Ana Sayfa
Profilim
İletişim
GÜNLÜĞÜM
NAR'A MEKTUPLAR
Hesapsız Kitapsız Se ...
İnsanlar neden yapam ...
İlişkiler ve özgürlü ...
21 Şubat 2020 Konsan ...
Sen yürüyünce yol gö ...
💯
Ne güzel
geçmiş olsun eski dost
Annen bir şey öğretmedi m ...
sevgilerimle
Etkili İletişim
Asla Pes Etme
Şeyh Edebali İle Sohbet
"Sen benim için önemli de ...
Haftasonu tatili hakkında ...
çocuklar bilmece soruyor, aktüel, günlük, ev hali, günlük, kitap, sakinleş bir tanem, tvde izlediklerim, esra erol ile desti izdivaç, tümü

Şu an sitede 7 kişi on-line
Bugün 2,245 ziyaretçi 
Toplam 16,777,215 ziyaretçi 
 
Laboranite
 
   
  Hesapsız Kitapsız Sevmek
  18.06.2020 - Laboranite / Kişisel Gelişim / Yol Alan Yazılar
   
 



Sevmek üzerine çok yazı yazmış olmam gerek. Sanıyorum hayatın en anlamlı noktası olarak görüyorum sevmeyi.

İnsanlar sevgiyi kategorize ederler, doğa sevgisi, insan sevgisi, kadın sevgisi, adam sevgisi, Allah sevgisi. Ben sevgiyi bir bütün gibi düşünüyorum.

Bir insan severse öyle kadın olduğu için erkek olduğu için, pazartesi olduğu, salı olduğu için değil bütünün tamamını sever. Bu sevgi enerjisi yüksek bir sevgidir. Siz onu kıyısından bile alsanız bilirsiniz ne olduğunu, dilinizin ucu ile tatsanız bile ayak parmaklarınızdan saç diplerinize kadar hissedersiniz o sevgiyi.

Sevgi yalınayak yürümektir biraz da hayatın içerisinde. İnsanoğlu onun için bir nedenler arar, bir isimler arar. Bunlar bunlar varsa sevgidir, Bunlar bunlar yoksa sevgi değildir der. Oysa sevgi... Bir defa hissedildi mi onu kimse kimsenin içerisinden çıkartıp atanaz. 

Her sevgi bir bütün olarak tek beden olmak ister mi? Bu konudaki kadın ve erkek algısı farklı. Bu nedenle bir şey diyemeyeceğim. Bildiğim bir şey var. Seven insanın hesabı kitabı yoktuır.

   
   633 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
 
   
  İnsanlar neden yapamasın?
  08.06.2020 - Laboranite / Kişisel Gelişim / Yol Alan Yazılar
   
 

Yavaş yavaş dışarı çıkmaya başladım. Yeniden doğanın içerisinde olmak güzelmiş. Karşıdaki sitelerden birinde Koruluk varmış. İki yandan ağaçlar eğiliyor ve tam ortada bir serenat yapıyorlar.


Özel kuş evleri var. Gerçi kuşların evi olsa ne olur avcı kediler sırada bekliyorlar. Yer yer uzanmış da kediler. Bir tanesi güneşleniyor. Bir diğeri tilki uykusunda.

Dutluktan geçiyorum. Bembeyaz dutlar kaplamış yolu. Adeta bir halı gibi Arnavut kaldırımların üstünü kaplamışlar. Canlı iri diri duruyorlar. Dalından neden düşer acaba bir dut. Olgunlaştığı için mi. Bizler de hayatın dalından olgunlaşınca mı düşüyoruz? Olgunlaşmanın ölçüsü nedir ki? Meyvelerinki netmiş işte.


Bir binanın zemin katında bahçeye küçük bir masa kurulmuş çiçekli muşamba bir masaörtüsü var üzerinde iki tane sevimli mavi tabak duruyor.

Biz çocuk bakıyor pencereden demir parmaklıkları tutarak, burnu atmış. Ağzının kenarındaki beyaz salyayı elinin kenarı ile siliyor.

Kedinin biri ayaklarına sürtüyor bedenini. Hiç oralı bile olmuyor çocuk. Elleriyle sıkı sıkıya tuttuğu parmaklıklardan dışarı izliyor.

Başında sarı bir tülbent olan bir kadın geçiyor hemen yanındaki bahçeden. Oldukça şık giyinmiş. Bir BEJ pantolonu var. Başındaki sarı tülbent bütün gözleri ona çekiyor. Tülbentin bir kısmını koronavirüs bandı gibi kullanmış.

Yer yer Yaseminler açmış. Neşeli bir günün Çağrısı gibi her bir yana yayılmışlar. Kimi arnavut kaldırımlarının arasından hayat öpücüğü verir gibi kır çiçekleri çıkmış.

Hiç kimse yok. Sadece kuşlar, ben, ağaçlar ve yol var.

Doğanın içerisinde yürürken bir yandan da düşünüyorum; onlar yapabiliyorsa neden insanlar yapamazsın koca bir kışı geçiriyorlar uyuyarak ve sonra öyle karışıyorlar ki hayata yemyeşil capcanlı dipdiri o halde insanlar neden yapamasın?

   
   475 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
 
   
  | Sonraki >>