokulu ablama telefonun sesini duymadığımı masa da bıraktığımı söylerken yalan söyledim. yine de kıvırdım. özür dilemez. sadece özür dilemek yerine geçen konuşmaları yapar ve bayağıda ustadır bu konuda. öenmli olmadığını söylemek
zoruma gitse de diyaliz kokulu ablama kızamazdım elbette. oğlu yeniden dönmüş arabistana. çocukların
yani torunlarının vatandaşlık işleri varmış. hanımı torunları yanındaymış. dört çocuk. daha yaparlar diyor diyaliz kokulu ablam. anneannesine çekmiş bu oğlan. tıpkı asiliği o. sen de benziyorsun ama
dört beş çocuk yapmak zorunluluğun yok nasıl olsa değil mi? ekonomiksin sen biliyor musun diyor?
hep öyleydin ekonomik kardeşimiz...bilmem hiç düşünmemiştim diyorum. yine yalan söylüyorum.

ailemiz yalan. ne dedin diyor bu kez de?
- aile iyidir dedim. kalabalık olmalı...soy ağacı zenginleşmeli....
- bunları sen mi söylüyorsun diyor?
- bilmem şimdi usuma geldi...

yanlış hayatların içinden doğduk elbette yanlış hayatlara bile bile hayatlarımızı yeşerteceğiz umuduyla
sarıldık ne beklenirdi ki bizden? senden benden ötekilerden bay T'den...düşünsene adamın ölüsüne bile gitmedik....neyse dedi diyaliz kokulu ablam giderdim ben dedi eğer o karısı olacak şıllık oğlunun cenaze
merasiminde ayakkabılarımı küçümseyip sokağa attırmasaydı...hâlâ o konu mu? evet o konu...büyük yemin ettim. ahdım var. bağışlamam orospuyu. ama ölen abimizdi...olsun o da o şıllıkla evlendiği için
suçluydu...

telefonu kapatmak istiyorum ama olmuyor. saygısızlık olur. asıl suçlarımızı gizlemekten asıl suçlarımızın arkasına sığınıp oradan gülümsemekten yoruldum. illaki suç kavramı cinayetle mi ilintili?

hafifletici nedenlerden dolayı bilmem ne yasanın bana verdiği yetkiye dayanarak uçunuzu sadece bir an-a indiriyorum...

hücreme dönerken dönüp arkama bakmıyorum. baksam tüm ailem orada olacak. hepsi de suçluymuşum gibi bana bakacak...

kızım desen ayrı. anne dedi geçenlerde sen de bunamaya başladın...neden dedim? bir dediğin bir dediğine tutmuyor. dayımın kalbini çok kırdın. sana söylediklerimin tam tersini söyledin dayıma...
yine özür dilemez bilirim...anca kıvırtır durur diyaliz kokulu ablam...

gitmek...

***

Yazılma saati 23:58 İyi akşamlar
Okunma saati: 10:41 Günaydın..
Geceler uyumuyor bazen. Neresinden sarsan bir yerinde bir acı.
Oysaki zihin açıcı yazıları okumalı "Acıyı Tüketmemek" gibi

Acıyı Tüketmemek...
"öyle ya tutumlu olmalıyım. har vurup har harcamak yerine beynimde kalan son ışık kristallerini de dağıtmamalıyım. yumruklarımı bile idareli kullanmalıyım ya acıyı ah evet acıyı bile çarçabuk tüketmemeliyim. parmaklarım avuçlarıma baskı yaparlarken yeniden düşünmeli. "

Tamda acıları nasıl olur da har vurup harman savurmayız derken yazını okudum. Zihin açıyorsun.
******
Kabus mu?
"parmaklarım avuçlarıma baskı yaparlarken yeniden düşünmeli. uyku beni kandırmamalı hadi uykun geldi uzan dememeli. peki ben izin veriyorum uykuya hadi diyorum kör olası uykumu getir. gözlerim kapanmalı duvarlar uğuldamalı tuğlalar akmalı çıplak bedenime. bedenimde mercan eriyikler dolaşmalı ama yeteneklerimi-irademi kullanabilirim örneğin uykudayım kabus görüyorum...kabuslarıma yön vermeliyim ezilmemeliyim. gözlerimi ansızın açtığımda kalbim küt küt atmamalı artık soluklarım kesilmemeli...işte böyle olmalıyım. düşerime-kabuslarıma kendimi aşındıra aşındıra törpüleye türpüleye yön vermeliyim. sırrımı kimseye anlatmamalıyım. sırrım ben de kalmalı. soranlara bilmiyorum demeliyim. düşsüzüm kabussuzum ben demeliyim. "
Kimseye anlatmamak bencillik olur. Belki kabuslarından nefret eden birine onu bile sevmeyi öğretebilir.

***

Kayısı konusu..
“küskün bir maymun gibi saatlerce balkonda otururken buluyorum kendimi. çocukların acımasızlığına tanıklık yapıyorum örneğin. bir kaç kayısı için orta boy kayısı ağacına haşince saldırıyorlar dallarını
gövdesinden ayıra ayıra yapraklarını yırta yırta. içimden analarının vajinalarının dudaklarını ayırmayı babalarını kıçlarından kazığa oturtmayı hem de onların gözleri önünde bu eylemi yapmayı geçiriyorum. şimdi ben de galiba buna ironi diyorlar acımasız hain hatta sadist mi oluyorum? örneğin davacı olsalar; hakim-savcı dese ki; neden çirkince davrandınız gibi; ben de desem ki; siz kayısı ağacı mısınız? asın bu sadisti!”
Haşinlik ve kayısı konusunda kesinlikle haklısın. Ama bu kazık filan olayları, analarının vajinaları...Bas bas bağrılan idam sesleri geliyor kulaklarıma. Kayısı için olduğu için değil ama bu kendi başına kayısı ağacını bile kurutur.. Çocukların gözü aç. Aç olmasalar da belki kör. Acımasızlık evet. Çocuk halimizde en yalın hali, en işlenmemiş hali ile var.

***

Gitmek...
"Gitmek istiyorum dedi."
"Yeni bir şeyler denemek istiyorum"
"Peki" dedim. *
"Gitti."
---------------------------------------------
* Gitmesini istediğim için değil.
Giderse üzülmeyeceğim için değil.
Yokluğu koca bir çığ gibi çökmeyeceği için değil.
Gitmek isteyen birinin önünde kimsenin duramayacağını bildiğim için
Dönmek istersen biz buradayız dedim.

***
Gitmek…

Sen gidince,
Bir beş yıl uyur artık dedim.
Dönünce yazılarına yorum yazmayayım.
Biraz böyle yalnız kalsın.
Eksik kalsın.
İçi büzülsün.
Nedenlerine sığınsın.
Ama ne yazık ki güzel yazmışsın.
Bir dahaki sefere bir valiz topla da
Bilelim yolculuğa çıkacaksın sessizliğin içine.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-09-19 07:27:51
İsim : önemli mi kiii....
Başlık : Bilmem kiiii
Yorum : Çok cart. Çok sert. Çok mavi. Çok beyaz. Çok aydınlık. Bir tek çiçekler.
Yumuşak Rubi...

Resim nedir? Fotoğraf nedir? Resim gerçeği insanların göremediğini
duyamadığını bilemediğini yansıtmakta uyur. Bizdeki ressamların albenisi beni çekmez. Örneğin Vincent Willem van Gogh. Bu boyasını ekmek gibi yiyen sanatçıyı doğrusu tanımak isterdim...

Mekanik fotoğrafçılık nedir? Ya da çağdaş fotoğrafçılık! Yine bence
boş zamanları değerlendirmektir. Bakın Ara Güler ne demiş?

Fotoğraf hakikattir sanat olamaz.

Sanatçı olmanın en kolay yolu fotoğrafçı olmaktır. Sıkıysa müzisyen ol.

Kevin Carter gerçeği var. Akbaba , Çocuk ve Somali olarak anılır...
Dayanamadı. Galiba kendini öldürdü...( siz de bol bol Parisin reklamın yapın Parisin sülalesini yazın )

O yüzden hemen herkesin laf olsun veya zevk olsun diye taşıdığı mekaniğe daha çok dikkat etmesi lazım.

Öyle ya! Mevlana Türbesi de dahil olmak üzere Hz. Muhammed' in Mescid-i Nebevisi de Selfi olaylarına tanıklık yaptıktan sonra, insan elbette düşünüyor, sevap mı günah mı gerçeğini?

..............

Maşallahınız var.

Önce Marmaris. Sonra kedili ve çiçekli kartpostal benzeri resimleriniz derken, sonraki gezi planlarınızı okuyoruz sayfanızı beğenenlerle...Prag mı dediniz? Kafka mı dediniz? Prag da sonbahar güzel olur da Budapeşte de olmaz mı?

Derken okumaya devam ediyoruz. Araya sıkıştırdığınız bir sürü alıntılarınızla baş başa kalmaktan yorgun mu düşüyoruz?

Derken Ülkemizin insan sayımına koskocaman rakamlarla il il el atıyorsunuz. Şaşkınız sayenizde. Bu kez de acaba bu 79 milyonun içinde MÜLTECİ VATANDAŞLARIMIZ VAR MI hesabına yuvarlanıyoruz?
Süriyeli-İranlı-Türkmen. Gerçi akıllı ve zekisiniz. Arakanı da anımsatalım bari...

Derken duyarlısınız. Arakanda olanlar Çin de yaşananlar da ilgilendirir sizi dimi...

Bu kez de bir bakıyoruz İSTATİSTİK yönünüz çıkmış. İş ve işsizlik oranlarına da sayenizde öğreniyoruz....

Bu arada karlı zirveler ve çınar fotoğraflarını izliyoruz...

Sonra tekrar düşünürlerden alıntılar alıntılar ve yine alıntılar derken Paris Sevdanız...Bu kez de bu sevdanız okuyucularınızı çok merakta bıraktığı için sizi okuyucularınız ister istemez yoruyor...Sizde paragraflar dolusu yazı yazıyorsunuz. Kıskanıyoruz tabii. Ankara hakkında da yazmaz mı acabanın sıkıntısıyla ölüp ölüp diriliyoruz?

Bu arada Marmaris fotoğrafınıza da eleştiri getirmekten çekiniyoruz...

Bir sürü fotoğraflar bir sürü yatak odaları bir sürü oteller çeşit çeşit şaraplar sokaklar evler köyler yemekler pazarlar...Tüm bunları dört güne sığdırırsanız valla bravo bravo diyeceğiz efendim...Parisliler Parisi bizlere tanıttığınız için size madalya da takarlar eminiz...

Size iyi Parisler diyelim...Ki biz de biraz nefes alalım yokluğunuzda...

Bu arada ben gerçekten iyiyimdir...Özellikle alıntılardan uzak kendi hayallerimi yazma da...Zaten benim diyen yazarların kaybettiği nokta da buradadır...Hayalsiz yazıyorlar yavşaklar...

Önüme bir tuz kırıntısı bırakın o tuz kırıntısının ruhunu yazayım...Değer mi? Çık sanmam...Değmez...Dalgama bakarım yazıyla...

Bak ya yine bir sürü imla hatası mı yaptım? ( sanki derdimdi. imlacı düzeltmenler var efendim. düzeltiversinler bir zahmet. Tabii yerlerde süründürmeden. Orjinalini piç etmeden.)

Siz Paristen başka bir şey bilmiyorsunuz. Oysa tartışılması da yapılıyor akademik çevrelerde. İmlasız yazma konusu. İmlasız sözcükler özgürdür ve aşktır oysa...

Futbolda da aynısı yapılıyor. Ofsayt kaldırma çalışmaları var...Kaldırılırsa futbol daha güzel oynanacak. Ne göller izleriz beee....

.................

Dişi tornavida şekillerine bakıyorum son zamanlarda. Bana uyumlusunu bulursam iyi. Kendimi sıkılattırıcam da...

***
Hoş geldin
Beklediğim Mucize heralde sensin.
Ben M ve u yu bulmuştum
Cize kısmı kalmıştı
Sabah gelir diyordum
Senden geldi

Yazarken ilk yazıdan önce
Epeyi bir boşluk bırakıyorsun
Yazını worde alıyorum
Yazıları siyaha boyuyorum
Atladığım bir şey varmıdır diye bakıyorum
Eger çok özel bir nedeni yoksa
Hani o boşluklar olmasa iyi olur

İmlaya gelelim
Körle yatan şaşı kalkarmış
Ben de imlamı geliştirmek isitiyorum
En çok da senin yazıların arasında dolaşıyorum
Canın mı çıkar yani iki dikkat etsen de
Ben de okurken imlamı da az biraz düzeltsem

Hem madem o kadar elieştirin vardı ne bekliyorsun yaz
Batıyorsa nefes al

Paris'i biraz daha dinleyeceksinz ne yazıkki

Ankara sanırım bu yılki programımda var fakat ne zaman olacak bilmiyorum.

Tornavidalara bence daha alıcı gözle bak
Biri olmazsa biri kesin olur

Ben yokken nefes almak mı?
Nefes dediğin nasıl bir şey biliyor musun
Sen tuz ararken...
O salladıklarını özlüyorsun
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-08-11 09:13:58
İsim : önemli mi
Başlık : Söz
Yorum : Bu son günlerde Atatürk'ün sözlerini okuyorum derin derin iç geçirerek.Hürriyeti olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir. Evet iç geçiriyorum.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-09 19:10:28
İsim : n.dayan
Başlık : sabah masalı
Yorum : hep senin yüzünden bu dağınıklığım
kaç zamandır
bilmiyorum
gaza maruz kalmış balığım

kaç zamandır
bilmiyorum
adımlamaya korktuğum
mayın döşenmiş hüzünlü tarlamsın

hangi arenada hangi odada
yalnızlığım ölümüm
hangi bulutta şenliğim oldun
sen melek yanım



Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-10 06:27:08
İsim : önemli mi
Başlık : iyileşme süreci mi acaba
Yorum : gece yalnızca bir defa uyandım ve her zamanki saatte uyandığımı sandım. beynim saç diplerim uğuldamıyordu. bildiğin gibi nereye uzanırım ben doğruca mutfağa. mutfakta asılı olan saate baktım ve üçü gösteriyordu. kuruyan damağımı ıslattım. ayıklanmış üzümden yedim ve bu bana meme emerken tatlımsı sütü anımsattı. kös kös kaşınarak
doğruca yatağıma yollandım dizlerimi karnıma çektim gözlerimi kapadım. hastalığımın verdiği yorgunlukla düşsüz bir uykuya daldım.
düş görmediğim zamanlar felaket rahat oluyorum ve kaliteli denirse o uykudan uyuyorum.

uyandım ve bu notu yazmaya gayret ediyorum. bir zamanlar bir arkadaşım demişti ki; senin gibi itler evlenmemeli. içindeki yeteneğin deyim yerindeyse içine sıçacaksın. ya kafa yapında olacak ya da hiç anladın mı?

örneğin o kadın üçüncü kattan atladığında ölmemiş. hem de bir kaç sefer. her seferinde ya ağaca takılmış ya da bahçe demirlerine takılıp hızı kesilmiş...sonunda o ufak boyuyla öyle olmuyorsa çare ben de deyip pilan kurmuş. şu bunalım şair silvi plat mı her neyse onun benzeri bir yolun daha değişini seçmiş...başardı elbette. ofise yeni başlamıştım...

sabah sabah nereden çıktı bu deme. çıkar. ben böyleyim şarkısı gibi...
gerçi ıssız adam adinin önde gideniydi ama ben öyle bir adam değilim.
Allah kahretsin ki yetiştirilmem gelenekçiydi. geleneklerine bağlı bir adamım...o filmde Ayla Dikmen ve terkedilip gidilen kadın vardı aslında. şerefsiz herifin biriydi anlayacağın. her neyse...

notlarımı düşününce çoğunun içine ediyorum ve devamı gelmiyor gibi duruyor. arkadaşımın dediğini anlıyorum hem de yıllar sonra. çünkü notlarımın hepsi sanki birer birer yok olup gidiyor ve sanki onları ben öldürüyorum. şaka gibi mi? notların katili notlarını intihara sürükleyen adam...

başka hıyarlara baktığımda durum pek iç açıcı değil. çok relaks yaşayanlar var kendini aşanlar var beni kendilerine bulaştırmak isteyenler var...vardı...insan çevresini zararlı yaratıklardan temizlemeli. tozlandı mı silmeli bence...ama burada burada ne varsa çözemedim.
burada yazarken konuşurken tüm bağlantılarımın sigortaları ya atıyor ya da ana ayarlarıma giden yollara süikast yapılıyor...ilginç...

mesela hep o falcı kadın aklımda. tarotçu mu nedirse...avucuma bakar bakmaz terlemeye başladı. ben sizin falınıza bakamam kusuruma bakmayın dedi... ne gördü avucumda benim göremediğim neyi gördü...

canım bir şeyler çekmiyor. yine de biber turşusuyla bir melemen yapmayı düşünüyorum. karşı komşum olsaydın bir yerin düşmesin diye bu saatte sana da ikram ederdim...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-11 05:53:21
İsim : önemli mi...
Başlık : Melodi
Yorum : koltuğuma yaslandım. ellerimi başımın üstünde kenetledim. sonra da bu kenetlenme sözcüğüne takıldım. ne demekse kenetlenme? sana kenetlendim. sınava kenetlendim kendimi kenetledim beni kenetlediler gibi...her halde bağlanma/mak-dikkat-kaçırılma açılımları vardır...

köpek havlamalarına üst kattaki Hülya hanımında gürültüsü tabak-çanak-bardak-kaşık sesleri eklenince odama kaçmak durumunda kaldım. bazen kocasından ayrı yaşayan ve çalışan hanımların bu gibi takıntıları oluyor ya da bana öyle geliyor. ya temizlikten ya da sabahın köründe işe gitmeden mutfaktaki takırtılarından belki de içinde bulundukları gerçeği kabul etmemelerinden yalnızlıklarından kaynaklanan bir durum söz konusu olan ki böyle hırslar yapıp çevrelerini de düşünmeden hareket edebiliyorlar. gerçi karşı komşumun üstünde oturan Hülya hanım çok eleştirilir ama ahçı olan komşumun da aslında gürültüden kaynaklanan sorun dolayısıyla Hülya hanımın kapısına gitmişliği de vardır. Bu sorunu bana ilettiğinde aldırmamazlık edemedim elbette. Birader dedim olur böyle. İdare ediver. Eşek kadar erkek ve kız evladı var. Kocasından zaten en büyük kazığı yemiş. Çocuklarının yanında kadının kafasına silahı dayamış 80 bin tlsini almış. gitmiş dostuna bir ev almış. dostunun çocuklarına kendi çocuklarından daha fazla ilgiliymiş ve henüz boşanma davaları sonuçlanmamış peki birader sen ne yapıyorsun böyle bir hanımın kapısına gidip dikleniyorsun hem de -hanımın gitse bir şey olmaz ama sen erkeksin birader hangi akla hizmetle böyle bir davranışı sergiliyorsun. bence geri tepersen daha iyi olur. eğer oğlu kapıya senin geldiğini duyarsa ya da bir gün kapıyı sana açarsa ayakkabını eline verdiği yetmez bir de kıçına apartmanın merdivenlerini ...anladın dimi? ama abi terlikle tepemde dolaşıyor bazen telefonla sesli konuşuyor sabahları sen de duyuyorsun işte takırtısını...olmaz birader.
o kadının kapısına bir erkek olarak gitmen iyi bir şey değil. ben sana deyim de gerisini sen düşün. çocukların var eşin var...aşiret kısmıyla haşır-neşir olacaksan adabınla erkanınla oturup kalkacak ona göre konuşacak ona göre düşüneceksin...abi aşiret mi Hülya hanım? bilmem öyle bir havası var...sen de akıllı ol artık...

Alpay ve Eylülde Gel...sabah sabah tüm iştihamı kaçıran bir melodi ve melodilerin en hüzünlüsü. kulaklığımı taktım melodinin sesini sonuna kadar açtım. bazen böyle saçma hallerim olur ve kendimden bezerim.
en kötüsü de iştahım kaçar...

Semiramis Pekkan ablasının gölgesinde kalsa bile Bana Yalan Söylediler ezgisinide peşi sıra dinlemeye başladım...

bu sabah böyle... bezginim....
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-11 07:22:00
İsim : önemli mi
Başlık : cennette ot gibi yaşamak
Yorum : bezginim. az sonra kalkıp ofise gideceğim ve yıllardır değişmeyen günlerime bir yenisini daha ekleyecğim. kimseyi değil sadece kendimi kandıracağım ve kendime yıllardır ihanet edeceğim kandırıyorum ve ihanet ediyorum durum bu ve bu gerçeği saklamama ne gerek var. beni kandırsalarda bana ihanet etselerde yamuk yapsalarda bir şekilde bu dış güçlerden çiftelerden kendimi kurtarıyorum ama insan kendini hem kandırır hem de ihanet ederse bu bitmez tükenmez bir sarsıntıdır ve insan bu sartıntıyla başa çıkamaz...

bezginim. birden bire annemi özlüyorum. onun kendi balkonunda ezan vakitleri oturmayı onun omuzuna belirli mesafede yakın durmayı çiçeklerini sulayışını izlemeyi çayımı getirişini kızarmış ekmeğe yağ sürüşünü kamp koltuğunda önüme bakıp gülümseyişimi sonra kafamı kaldırıp anneme naber isyancı demeyi...

tuhaf işte. o üçüncü kattaki balkon çırılçıplak ve tutmuşlar bir de balkonu kapatmışlar. kimler yaşar kimler oturur yıllardır bilmem. balkon komşusu Emine teyze de yok artık. peşpeşe gittiler. biri Van biri Lübnan...o apartmanda yıkıldı ve yerine yenisi yapıldı... anılar kalıyor ama. beş dakikalık mesafemde olan anılar kalıyor ama hemen aşağı yolda annemin cenazesinin çıkışı sessizlik veson işte...ama o beş dakikalık mesafede anılar kalıyor ama...ve ben yıllardır o anıların kokusuyla geçiyorum o balkonun dibinden.... buradan bu anılardan çevremden yıllardır kopamıyorum işte. başka bir çevre batıyor ve rahatsızlık veriyor ve sanki nefes aldırmıyor bana...korunağım mezarım oldu ve seviyorum bu çevremi...

bezginim. kendimi kandırmaya ve kendime ihanet etmeye devam edeceğim. her halde bir gün dank diye bir ses duyarım. dank diye bir ses... güldüm bak. ooo hoş geldiniz derler. hesaba oturmadan hal hatır soralım. ısınalım çay içelim. hesaba sonra otururuz. her şey biter. hesap defterim açılır...amanın oda ne derler? birader sen buraya gelene kadar ne yaptın? şaşırır kalırsın..bilmem. ne yapmışım? hiç bir şey birader hiç bir şey...yahu bari bir yalanın olsaydı en azından yazışacak bir şeyimiz konuşacak konumuz olurdu... git işte orada kapı. sen orada da ot gibi yaşarsın....,

bezginim bezgin...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-11 16:51:23
İsim : önemli mi
Başlık : sadece bakarken
Yorum : sanırım bu ay sonuna kadar buradayım. durumum vahim. günleri karıştırmaya
başladım. şu başıma gelenlere bak. altı yıldır değişiklik olsun dedim. piyasa ve insanlar nasıl diye merak ettim. sonuç eşek kadar adam demir leydiye ağlıyor.
seninde hoşuna gidiyordur sürünmem. eminim öyledir. bu güne kadar ne öğrendiğimi öğrenmek istersen; piyasada delikanlılık kalmamış. insanlar ise
kimin sırtına binsem telaşında...berbat yani. ahlak mı? bazıları için çok gülünç
bir sözcük...

tadım yok. iki gündür çakmağımı unutuyorum. ve sırf bunun için açıklama beklerler...pazar sabahıysa dolmuşa bindim ofisten üç durak sonra indim.
nasıl ama....pek hoş dimi...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-11 17:33:32
İsim : önemli mi
Başlık : koku
Yorum : sessizliğin zamanı kısaltıyor ve durduruyor sözcükleri
yargıla bakalım
uyandır bakalım gece yarıları kes kökünden soluğumu
kazancına kanımı ekle
totallerini çoğalt
ve bundan zevk al haklıyım de rahat rahat
ve bundan mutlu olacaksan oluyorsan
boş ver beni sar sarmala bir cenin gibi
bırak bir kenara
ve gerçekten yap bunu
bir selfi çek gülümse o ara

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-11 19:30:02
İsim : önemli mi
Başlık : elim
Yorum : akşam oldu. caddeden arabalar farlarını yaka yaka akmaya başladılar. insanlar;
ah evet onlar hem çözüm üretiyorlar sonra da çözümün peşine düşmüyorlar.
hangimiz düşüyoruz ki; mesela önem verdiklerimizin peşine? ben düşmekten korkuyorum ve aklıma tonlarca düşünce geliyor. yani şu hülya hanımın kocası mesela...bir an da bitiriyor. neredeyse hayran olacağım olcaya iyi mi?

akşam oldu. bu gece uyanmadan ve düş görmeden uyursam ne mutlu. umarım mümkün olur. umarım benden bıkmamışındır. bıkarsan defol çaydanlık karga
vs diyebilirsin.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 04:31:09
İsim : önemli mi
Başlık : ders
Yorum : günaydın

sözcüğü bilirim seviyorsun. yani benim için pek kolay olmasa da yazmaya gayret ettim. bu kaba biri olduğumu ıspatlamaz sonuçda. yinede yazarken
zorlandım.g'nin yanında bulunan f harfine beş altı kez bastım. belki bu yabancısı olduğum telefondan kaynaklanan bir şeydir.

gece yatmadan önce pis boğazlık yaptım.yaban mersini ve kocaman kırmı%u017Aı bir
elmayı mideme indirdim. uykumu tam olarak alamadım. iki kere uyandım. sonunda oraya buraya dönmek işime gelmedi. çünkü bu gibi hallerde en güzeli
insan kendine işkence çektirmemeli.

hava değişti. yan evdeki rahmetli Turan amcanın büyük oğlu odasını değiştirmiş. tam balkonun karşısında kalan odada yatmaya başlamış. Emin abiye uğramış ve sabahları sesli konuşmalardan uyuyamadığını söylemiş.
tabi bu kibarca uyarı hepimizi kapsıyor. adamın kapsama alsnına gitmişiz kaç zamandır?

şimdi çok hassas duyvgusalım ya ben sana kalırsa aklımdan geçeni yapacağım. midemdeki bütün gazı balkonda çıkaracağım. öyle ama. bu kardeş
sosyalist birde iyi mi? bu nasıl düşünceyse bahçenin etrafı çelik kafesle çevrili.
insanlardan kendilerini soyutlamışlar birde caka atıyorlar. kardeş belki beni gazımdan tanırsın bundan sonra...izninle..

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 07:35:07
İsim : önemli mi...
Başlık : Sarsılma
Yorum : ............................................................................................Günaydın

Duygu Sömürüsü;

Şu Türkmen aileye yardımlarımı kestim. Yardımlarım küçük çaptaydı ama kestim. Türkiye Cumhuriyet' i Devlet' i Haşmetbabaaa yapsın bundan sonra...Gerçi ben kendi adıma mı payıma mı yoksa bu tür insanları görüp de görmemezlikten gelenler adına mı yaptım?

Benim nedenim; ( Ben ben ben...sevmem bu sözcüğü de ) son zamanlarda Türkmen kadın en küçük oğluyla geliyordu. Oğlanı belli ki öğütlemiş. Ben arkada kalayım sen önde masaya iyicene yaklaş. Adamın gözlerinin içine en acıklı halinle bak. Adam acısın bize gıdamızı versin...Hatta masaya kollarını daya başını da kollarının üzerine koy ha unutma o başını da hafif eğ ki Küçük Emrah' a taş çıkart....

Bu öyle bir hal aldı ki onlara belli etmeden yutmuş gibi göründüm. Baktım ucu bucağı kalmadı bu işin, en iyisi mi bu işi bir an önce keseyim gitsin. Öyle de yaptım. Onları buralara kadar sürükleyen Haşmetler düşünsün artık...

Aslında bunların hepsi bahane. İyi insanımdır hatta hattinden fazla iyiyimdir. Göz yumarım ya da görmezden gelirim dünya kadar yanlışları... Bana yanlış yapanları bağışlama gibi adetlerimde vardır. Eğer ben yanlış yaparsam dikilir özrümü dilerim...Bu nedenle bu gibi durumları yaşamamak için dikkatli olur kimseye söz vermemeye çalışır
kimsenin güveniyle güvenliğiyle kumar oynamam...

Bu Türkmen aile konusuysa değişik oldu. Kadın genç ve zeki. İnsan kullanmasını pek iyi beceriyor. Bana karşı o minicik çocuğu kullanmaya başladığında kendi kendime; ben bu kadına kötü niyetle bakmadım kötü niyetle yaklaşmadım kötülüğümde olmadı. Ama kendi çocuğunu acımasız bir şekilde önüme sürmesi de doğrusu hoşuma gitmedi. Burada bir güvensizlik söz konusu gibime geldi. Kadın acaba ben bu adamın ofisine tek başıma gidersem çevre görürse ya da Yeşilçam filmlerindeki sahneler gerçek olursa; Erol Taş _Kazım Kartal _Nuri Alço Bilal İnci_ Tecavüzcü Coşkun vs... o zaman ben ne yaparım? Sanmam bu kadarınıda düşünmemiştir...

Güven konusu önemlidir. Sarsıldı mı her şey biter...O nedenle dedim,
Sadakaya alışkın millet. Saray salamanje var...Haşmet baaaaalar var...

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 08:56:27
İsim : önemli mi
Başlık : alışmam lazım
Yorum : günaydın
gün
ay
dın( anlamı vardır her halde )

güna ( belki iki heceye ayrılırsa gü-na ilkini bilemedim ikincisi olumsuzluk eki-sodyumun kısaltılmışı)
günay (isim soy isim= izzet günay)
günşiray var...
ün ve ay (anlam%u013Aı )
naydın! ( cüneyt arkın lehçesi gibi )
aydın ( ne büyük bir sözcüktür. kaldırır-kalkındırır-indirir-batırır=satar )

evet günaydın sözcüğüne alışmaya çalışıyorum.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 09:54:26
İsim : önemli mi
Başlık : günlük
Yorum : şirket benim bulunduğum yeri sadece kapısı açık tutuklu ofisine döndürdü. kocaman reklam afişlerini bizzat ben vitrine asmalıymışım. astıktan sonra manzara bağlantım kesildi. kapıdanda bir şey görünmüyor.

aslında ekmeğim yavandı aptallar yağ bal kaymak sürdüler. gelen müşteri dışında ve akşamda hesap için ofisteyim geriye kalan zamanımda kaldırımda
markette sohbetteyim. bölge sorumlusuna yakalanmazsam değme keyfime...
parantez içinde buraya da yazdığımı düşünürsem bayağı faal oluyorum.

eh ortalık sakinken bir yazı daha göndereyim dedim. iyi mi kötü mü yapıyorum
bilmeden? baymıyorsam sorun yok.

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 12:07:07
İsim : önemli mi
Başlık : parti
Yorum : balkon kapısını yağlamayı düşünüyordum oysa. Turan amcanın kibar oğlu için
vazgeçtim. sabah muhabbetimizin içine etti. az önce gittim bayağı yüksek voltajlı ampul aldım. akşam takarım hatta merkezinide penceresine çeviririm.
sabah dörtte beşte kibarın odasında günlük güneşlik bir aydınlık. sonra da kaşına kaşına olacakları beklerim sosyalist kardeş. odanı değişttirecem sana
sabah muhabbetlerimize taş koy bizi erik ağacının altından mahrum bırak...
sen görürsün güzel insan....

gel de rahmetliyi arama...Turan amca olacaktıda bu konuşmayı yapacaktı hıyar.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 19:34:00
İsim : o
Başlık : kör olun
Yorum : belirli bir kesimin önemli ölçüde akarı var. Ankara'da bu oran sanırım İstanbul'dan aşağı değildir. Gece hayatını iyi tanıyan biri. Abi geçen gece bayağı mekan dolaştık. Etiketi olan bir arkadaşla(polis). En son saat dört gibi
Hilton'a gidelim dedik. İçeri zor girdik. Sabahın dördü olmuş millet hala ayakta.

Bu yoğurdun bolluğu nereden gelir? Kafam basmaz. Hilton gibi bir yerde oturuyorsan ve masaya 30bin 40bin 50bin bırakıyorsan gerçekten düşündürücü. Üstelik bırakanların yaş ortalamaları 25-30 olursa daha da vahim.

Birileri denetimsiz yaşarlar. Bu denetimsizlik dokunulmazdır. Dokunursanız ucubucağı belirsizdir. Yani sözün özü zararlı çıkarsınız. Bazı şeyleri de görmeyin derim...


Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 22:21:48
İsim : önemli mi
Başlık : düzeltme
Yorum : " Kör olun " başlıklı notun ismi dokunmatik telefonun ve benim kullanma beceriksizliğim ve o ara müşterimin gelmesi sonucunda " ÖNEMLİ Mİ " yerine " O " ya gebe kalmıştır. bilginize...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 22:32:09
İsim : önemli mi
Başlık : aynı tas aynı hamam
Yorum : akşama doğru arayan hanım " abi yarın çalışıyorsunuz " dedi. ben de
tamam dedim. sesine mi yoksa artık günlerdir izinsiz çalışmama mı borçluyum bilemedim? durum bu ayın sonuna kadar da sürebilir. öyle görünüyor. gerçi çift mesai yazıyorlar hesabıma ama terlik şort geç kahvaltı ve evdekilerle ağız dalaşını özledim diyebilirim. onların işine geliyor. ve genelde şöyle diyorlar; işkembe içmeye gitsene sen...şapkamı ters çevirip üstümü başımı değiştirmeden yollanıyorum. buda benim işime geliyor. sonuçta her hafta olan oluyor aşağıdan bağırıyorum pencereye taş fırlatıyorum. alıştılar. unuttuğum cüzdanımı kafama fırlatıyorlar. hadi güle güleeeeee....geç kalma filanda demiyorlar...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-12 22:43:14
İsim : önemli mi
Başlık : akşam oldu
Yorum : akşam hesabı kapatmamıza yarım saat kala Necati baba aradı.
- napıyon kardeş?
- uyukluyorum...
- al bendende o kadar. ne oldu aradılar mı?
- yarın burdayım.
-kaç gün bizim izinsiz çalışımız?
- saymadım baba... ama bunaldım artık
- al benden de o kadar...hele bu gün kimse yok...yarın sabah nasıl verecem randımanı? utanıyorum valla...
- alıştın tabi iş yapan rekor kıran yerlere dimi...ya biz napalım? senin utandığın randımanı her sabah veriyoruz...
- orası da doğru...

bunlar böyledir bu tür adamlar...365 gün çalışırlar. hatta artık işi kendi işleri gibi benimserler. evdeki hanım gezme ister ama sinir numarası çekerler ve derler ki; iş yarım mı kalsın? adamların işini ben olmazsam kim yürütecek? aynen böyle derler...
orası da doğru derken ne kadar işkolik olduğunu anlayın. ben de mi yoksa onlarlaşıyorum? olamaz...inanmam...

- hadi kapa şu telefonu baba. hesap yapacam. karnım aç ama canım bir şey istemiyor...keyfim yok...
- ne kardeş bir şey mi oldu sana?
- kapa yav şu telefonu. uyuz etme adamı akşam akşam...
- iyi iyi yarın görüşürüz...

olayımız bu... bunlar bana deha yeni yeni mi ısınıyorlar? her halde...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-13 05:58:08
İsim : önemli mi
Başlık : yansıma
Yorum : günaydın...

az önce dışarıdaki rüzgarı mutfaktaki kelebeği bırakıp neden başka derin iyi güzel şeylerden konuşmuyorum neden konuşulması gerekenlerden kaçıyorum düşüncesi içinde odama gelip makinanın başına oturdum ve bu bir sürü notun içimdeki asıl kopan fırtınalardan nasılda uzak olduğuna kendimde şaşırdım...ayıpladım kendimi...

oysa duygusallıkla demokrasi sıkıntısının içine de düştüm. istediğimi yazamadıktan ve şu mor eflatun lila renkli çiçeklere bir sözcük söyleyemedikten sonra ne değeri kalır duygunun demokrasinin...

hemen hemen her konuda kendimi oyalamam ertelemem gerçeği var. ocakta çelik bir tencerenin içindeki mısır tanesi kadar olamadıktan ve o mısır tanesi gibi patlayıp açılamadıktan sonra ben ne için yazıyorum?

hareketli gibi görünen hayatımın devinimsizliğini idam etmeyi istememle eylemi gerçekleştirmem için çok geç kalmış, hatta demir atacağı limanın adresini bile unutmuş mısırları küflenmiş bir gemiyim artık okyanuslarda başıboş...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-13 09:50:43
İsim : önemli mi
Başlık : necati
Yorum : Sabah Necati babayı aradım. Oturuyorum dedi ve canı da sıkılıyordu. Kahvaltısını hazırlamış yemiyordu. Neden yesene be adam dedim. Verdiği yanıt
Aynen şu: ben siftah yapmayınca yemek yemem. İsterse akşama kadar sürsün
Yine yemem. Olay bu. Asil düşünce bu. Sonuçta yabancının şirketinde çalışıyoruz ve iş olsun olmasın umurumuza takmamak varken Necati babanın
yaklaşımı tam bir dürüstlük saflık anıtıydı. Bu insanı tanımak bu adamla aynı
kulvarda koşmak gurur....
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-18 09:03:28
İsim : önemli mi
Başlık : gün
Yorum : Günaydın

Biraz geç oldu. Ama uyku salaklığıma ver.

Ofise geleli 45 dakika oldu. Geldiğimi bildirdim
grip hafifletici hapımı ılık suyla yuttum. Çayımı koydum. Cadde de bir var bir yok eylül güneşinin henüz sararmamış yaprakların üzerinde oynaşan ışınlarını
seyrediyorum.

Okullar açıldı. Onlar kadar küçüktüm ve şimdi onlar oturduğum sıralarda oturuyor koridorlarında bahçesinde koşturup duruyorlar. Sen bilmezsin belkide
notlarda yazmadım. Bir ara öğretmen olmayı istemiştim. Onlara kitapları kapattırırdım. Çünkü hepsinin içleri boş. Onlara dolu dolu narlara benzeyen pıtırcıklar okuturdum. Hepsi aşık olurdu hepsi düşmanlık nedir bilmezdi...Caydım. onlar kendi yollarını kendileri bulsunlar.

Radyoda geyik var. Şimdiden bodrum tatili planlarını konuşuyorlar. Gülüyorum.
Bilmiyorum onlarda kendilerine göre haklıdırlar...

Kalkayım çayımı koyayım...

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-18 10:29:41
İsim : önemli mi
Başlık : görüş
Yorum : Az önce " Yalnızlık güzel bir tercihtir " yazını okudum. Haziran ayında yazılmış.
Okuduktan sonra masada içsene beni diye bağıran çay bardağıma uzandım.
Bir kaç yudum aldım. Oldu mu gönlünü aldım mı dedim. Duymuştur. Ses çıkarmadı. Sandelyemin sırtlığına yaslandım. Bacaklarımı masanın altına uzattım. Parmaklarımı başımda kenetledim. Öylece gözlerimi kapattım.

Uzun sayılmayacak bir tren yolculuğundan sonra tarlaların arasından geçtim.
Aynı böyle bir gündü. Güneş ısıtmıyordu. Kurtuluş savaşından kalan köprü çelik kalaslarla sağlamlaştırılmıştı. Ama adım atılacak kalasların bazıları sökülmüş bazıları kırılmıştı. Tüm tehlikeli oluşuna aldırmadan hoplaya zıplaya
Geçerdim o köprüyü. Gölete inecek başka yol yoktu. Buraya sık sık gelirdim.
Tuttuğum balıklar lezzetli olurdu. Gölün yamacına otururdum. Rüzgarın uğultusuna ve salladığım oltanın sesine fıısss diye gidişine misinanın ıslık çalışına biraz ilerdeki sazlığın dibinden yeşil renkli ip gibiydi su yılanının çıkışına sağa sola bakışına hayrandım.

Bu yalnızlık değildi.

Genelde bazı tipler ilgi çekmeye çalışırlar. Cepleri biraz para gördümü hovardalığa çıkarlar. Aptal kadınlarda bunlara barda kafelerde takılırlar.
Oltayı atan önemlidir. Kimi balıklara atar kimide kadınlara. Kadınlar bilmem ne demeli onlara? Kolay lokma olmayın derim. İki güzel söze bir kadeh kırmızı şaraba tav olmayın. Bir de bu türlerle evlenmek aklınızdan bile geçmesin. Ciddi
Anlamda zamanla kendinizden bile soğursunuz. Pasaklı saçaklı biri olursunuz.
Abi nasihatı ....
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-18 19:32:19
İsim : önemli mi...
Başlık : hey yavrum hey
Yorum : Serin. Yukarıdaki tepelerden gelen serinlik ta ofise kadar ulaşıyor. Hala ağarmış kıllarıma aldırmadan atletsiz yaz ayakkabılı artist artist havalarda dolaşıyorum. Hey gidi Bozkırım her şeyini altüst ettiler bir havanı bozamadılar.
Geçer bu akşamlar bu sabahlar geçer koçum yazıya sığınıp sessiz kalmalar.
Ulan şairlik mi var ben de? Aşıklık mı var? Sana gerek yok. Ben kendime kocaman bir çüş derim.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-19 09:07:50
İsim : önemli mi...
Başlık : renk
Yorum : Günaydın. Günün kahkaha atarak geçsin. Fazla sesli atma yalnız. Ta buralara kadar gelmesin. Kendi sınırları içinde kalsın.

Evet. Bu cep zıkkımını da kırmak üzereyim. Çünkü yazarken hızımı kesiyor.
Hızlılık benim zirzop zirvezop notlarımın olmazsa olmazıdır. Böylelikle kerizlik
𓍁Lakabınıda sayende hak etmiş olurum. Ne de olsa zatıalinize doğru mu telaffuz ettim neyse not göndericem diye kan ter içinde kalsam iyi sinir bir sinir...

Güneşli bir gün. Çay içmeye başladım. Acemi birliğinin çayı neyse benim yaptığımda ondan olmuş..sevmezsin. bende sevmem. Bakalım torba yoğurdunu ekmeğe süreyimde çayla nasıl gidiyor. Zevksiz miyim bu konuda acaba...?
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-19 09:28:05
İsim : önemli mi...
Başlık : duygu
Yorum : Yıllardır bir sürü konuya değinen yazılar yazmışsın. Çok hoş. Benim tersimsin.
Aylar sonra anladım. Paylaşmayı seviyorsun. Bense çekmecede ya da ben de kalsınla tutuyorum. Tamam bu konuda bencil ve alçağın biriyim.

Halbuki eliaçığımdır yardımseverimdir...

Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-19 10:21:28
İsim : önemli mi...
Başlık : akıllı telofona
Yorum : Gece 3 gibi uyandım. Mutfağa yollandım. Balkona çıkmadım. Gece bekçileri düdük öttürüyorlardı. Konuşmaya başlarlardı. - Dayı napıyon? Elinizin körü desem karakola davet ederlerdi. Kesinlikle bana bayıldıklarından misafir ederlerdi.

Kahve hazırladım. Dakikalarca bakıştık. İçmedim. Esnedim esnedim...yazı yazayım bari dedim. Çağdaş akıllı telefonu elime aldım. Yazı yerine kadar her şey gayet güzeldi. A yerine S R yerine E ya ds T girdi. Hala da öyle. Kaldırdım Mutfak taşına vurdum. Öylece bıraktım. Gidip yattım. 6 da kalktım. Ekranı çatlak telefondan sinir sinir yazı yazmak hoş olmuyor..

...yorum...


Valla şekerim çok haklısın. Yazık sana..

Yanıt

Dimi yaa...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-24 18:09:56
İsim : önemli mi
Başlık : hayır mı
Yorum : çin ata sözü; ilk duyduğumda önemsememiştim.

aşık olan kadın yabani domuzdan daha tehlikelidir diyor.

düşününce hak verdim.
ciddiye almalıyım.

hastayım. burnum koku almıyor. keyfim yok. midem kasılıp duruyor. mantığım iflas etti...

aciz kaldım gibi.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2018-09-24 18:47:33
İsim : önemli mi
Başlık : notum 10
Yorum : yazmadan nasıl duruyorsun dediğini düşünüyorum. AFERİN.
   
Tarih : 2018-09-24 19:23:36
İsim : önemli mi
Başlık : çene
Yorum : oh be. bendeki rahatlığa bakar mısınız. Karışanım yok kızanım yok itiraz edenim yok sanki her yazdığım doğruymuş gibi. Yalnız ben fazla rahatlıktan sıkılırım . Rekor bendedir. Bu gün bu gün 25 yıl tahta taburede oturmuşluğum var. Dedim ya farklı yanlarım vardır. Babamın mirasını ret eden benim yani. Aynı şekile annemden arap mirasını da iten ben gerçi ağzıma sıçmışlardı ama.,sonun da hesap verme durumundan kurtulmuştum. Esen yok yani.
   
Tarih : 2018-09-24 19:55:53
İsim : önemli mi
Başlık : demirsin
Yorum : acımasız. Yazmadığım günlerin acısını yazmayarak çıkartıyorsun. Peki tamam işte.
   
Tarih : 2019-05-05 07:45:20
İsim : n.dayan...
Başlık : poppori veya nostalji....
Yorum : " ya sonra " sevgili Ajda hanımı dinliyorum. acımadan geçer yıllar-zamanla yalnızlık başlar...

taktım bu şarkıya...ya sonra ile ilgili bir kaç satır karaladığımı anımsıyorum. kim bilir nereye tıktım? dağınık insanım. kromozom sayımlarımda karman çorman. atamadım üstümden saçlarımdan giysilerimden yüreğimden sevdiğim sevmediğim her şeyden atamadım düşüncelerimden dağınıklığımı siz buna netleşememek dikkatsizlik sanrısı filanı sokuşturursunuz ya da yıkarsınız...

hava yağmurlu ve " ne söylesen ne beklesen " şarkısı başladı...efkarlı olduğum anlarda inanılmaz ağlamaklı olurum ama yutarım gözyaşlarımı çünkü katı bir ortamda ezilmemek ayakta kalmak zorunda olmuşluğum yüzündendir...deniz suyunu kokusunu bundandır sevdiğim...

" acı da olsa yine gerçeği " ...

vay bu sözler dağladı göz bebeklerimi işte...şu ramazan günlerinde oruç tutmadığım halde günahlarımdan sıyrılmanın kolay yollarını arar dururum yardım severliğim artar sevimli miyavlara dönerim pençelerimi yontarım kimselere zarar vermeyeyim diye...

şimdi de erkin koray usta...sevince...

bana çok zarar veren bir sözcük bu...sevince...
yazmaya karar verdiğimde işin buralara kadar geleceğini düşünmemiştim hiç. o sıra kurtuluş tren istasyonunda tıpkı böyle bir havada raylara çıkmıştım...o salak kızı hiç sevmemiştim ama o salak kız kırmızı eteğini tuta tuta benim beceremediğimi becermeye kalktı basit ucuz bir makasla son an da yetiştiğimi anımsıyorum...makas parmaklarımı doğramıştı ama kıza manyak mısın benim için mi tüm bunlar bak bana ben değer miyim dediğimi anlatıyorum açılan yaralarımdan kanlar holde gölcükler oluşturmaya başlamıştı...

" ta uzak yollardan "..nilüfer müthiş ses...

bu sabah salaklığımla iyiyim...böyle salaklığıma kavuşmak için eskiden olsa bir yetmişlik devirir Ahmet Altan' a kıs kıs gülerdim neden Firuzan' a gülmezdim düşünmemiştim hiç...benim sinemalarım ve ah güzel İstanbul yüzünden olmalı...ciddi yazardı...

nereden bilecen şimdi..."mutluyduk belki " demeye başladı Ajda...
o kız yıllar sonra ziyaretime geldi...oturdu sigara içti. kahvesini yudumladı...bir sözcük yok. dili kurumuş olmalı ne bileyim ulan kurumuştur işte...gülümsedi ve sadece gitti...o gün sabaha kadar iş yerimde çakılı kalmıştım. avuçlarım acıyordu...yine başladı ağrısı...
estetik yaptırdım. derimden deri alıp yapıştırdılar yaralarıma ama sızlıyor birader...

ilhan irem... anlasana demeye başladı...

kaç kadının kalbini kırdım papaz bir bilsen...ama hiç birini sevmedim ben aşık da olmadım...bilmiyordum saplanıp kaldıklarını ben de ne bulduklarını papaz efendi arındırsana beni günahlarımdan...Ayasofya kapalı mı...ne yapsam bilmiyorum...nermin hanım hiç olmadık yerlerde karşıma çıktı hava da uçakta karada denizde trende otobüste beyrutta ama hiç olmadık yerlerde çıktı yağmurda çamurda kuru havada kışta
hatta banka da bile...ben de jeton düşmedi papaz efendi...neden biliyor musun? gidiyorum demediğimden oldu bunlar gidiyorum sözcüğü yüzünden...özür diledim...özrüm kabul olur mu şimdi papaz efendi...

kan ve gül İskender doğan...

sonra biri boynuzladı beni...dokundu mu olabilir ama evli bile değildik...
neden böyle yaptı...onu bile sevmemiştim aşık olmamıştım ama insan haber verir dimi ya...öteki de var der... eşek değiliz yani anlarız ama dokundu mu dokundu yav...kucağıma alıp sevdiğimi anımsıyorum.
sonra arkadaşının nikahında yalvardığını kollarını dolayıp bırakmadığını çözmediğini...kafamız kıyaktı...şeytan dürttü yatağa at şunu tüm hayatın anlam kazansın oğlum dedim tüm hayatın anlam kazansın...

evet tüm hayatım anlam kazandı...ama yatağa atmadan yazarak mı...
sanmam...her şeye rağmen yaşayarak...

cem karaca bir gün belki hayattan a başladı...

ama yağmur başlamadı...
kuş ötüşleri de yok bu sabah...yola çıkma zamanım geldi...
ama tren istasyonlarından uzak duruyorum hala...

iyi bok yiyorum...evet iyi bok yiyorum...

ajda "hoş gör sen" e başladı...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-05-09 06:13:18
İsim : n.dayan
Başlık : hadiiiii
Yorum : sevgili tır arkasındaki kalas yüküyle İspanya sınırlarından çıkıp Lizbon sınırlarına uzunlarını yakarak girdi ve içindeki berduş sürücü tam da o sıra buz gibi bir bardak suyu suratına boca etti...böylelikle gözlerine çöken ağırlığı -uyanın aptal serseriler ölmeye hiç niyetim yok deyip Cem Karaca' nın tamirci çırağını sürdü Cd aletine...uzanıp ön göğüslükten filtresiz ( markasını anımsamıyor salak yazar ) belkide- wiston soft olabilirdi-zippo çakmağıyla dudaklarının ve bıyıklarının arasında neredeyse kalbolmuş gibi duran sigarasını yaaaakkkktttııııı!!!
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-06-18 17:23:04
İsim : önemsiz
Başlık : nezaket ah nezaket
Yorum : Sen bu yazımı bana sormadan aldın dimi...kibarlıkta yapmadın.
insan bir not düşer dimi...o kadar yazdım ama anlamadın...işine gelmedi mi anlamazsın zaten...

Ben yabancı bir adamım...yazımın yerine nazımı koy çok önemli ya senin için ha bir de Süreyya vardı o da olur...

Geçenlerde yine durak bekler gece de filan diyordun anımsarsın dimi..
@@@
Ya kaynak yazmışım
Bunu da ilk defa senden duyuyorum
Bir tek iletişim bilgin de yoktu üstelik
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-08 09:16:43
İsim : önemlı mı
Başlık : D hanım ve Fılız
Yorum : D hanım daha düne kadar tapuda memur maasına talım ederken son on yılda bır Rant Rover a bınecek kadar büyüdü. Rant gelırı olan yerlerın bılgılerını sızdırmak D hanım ıcın cocuk emzıgı gıbı bır seydı. Sonradan D hanımın baglantılarının nerelere kadar cıktıgını az cok kestırdım.
Benı alakadar eden yerlerıyse baya baya normaldı.

Fılız ıle zaten arkadastılar. Onları bır ıkı kez yanyana görmustüm.
Onur a söyledıgımde kestırıp attı.
Ünıversıteden demıstı...

Onur un bana bıraktıgı notları bır bankanın kasasına bırakmıstım.
Sonradan huylandım. Emanet dıbımde olursa ıyı olurdu. Öyle de yaptım. Tanrı sahıdımdır paketı acmadım. Acsam ucu banada mı dokunur dıye korktum. Karısıyla yattıgımı sanan Onur un kafasına bu fıtı kım soktuysa artık....

Demek döndün Fılız....


Not noktalamalar bölümü arızalı
***
Film senaryosu gibisin...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-10 07:37:31
İsim : önemli mi
Başlık : yorum
Yorum : yazarken usuma takılan soru: ben yazıyorum bazen ince konulara girdiğimde oluyor sayın editör acaba sevgilimi aldatıyor muyum?

soru aslında karışık falan değil. basit bir soru. biraz açarsak; aldatmanın türleri var mı? bence var. kadın erkeği erkek kadını her zaman aldatabilir.
elbette bu ortamın nedenlerinin oluşması lazım. nedensiz aldatma ayrı bir konu...

peki iş bu noktaya geleceğine taraflardan biri mutsuzsa bu mutsuzluğunu karşı tarafa yansıtıp karşı tarafı da huzursuz ediyorsa dürüstçe arkadaş böyle devam etmeyelim gel dostça ayrılalım dese karşı tarafın düşüncesi ya olumludur ya şüphelidir ya da olumsuzdur...belki de soracağı soru şudur; hayatında biri mi var? öteki de olsa dahi evet var der mi? derse karşı taraf olgun yaklaşır mı? madem öyle sen bilirsin dediğin gibi olsun der hatta işlemleri ben başlatırım filan...bu kez de öneriyi sunan şüpheye düşmez mi? vay alçak ne kadar kolay kabul etti...yoksa bu alçağın bir dostu mu var? devam eder...o an mesela karar alması lazımdır. İstersen biraz ayrı yaşayalım. böylelikle acele de etmemiş oluruz vs...

elbette her aldatmanın sonu hayırla bitmiyor. dinen bakıldığında eğer doğruysa en az üç kişinin taraflardan birini yatakta yakalaması lazım...
bu uzak bir olasılık.

o zaman hazım meselesi sindirme ortaya çıkar...bu da kişiye her an her şeyi yaptırır...güveni kalmadığından ne halt edeceğini bilmez ama sonu cinayete kadar gider...

örneğin uzun Mustafa...Meslektaşım benim. Bütün varını yoğunu aleme harcadı. Oysa ilk eşiyle evlenmeden önce de aynıydı sonra da aynı hayatına devam etti. İlk eşi kuafördü. Henüz evlenmemişlerdi. Bir akşam kapıdan girdi kan ter içinde çalışan bana ustacım bu akşam müsait misin dedi? Alemeyse değilim dedim.Yok konu başkaysa düşünmem lazım. Bilmediğim bir konu içinde düşünmeme gerek yok dimi lan sırıkçım? Ya usta bir kız var. Kuaförde çalışıyor. Eee..bir kaç gün beraber gidelim beraber takip edelim. İşten çıkınca eve mi gidiyor başka yerlere mi takılıyor? ulan herkes sen mi dedim? usta valla bu konu ciddi yav...İyi lan dedim. Bana da değişiklik olur...Bizim sırık evlendi bu hanımla. Hanım ona iki erkek verdi...bebeler ciddi anlamda okudular ama mıstık kesinlikle eski hayatını bırakmadı. birken iki ikiyken üç o arada pavyon ve dükkanda kırdığı fındıkları da sayarsak
adamın vukuat defteri ciltlere sığmaz oldu...ilk eşi böyle bir adamı bırakmadı. ayrılmadı da arada bir sopa da yedi ve bekledi...sabırla bekledi...zamanla mıstık her halde delikanlı olan oğullarından utanmış olmalı ki alemi sıfır nokta da bıraktı.
........

senin yerine ben yorumlayayım...

GÜNÜN EN GÜZEL SAATLERİ....yoruma bakın ne kadar güzel oldu...

****
Çok şık bir eleştiri olmuş
Evet böyle öğrenebilirim ben de

Aldatma olayına ben şöyle bakıyorum. Bir kişi birini aldatmaz. Ancak kendini aldatır. Eğer bir şey yaşamak istiyor yaşamıyorsa kendini aldatmıştır.

Bir insanın birine yapabileceği en büyük haksızlık kendisine yaptığı haksızlıklır. Dünyaya bir defa geliyoruz. Aynı yaşları da bir kez yaşıyoruz. Kimse kimsenin malı değildir.

Herkes birbirini sevebilir. Herkes bir olarak tek de olabilir.

Biraz kaotik oluyor benim düşüncelerim genelde. Ortalığı karıştırmayayım biraz güzellik olsun diye kurtulmaya çalışıyorum gördüğün gibi.

Evlenerek bir erkek bir kadını kadın olmaktan kadın da erkeği erkek olmaktan çıkaramaz. Evlilik cüzdanı tapu değildir.

Bu tapu sadece ve sadece içerden gelen bir sevgidir.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-10 10:28:13
İsim : önemli mi
Başlık : yoruma devam
Yorum : bu aldatma konusuna devam etmek istiyorum sayın editör. Gerçi yazarken sıkılıyorum ve başımda dönüyor havalardan olmalı neyse;

Sanal alemde normal bir hanımla
seks yapılırsa ne olur? Başlangıç da iletilerle mi başlar ve bu iletilerin sonunda o samimi hava yakalanırsa ve gerçekten de iki taraf da bu eylemden zevk alırsa ve bu eylem aylarca sürerse ve her iki taraf da sanki hiç bir şey olmamış gibi kadın kocasının uyuduğu yatağa erkekse karısının uyuduğu yatağa sessizce süzülüp o ara karısnın sen daha uyumadın mı tatlım demesine yanıt olarak tatlım tuvalete kalktım yanıtını verip
Karısının beline kolunu dolayıp sanki bir şey olmamış gibi mışıl mışıl uyursa...

Sonuç olarak taraflardan biri birbirlerine dokunmadan sanal seks alemini sona erdirirse karşı tarafın travma yaşamasına aldırmadan çünkü karşı taraf aylar boyunca bir kadında ya da bir erkek de ne varsa her şeyi tüm çıplağıyla yaşamışlarsa durum en mahrem yerlerine kadar inmişse
ne denli vahimdir....

Hep düşünürüm. Aldatma ne kadar ağırsa ötekinde yaşanıp da
kalanlar...daha mı ağırdır diye...
***
Bu aldatma olayına yemek yemek gibi bakıyorum.
Kişi açsa karnının doymasını ister değil mi?
Eğer sanal alemde bunu yapmak istiyorsa;
Erkek ya da kadın bunu yapar.
Farketmez.
Bundan keyif alıyorsa gitsin yapsın.
Sonra gidip eşine sarılıyorsa gitsin sarılsın.
Hayatta her şey bir deneyimdir.
Bunu deneyimlemek istiyorsa deneyimler.
Keyif alırsa devam eder.
Keyif almazsa devam etmez.
İnsanlara sen evlisin şunu yap bunu yap diyemezsin.
Kimisi vardır böyle bir şeyin yakınından bile geçmez.
Kimi vardır merak ettiği için yapar.
Kimi vardır bunu bir davranış haline getirmiştir.
Ben olayı birini aldatmak olarak değil,
Kişinin kendi kendini aldatması olarak görürüm.
İstiyor yapmıyorsa, bu kişinin kendisine karşı aldatmasıdır.
Evliliklerin ya da sevgili olmanın tapusu yoktur.
O tapu insanların beynindedir.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-10 11:47:13
İsim : önemli mi
Başlık : yorum boyutu
Yorum : bu gün aldatmanın boyutlarına göz atmak istiyorum...

Yaşanan bir konuşmanın sonu yatağa kadar gider mi?

Eğer durum buysa yatağa kadar gitsin ya da gitmesin zaten ayak üstü yapılan imalı konuşmalarda
bence aldatmadır.

Konuşma; kadın başlatıyor ve sizi zerre kadar tanımıyor sizde onu aynı şekilde tanımıyorsunuz. Ama
bir keşişme noktasına birlikte basıyorsunuz...

- gümüş yüzüğü sağ parmağınıza takmışsınız. Neden? Bir erkek olarak şaşkınsınız.
- Peygamberimizde takarmış aynı parmağa..sünnet her halde..
- olabilir ama bir başka nedeni daha var...
- Hiç bilmiyorum...neymiş?
- gümüş takıyı sağ el parmağında
kullanan erkekler cinsel açıdan daha güçlü oluyorlar. Kadın devam ediyor..yoksa inanmam bilmiyor muydunuz?
- hayır bilmiyordum. İlginç..
- hayır gerçek...
erkek şaşkın ama kadın daha da itekliyor; hava da ne sıcak bu gün
- evet sıcak.
- bu sıcakta eve gideceğim duş alıp yatağa uzanacağım. Kocam iş seyehatinde
- en güzelini yaparsınız.
- ama yalnızlık zor
- bilirim
- bana gider miyiz ne dersiniz
- siz planlarınızı bozmayın.
- gelseydiniz iyi olurdu...
- iyi olurdu ama görüyorsunuz işim olmasaydı...

Kadın gitti.
***
Aldatmak nedir biliyor musun?
Aldatmak bir insanın kendi hayatını yaşamamasıdır.
İsteklerini, arzularını...
Gerisi hikaye.
Yok kadın adamı aldatmış,
Yok o onun sevgilisi imiş..
Burada şuan önem veriyorum sadece...
Bizleri diğer canlılardan ayıran iradelerimizdir.
Tamam her haltı yiyebiliyoruz diye gidip yapmayız.
Neden diyeceksin?
Sonuçta ihtiyaçlarımız sınırsızdır.
Kaynaklar da sınırlı.
O kaynakları har vurup harman savurursak ne olur?
Her şey ziyan olur.
İnsanların sevdiklerinin hassasiyetlerine karşı bir tutumu olmalı.
Yok şu arkadaşım onunla da olayım.
Yok bundan hoşlandım bununla da şunu yapayım.
Eve de geleyim böyle olsun..
Eeee peki sonra.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-10 12:55:02
İsim : önemli mi
Başlık : yoruma başka boyutla bakma
Yorum : azdın mı dedi kırklı yaşlarda bayan K. Dur makyajımı bozucan. Deli mi ne sabah sabah...Sen de sabah sabah atölyenin kapısından dişilik hormonlarını sala sala girmeseydin. Altı üstü bir dudak alıcam kaçırıp durma şu lokumları...bana bak vallahi randevum var. Bırak da adama dağınık gitmeyeyim...benimde yetişecek işlerim var K. Hanım...
Değişmiyeceksin sen. Yirmisinde neysen 25 lndede osun...

Böyle bir yaşanmışlık ya da kaçamaklık olsa...

Aklımdaki soru şu olurdu; neden?
Kesinlikle hormonlardandır derdim...

Öteki soruysa şu olurdu karın aynı sahne de olsa ne düşünürdün? Yaşatmaz öldürürdüm...

Diğer bir soru; hayatını paylaştığın insan ya melekse! Vicdan yapar bu sahneye dalmazdım...

Ya her ikinizde entel düşünceye sahipseniz...
Tartışır-çözüm bulur-analiz eder
Ya da daha genişsek üçlü olurduk..

Ama gerçek entellektüellik bu anlama gelmiyor biliyorsun...
Bilmez miyim?

Galiba kendini kandırmak burada sofraya oturuyor...
***
Birini gördün ve etkilendin.
Olabilir insansın.
Bu şu anlama gelmiyor ki dur hemen şununla birlikte olayım.
Hadi diyelim fırsatın oldu.
Bir erkek bir kadına, ya da bir kadın bir erkeğe sevmeden dokunuyorsa,
Ben buna sevişme demiyorum.
Bu boşalmadır.
Bir tür mastürbasyon.
Severek dokunuyorsan..
İşte orada sorman gerek..
Benim yaşadığım nasıl bir sevgi.
Gerçek sevgi nedir?
Böyle bir şeye ihtiyaç duyar mı?
Böyle şeylerin analizi olmaz.
Birde bir insan bir insandan göç ediyorsa o bunu kesinlikle anlar.
Anlamıyorsa...
Birlikte olduğu insanla gerçek bir birliktelik yaşamamış demektir.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-10 13:29:16
İsim : önemli mi
Başlık : kafavis şiiri
Yorum : yok bana daha yapıcılık lazım. Daha fazla resim renk ışık oyun yalan doğru apartman yüksekliğinde dalgalar mesela nasıl söylesem bir vangoh yapıtı
Sarısı kahvesi şarabı kulağı sesi.
Tamamlayacak bir nokta olması lazım. Neyse teşekkür ederim.
Sıkılmadınız umarım...evet delice bir şeyler düşünmem lazım....belki daha fazla detaya girseydiniz iyiydi ama...en azından evet bu derdim Filiz aradığında ya da geldiğinde gardımı ona göre alırdım...
***
Filiz olayında da bilemiyorum.
Sen onurun bıraktıklarını ne yapacaksın ki.
Turşusunu mu kuracaksın.
Belli ki kızın hesabı bitmemiş.
Ver gitsin.
Onunla görüşüp görüşmemek de önemli değil.
Bir insanı bir insan öldürmez.
Bir insanı bir insan kendisi öldürür.
Hele ki bu bir kararsa.

Böyle açık açık Filiz olayı de detaya gireyim.
Bu yorumun devamında yazacağım..


Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-10 14:07:46
İsim : önemli mi
Başlık : bağ
Yorum : Sevgili Onur' dan kalan notları gömdüm bu sabah. Hemen de unuttum. Ne de olsa Ra'nın gören gözleri var. Konuşan dili seksi dudakları var...

Yıllar önce Sevecen Otel' in karşısındaki arazide sarı çadırlı
köfteci vardı...Onur ile orada buluşur günlük işlerden konuşurduk. M.Akif Ersoy'un yaşadığı ev de milli duygularımızı tazelerdik. Bir gün okulun bahçesinde oynayan çocukları izlerken Onur'a neden bu kadar masumsun dedim. Bilmediğini söyledi. Keşke bilseydi ve anlatsaydı. Bu gün o notlar ben de olmazdı...
***
Onur'un notlarını gömmemeliydin.
Kesinlikle Filiz'le paylaşmalıydın.
Götürüp neden onu ikinci kez öldürdün.
Zaten ölmüş.
Biri neden bir şey bırakır.
Gömülsün diye mi?

///
Filiz olayını bana bir toparlar ve sormak istediğini çok net sorarsan ben de aynı netlikte ve detay cevap vereceğim.

Onun ne istediğinden çok senin ne istediğin de önemli.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-10 14:34:16
İsim : önemli mi
Başlık : bırak
Yorum : canım birdenbire kahve çekti. Birdenbire kalktım doğruca baharatçıya gidip kahve çektirdim.

O günlerde bir ölü gibiydim. Zombiler halimi görselerdi kendilerine Zombiyiz demekten vazgeçerlerdi. Genelde bütün gün yatıp karanlık çökünce dışarı çıkıyor Ankara' da aaa burasıda varmış dediğim yerleri yeni yeni keşfediyordum. İlk zamanlar bu bilmediğim yerlerden ürküyordum. Sıçrıyor hatta sıçan gibi bir köşeye çöküyor arkamdan gelen ayakkabı seslerinin uzaklaşmasını bekliyordum...
***
Zor ama yüzleşmezsen hep yanında taşırsın.
Git gömdüğün yerden çıkar.
Bir de rakı aç kendine.
Ne bıraktıklarına bak.
Belki biraz sarsılırsın.
Belki geri dönersin.
Böyle yarım yarım yaşar mı insan.
Sonra da Filiz'le paylaş
Konuş onunla.
Ne yaptığını neden yaptığını belki arıyordur o da.
Belki de seni arıyordur.
Onunla görüşürsen Onur'a ihanet etmiş olur musun?
Onur bu notları sana bıraktığına göre sanmıyorum.
Filiz seninle ilgili ise ne yapacaksın peki?
Elbetteki ilgilenmeyeceksin.
Olmaz.
Ona da çok net koyacaksın bunu.
Senin ona kayman sözkonusu olabilir mi?
Bu da olabilir ama yapmamalısın.
Önce kendinle hesaplaş.
Sonra notlarla.
Sonra Filizle.
Sonrasına sağ çıkmışsan bakarız burda.
Öyle "bırak" filan da olmaz
Ben seni yerde mi buldum
Nereye bırakayım
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-12 14:59:18
İsim : önemli mi...
Başlık : Oğuz Atay İçin Masal
Yorum : Bilgiyi sevmek lazım. Bana bir harf öğretenin kulu olurum var. Belki de " A " yı öğrenmekle mi başlıyor
doğum-yaşam-ölüm...gerçek KALİTELİ olmalı. Eğer kaliteli olursa gerçek " şeytan üçgeninden " kurtulmanın yolunu da buluruz.

Hemen hemen hepsi dalgasındadırlar yaşamanın tadına her an varmaktan mutluluktan dokunulmaz olmaktan hatta benim hayatlarında olmamdan bile zevk alıyorlardır.

Az kaza ölürsem üzüleceklerinden de eminim. Çünkü hiç kimse tedirgin etmeyecek onları...ne de olsa nasıl olsa bir başkası öldürülmüşse ben zannedilerek benim yerime...

Gece saa iki....çalan telefona verdiğim yanıtla çıkmam bir olmuştu...ben ertelemiştim gidişimi ama o ertelememiş...tek kişilik senaryoya hostes kadın da dahil olmuş. Hani kim vurduya gider konusu...ama ne senaryo be.
Yaz yaz bitmez değil mi Oğuz Atay abi...bak yaşasaydın sana gönderirdim. Masal tam senlikti...

@@@
Kimbilir insanların hayatlarında ne masallar var.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-25 07:16:57
İsim : önemli mi..
Başlık : Kutsal AVLU Sessizliği
Yorum : Onunla Çerkez sokağının daracık darlığından ve ancak iki insanın yürüyebileceği yolundan yukarı doğru çıkacağız. Tütüncüler kunduracılar elbiseciler bayat kuru yemiş satan kuru yemişçiler her kimlikten insanların bolca olduğu güneş girmeyen bu yerden buyrun yardımcı olalım sesleri arasından hatta kaçak porno sidi satanların tuhaf bakışları arasından geçip ve oldukça dik merdivenin basamaklarına basarken onun bana tutunmasına izin verip Posta caddesinin o berbat bakımsızlığına aldırmadan Halden gelen kokuları duymamak için burnumuzu soluğumuzu tuta tuta bir zamanlar bizi biz yapan Sulu Han' a ineceğiz...

Kendi suyunu kendi çeviren minyatür havuzun dibindeki masalardan birine karşılıklı oturacağız ve kesinlikle o kollarını masaya uzatacak bekleyecek ellerini avuçlarımın içine almamı sonra da avuçlarıma alınmayan ellerini kollarıyla birlikte usul usul çekecek. Ben ondan bir söz o benden bir söz bekleyecek ve beklerken sıkılacağız ama ikimizi bu lanet durumdan " Oooo hoş geldiniz diyen ihtiyar kahveci kurtarıp uzun zaman yoktunuz özlettiniz kendinizi diyecek ve doğruca bol köpüklü kahvelerimizi yapmaya gidecek...

Benim parmaklarım bir daktilonun tuşlarına basar gibi masaya çıt çıt tık tık vuracak benim gözlerim kafam sağa sola dönecek ve onunla burada bulunurken göz göze gelmemek için her yolu deneyecek...ve ben biliyorum ki benim kafamla gözlerim bana ihanet edecekler önünde sonunda onun gözleri beni bir nar tanesi gibi yutacak eritecek ben benlikten çıkıp bir başka boyuta geçip ve her zaman olduğu gibi güneşli yeşil tepelere tırmanacağım ama zirveye yine kavuşamayacağım.

"Kutsal AVLU Sessizliği"ne bir giriş...nokta virgül ünlem abc gibi...

Hep sen bana soru soruyorsun? Ben de sana sormak istiyorum...
Beni ; tüm yasakları çiğnerken aldattın mı?
İçim yine çok acıdı biliyor musun?
Gerçi izin almak zorunda mıydın?
Sanmam...Zaten bir mecburiyetinde yok...
Yine de çok dokundu o yazın bana...Tuhaf oldum.
Yok sen bana aldırma.
Tuhaflığım tuttu yine...
Sence de enteresan değil mi? Bir bağlantım bile yok...

Şu Tehlikeli Masalları yeniden okusam iyi olacak...Şimdi bir sayfasını açtım ve bak ne yazıyor;"Yazacak kadar büyüyen biri aşkı da öğrenecek kadar büyümüştür bence" A. Altan.....

Bir zamanlar şu ünlü Şizel' in sorduğu bir soruya yanaştım. Yine her tarafım titremeye başladı. Emin misin?

O sıra Şizel' i sekizinci kattan aşağıya atmıştım. Hala düşerken EMİN' MİSİN diye avaz avaz bağırıyordu?

Pis herif lanet olsun elbette eminim...Cehennemde kan banyosu yapmaya alıştım. Birden bire insan eti nasıl diye merak etmeye de başladım. Kuzuların sessizliğini ters yönden seyretmeye okumaya anlamaya başladım. Şizel efendi bırak da emin olalım. Hep sen mi beni kuşkuya düşüreceksin? Biraz da sen düşün artık.

Kutsal Avlu...

Kahvelerimizi bırakacak ihtiyar. Sardığım tütünden bir tane de bana sarar mısın diyeceksin? Ben de her zaman ciğersizliğini bile bile ciğerlerini düşüneceğim...sert gelir yanıtını vereceğim. Olsun. Sarar mısın dedim? Sen bilirsin. Kağıdı dilimle yalayıp yapıştıracağım. Sana uzatacağım. Bir zamanlar yaladığım dudaklarına sıkıştıracaksın sarmayı. Uzanıp yakacağım...Derin bir nefes çekeceksin. Dumanı esrarkeşler gibi içinde tutacaksın sonra da nefesini usul usul bırakacaksın ve olmadık bir soru gelecek kahvenden bir yudum alacağın sıra özledin mi beni? Ben duyduğum soruya duymamış gibi sana bakacağım efendim ne söyledin mi desem anlamadım mı desem ama sen her zaman ki gibi yutmayacaksın...Sana bir soru sordum da demeyeceksin. Balıklama atladığın zamanlardaki gibi direk atlayacaksın
üstelik eğilip bana doğru uzanacaksın ve yeniden özledin mi beni? diyeceksin. Ben de Allah kahretsin hem de çok özledim. Kokunu saçlarını bakışlarını uzun bacaklarının belimi sarışını orgazm olurken ki küfürleşmelerimizi evet tüm bunları özlediğimi mi söyleyeceğim? Otel odalarını ısmarladığımız makarnaları mantarları duşlarımızı hayvanlar gibi düzüşmelerimizi banyo duvarlarını çarşafları yatakları gıcırtıları...
Hayır istediğin buysa bunları söylemeyeceğim sana....Yerine şöyle girebilirim mesela; ne istiyorsun ile başlayan bir soruyla...Böylelikle
kendimi toplarım zaman kazanırım ofsayt duygularımdan uzaklaşırım
ceza sahası içinde faul yapıp penaltıya sebep vermem topu hep senden uzakta korner köşelerinde İngiliz usulu tutarım maçın bitmesi için her yolu denerim mi? Denerim dimi Şizel? Ulan bazen seni aşağıya attığıma pişman oluyorum...Ama gerekliydi be...Hep Emin misin Emin misin...

tabii bunlar var sayım...fırtına yaklaşmadı henüz...
***
"Hep sen bana soru soruyorsun? Ben de sana sormak istiyorum...
Beni ; tüm yasakları çiğnerken aldattın mı? "

Elbette ki aldattım.

"Gerçi izin almak zorunda mıydın?
Sanmam...Zaten bir mecburiyetinde yok..."

Aldatmak zaten başlı başına izinsiz gerçekleşmez mi?

"Yine de çok dokundu o yazın bana...Tuhaf oldum.
Yok sen bana aldırma.
Tuhaflığım tuttu yine...
Sence de enteresan değil mi? Bir bağlantım bile yok..."

Sana aldırıyorum tabii ki.

Sahiplenmek...

Sahiplenmek nasıl bir şeydir.

Ben diyemiyorum mesela o beni aldatmış mıdır? Şu beni aldatmış mıdır? Kim ne istiyorsa onu yapsın.

Şimdi bir dut ağacı var. Öğleleri yanına giderim genelde.

Bazen bakarım çocuklar var.

Bazen bakarım bir kadın oturuyor.

Bazen bir adam...

Bir de muhabbetleri bir güzel sorma. Hiç demedim ben beni neden aldatıyorsun onlarla.

Bu heralde benim doğamda yok.

Ben aldatırım umrum bile olmaz. Eğer sormak istediğin buysa.

Aldatmanın dürüstlüğü mü vardır. Yok önceden haber ver öyle git yap, Yok sonra söyle, yok böylesi olsun. Şöylesi olsun. Yok içinde yalan olsun olmasın. Kime ne.

Hala senin şu kitabını okuyamadım.

İnsanlara ne kadar dersen de sen benimsin diye.

Sen onu mümkün değil bir cenderenin içerisine sokamazsın.

Aldatmanın tam tanımını ben de bilmiyorum.

Bildiğim sadece karşındaki insan kendini değersiz hissediyorsa, ona bunu hissettiriyorsan kilit nokta budur.

Gittin biri ile sohbet ettin, gittin biri ile birlikte oldun, gittin biri ile zaman geçirdin. Bunlar bence günah değil sevaptır. İnsanlar ne istiyorlarsa gitsin onu yapsınlar.

Ben bana ait olan şeyleri asla paylaşmam. Bunu yapan birini de hayatımda barındırmam.

Bunu yapmak isteyene de saygı duyarım. Ama gitsin kiminle istiyorsa onunla olsun.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-07-25 18:50:52
İsim : önemli mi
Başlık : Zula Vaziyetlerine Genel Bakış...
Yorum : Bombanın patladığı günün ertesi öğleden sonra bomboş bir vaziyetteydim. Polisler ne bulacaklardı ki üstümde? Cam kırıkları camlarından öksüz kalmış pencereler ve yaralılarla ölenlerin her nedenseanında temizlenen kan ve et ve kemik izleri...Hiç biri yoktu. Sadece su sanki her şeyi temizlermiş gibi geride yıkıntı sessiz kalanlar vardı. Herkes bir şeylerini yitirmişti işte. Haberlerde çok çabuk geçilen başlıklar bir iki gün süren toplantılar İç ve dış işleri bakanlarının ipe ve sapa gelmez intikam yeminleri. Kim ne anlayacaktı. Ben de anlamıyordum. Palavradan başka hiç bir şey konuşmuyorlardı...Çünkü onlar gibi ben de siliktim eziktim eksiktim kahretsin ki ağlamaklıydımda...Hep nato hep amerika hep avrupa oyunları...Protesto yürüyüşlerini halk yürüyüşlerine çevirmişlerdi. Bakın işte iş başındayız takipdeyiz kahrolsun nato kahrolsun amerika kahrolsun g8 g 9 g 10 ve kahrolsun avrupa....68 liler mi? onlar eski tüfekler. İstanbul' un namusunu kurtaran onlar. Kızları amerikalı askerlerin ellerinden alan yine onlar da yine parsayı kapan 68li olmakla bu ülkede beslenen yine onlar vs...

Polis tamam temiz dedi ve öteki arkadaşlarına benim için yol verin işareti yaptı. Sulu hana indim. Buluşmamıza kırk dakika vardı ve ne diye erken gelmiştim onu da anlayamamıştım. İhtiyara kahve yerine demli çay vermesini söyledim.Kıtlama şeker...Kürt olasım tuttu. İhtiyar nazikçe bıraktı sonrada bu güzelim topraklara yazık oluyor dedi. ben de
nereden aklıma geldiyse 68lilere sormak lazım. en iyisini onlar bilir demiş olabilirim ihtiyarda şaşırmış olabilir ki muhtemelen bana verdiği cevap şu olmuştur onlarda kim yav...ben de bilmiyorum. Namus kurtaranlar belki de hayalet avcıları filandırlar...Kaşları oynadı ilk defa duyuyorum oğlum...boş ver baba sen bana aldırma...

durduk yer de Mevlana geldi aklıma. Böyle anlarda beynim biraz Halil Cibran gibi durgun hazanlı çalışır...Okuyunca intihar edesim gelmişti.
Optalidonları doldurmuştum. Lan Halil Cibran senin yüzünden intihar ediyorum işte demiştim.Ermiş...Halil Cibran da delilik etme. O can sana emanet edilmiş emanete hainlik etme beni de üzme demiş olabilir...
Ya Mevlana sen Şems' de ne buldun. Neden Ayşe de Fatma da Zübeyde de değil de Şems de ne buldun...Onda Allah' ı mı Hz Muhammedi mi gördün de onsuz yaşayamaz oldun.Şems sen niye kaçıp durdun neden aratt Mevlana seni köşe bucak neden yakalaıtp yakalatıp getirtti. Baba bir demli çay daha...Baba başını salladı... Mevlana neden ben sana geldim? Neden dizlerimi çöktüm de hüngür hüngür salya sümük ağladım?

Yol da olmalı...Geliyordur şimdi?

Baba çayımı getirdi. Kıtlamadan bir parça kopardım. damağımda ezdim.

Gözlerim merdivende..

Simsiyah çayımı yudumladım. Bir kaç önce geldiğimde kendi suyunu doldur boşalt yapan havuzun taşlarının arasına zulaladığım bıçak oradaydı.

İşte böyle...
delikanlı hatunsun...saygım sonsuz...

ama yanıldığın bir konu var. Aldatma konusu. Benim hiç derdim olmadı aldatma...Ben enayi yerine konulduğuma ve masada pazarlık edilişime karanlık duvarların arkasında satılışıma yanıyorum...

ne kitabı...

şimdi sana asıl kitabın giriş kısmını anlatsam o geceyi amcamla yengemin sevişmesini her halde kırk sefer düşünürsün yayımlasam mı diye...

valla delikanlı hatunsun. Ayaklarının altından öpesim geldi...
***
Kandırılmak, enayi yerine konulmak..
Sen söyleyince düşündüm;
Kandırılmak, enayi yerine konulmak nasıl bir şeydir diye.
Şöyle bir durum var:
Dur bir tdk'ya da bakayım da doğru şeyi mi anlatıyorum acana..

kandırılmak
(nsz) Kandırma işi yapılmak.

kandırma da şu imiş
Kandırmak işi:
"O bakışta hiç de melunca bir kandırma fikri gizlenemez." - Feridun Fazıl Tülbentçi

Gördüğün gibi TDK çok açıklayıcı olarak
Kandırmaya kandırma işi yapılmak demiş...

Nerde kalmıştım
Şöyle bir durum var demiştim.
Hani biz diyoruz ya kandırıldım.
Aslında kendimize kızıyoruz neden güvendim diye.
Yoksa kandıran bir şey yapmıyor.
O neyse onu yapıyor.
Gelip yalan söyleyebilir.
Yalanı anlayabiliyorsan anlarsın, anlamazsan anlamazsın.
Bu arada sen samimisindir.
O arada o hiç samimi değildir.
Ve hiç hissetmemişsindir.
Kandıran kendini kandırıyor aslında.
Madem biri ile olmak istemiyorsun.
Niye gidip ona yalan söylüyorsun,
Ya da kandırıyorsun.
En büyük sorumluluğun kendine değilmi.
Bu kandıran için söylediklerim.
Kandırılan ve enayi yerine konulan için şunu söyleyebilirim.
Hani belki yardımcı olur...
Ben kimse için kendimi kul köle etmiyorum.
Dolayısı ile biri birşey yaptığında,
Gitsin yapsın.
Öyle bakıyorum.
Yok ben sana bütün dünyamı verdim,
Sen nasıl yaparsın demiyorum.
Yaptığım şu,
Seviyorsam sevdiğimi hissettiririm.
Bir insan seviyorsa çok ötesine berisine,
Aldatmışlığına aldatmamışlığına,
Eğrisine büğrüsüne bakmıyor.
Öyle seviyor yani.
Yalan halini, doğru halini, yanlış halini,
İnsan halini, insan olmayan halini seviyor.
Burada tabii ki gerçekten sevmek önemli.
O zaman insanın bütün var olan ona ayakta tutan değerleri..
Eriyor giidyor.
Ben şuna inanıyorum.
Bir insan sevdi mi hesapsız, kitapsız sevmeli.
Yani beni kandırmasın, bana şunu yapmasın, böyle olmasın...
Aldatsın aldatmasın...
Bunlara inanmıyorum...
Bunlar sevgiye ait değil.
Aşka ait değil.
Bunlar tutkuya ait.
Tutku başka bir şey.
Bir insan aşık olmalı, sevmeli.
Sevince dünya güzel.
Bence sevmeyi bırakma.
Sev ki güzel olsun dünya.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-08-19 10:40:22
İsim : Necmi dayan
Başlık : Durum
Yorum : Son üç yazına genel olarak yaklaşımım.

Makas bıçak ve benzeri şeyleri kullanırken genelde ınsanoğlu önce tükürür sonra da besmele çekip sapından tutar. Dalgınlık götürmez...kasapların parmakları
bile uçuyor...

Bu sıralar sevgili Freud okuyorum.
Psikoloji hakkında ne yazmış sevgi hakkında neler söylemiş? Adamın suratına baktığımda Nur akıyor ve bu adam Hac' ca gitmiş olmalı...mutlu bir adam. Kendinden başkasını kendin gibi sev dese de
keriz miyim özbenliğimi bir başkasıyla paylaşayayım diyebiliyor.
Konu geniş. Sen daha iyi bilirsin...

Sürekli yazmamı istemene hayret ediyorum. Özellikle durumu mektupların sayesinde çıkılmaz hale de getiren sensin. Çözümün ben değilim diyorum ama tarafınca yanlış anlaşılıyorum ki
inadından ödün vermiyorsun.

Ben yaPım dolayısı kedi gibi nankörümdür ve fazla baskı altında kaldığımda tırnaklarımı
ister istemez çıkarıyorum. Bununsa
geriye dönüşümü küfür oluyor.
Bu nedenle burada olanlardan da
burada yazı yazanlardan da tekrar tekrar özür diliyorum.

Yazı yazmayla bir sıkıntıya düşmem ya da yazıyla bir sorunum olmaz. Kendi duracağım yeri haddimi kapasitemi bilirim. Burada sorun tekrar söylemem gerekirse senden kaynaklanıyor.
Örneğin ismin gizli. Ben yazarken
nerede yazdığımı hangi havuza girdiğimi hep kendime sordum?
Sonuç olarak; yüksek gerilim hatlarına uyumsuzum. Bunun açıklaması şu; benim toprak hattım
bu yüksek gerilimli hatta dayanmaz. yangın çıkar....yanmaya da niyetim yok...
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2019-09-01 18:22:13
İsim : n.dayan
Başlık : Bunalımsı
Yorum : Sabahları pek kalkamıyorum son günlerde. Uykum yine dengesizleşti ve aslında taktığım bir sorunda yok. Olmamasından mı sorun yaşıyorum? Öyle ya bazı zamanlar insana rahatlık batar.
Henüz kitapları elden geçirmedim. Onlar bana ben onlara sersem sersem bakıyorum ve kendi kendime konuştuğum zamanlarda
da kendimden sıkılıyorum. Sense beni olduğum gibi kabul etmiyorsun ve bulunduğum yerin yanlış olduğunu açıkça söylemesen bile ima ediyorsun. Ama ben bulunduğum yerde mutluysam. Açılma yanlısı değilsem hiç düşünmüyorsun. Her neyse uykularım düzene girmeli. Bunun için yıllar sonra torba yoğurdu aldım habire tıkınıp duruyorum.
Bunları sana yazarken uykum var ama içimde eksik olan ne varsa adını koyamadım bu durumdan da bayağı berbat durumdayım. Hiç böyle olmazdım. Yıllar sonra hızlı rak müzik dinlemek hafif aşk ezgilerine dalmak sonra da kramplar özellikle mide krampları
sinirlerimi geriyor tuhaf bir sancı bu. Sanki karnımda bir velet var baskı yapıp duruyor arada bir tekme atıyor. Sen atmıyorsundur umarım. Alınganlaştım ve berbat bir haldeyim. Sürekli sevilme krizlerimde cabası ve tuzu biberi.
Durmaksızın yazı yazmak durmaksızın çalışmak...tek yaptığım bu...
***
Senin açılman gerektiğini düşündüğüm konusunda haklısın. Kendi kabına sığamayacak kadar taşmış durumdasın çünkü.

Durmaksızın yazmalısın. Güzel yazıyorsun çünkü. Yazım tekniğini seviyorum. Herkes sevmez böyle yazıları. Yani günlük yaşar gibi. Konuşur gibi.. Yaşamın içinde gibi.

Nasıl bir yol izleyeceksin bilemiyorum. Fakat yazman gerektiğini düşünüyorum. Senin yazdıkların öyle çok mekanında durabilecek yazılar değil.

Bana yazarken de aynı zamanda dışarıya taşan bir yazı da yazabilirsin. Burdakiler benim ya hani. Kendin için de başka bir yazı daha yaz. Çok zor biliyorum ama yapılamaz değil, sadece seni biraz uğraştırır.

Günlüklerini yazmalısın. Sen yine de bunları okumamış ol. Nasılsa yapmayacaksın. İstediğin gibi hareket et. Özgürlüğünün mahremiyetine zeval gelmesin.
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.