Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Günaydın Şiirleri
Mektup Kutum
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
Şiir Defterim
Günlüğüm
Bugün başka bir şey ...
Doğru nedir?
Feribot Sendromu
Montaigne’in denemel ...
Stockdale Paradoksu
Zurnanın müziği
kapris çekemem
temiz demokrasi...
hak
mertebe
Kız Nasıl İstenir?
Hikayem
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
Var Olan Ada
enerji kaynakları, tatilden manzaralar, kıbrısta mavi köşk, kıbrısta gidilmesi gereken yerler, Kaçakçının köşkü, unutarak yaşamak, bahar ayında kavaklar, kavak ağaçları, aile halleri, şiir tümü

Şu an sitede 6 kişi on-line
Bugün 2,384 ziyaretçi 
Toplam 13,318,286 ziyaretçi 
 
sevgi Etiketiyle İlişkili Tüm Yazılar
 
   
  Neden çalışıyoruz?
  31.05.2018 - Laboranite / Kişisel Gelişim / Yol Alan Yazılar
   
 

Son günlerde neden çalışıyoruz sorusunun cevabını arıyorum. Bütün koşuşturmacalarımız ne için ve değer mi?

Pek çokları gibi parayı amaç edinip, hep daha çok para kazanmak için mi, sosyal statü elde etmek için mi, bir fayda sağlamak için mi, yoksa çalışarak varolduğunuz için mi, siz neden çalışıyorsunuz?

Achille Weinberg 2012’de Sciences Humaines’ta yazdığı, neden çalıştığımızı sorgulayan makalede şunları anlatılıyor:

Weinberg çalışmanın üç sebebi olduğunu söylüyor; para, sosyal olarak var olmak ve fayda sağlamak. 

Bugün içinde bulunduğumuz sistemde pek çoğumuz para kazanmak için çalışıyoruz. Tabii burada para kazanırken hayatlarımızı kaybediyor muyuz onu sorgulamalı.

Makaledeki ayrıntıları ve neden çalıştığımızı Burcu Özçelik Vardar şöyle anlatmış: 

Hayatını kazanmak:
İhtiyaçları karşılamak, ekmek parası kazanmak için çalışıyoruz. İlk bakıldığında çalışmanın ilk sebebi hayati ihtiyaçları karşılamak. İnsanlık var olduğundan beri çalışma var. Tarih öncesinde insan meyve sebze toplamak, alet geliştirmek zorundaydı. Teknoloji insanı çalışma zorunluluğundan kurtaracaktı ama hayat giderek pahalılandı ve yeni ihtiyaçlar doğduğu için de insan daha çok çalışmak zorunda kaldı. Antropolog Marshall Sahlins, ilkel toplumlarda insanların günde 5 saat çalışmak zorunda kaldığını hesaplamış. Eder haftada 35 saat. Anlaşılan tarih öncesinden itibaren pek bir şey değişmemiş bugün de hâlâ karnını doyurmak için, ısınmak için, ev sahibi olmak için çalışmak gerekiyor. 

Sosyal olarak var olmak:
Sabah kalkıp, evden çıkmamızın sebebi sadece ücret almak değil, bir kostüm giyiyoruz, polis, öğretmen oluyoruz. Çalışmaya bu açıdan bakmak çocukluktan başlar, çocuk statüye göre polis olacağım, öğretmen olacağım der, mesleğin prestijini dikkate alır, polis olup hayat kurtaracaktır, üniforma, otorite, silah vs... her mesleğin insanların gözünde bir prestij skalası vardır. Bu zamanla değişebilir, mesela öğretmenlik ve gazetecilik batıda prestij kaybetti, aşçılık ve şarap üreticiliği kıymete bindi. İnsanlar biraz da itibarlarını, kendilerini beğenme ihtiyaçlarını mesleklerinin prestijlerinde arar, bulurlar. İnsan toplumun içinde yer edinmek ister, sosyal bir hayvandır meslek de bunda önemli rol oynar. Çalışma yalnızlığı ortadan kaldırır, özellikle insan bunu emekli olunca işini kaybedince anlar. Araştırmalar işsiz insanların gelir kaybından çok “kimlik” kaybından yakındıklarını söylüyor.

Zevk için çalışmak:
Konfüçyüs der ki “Sevdiğiniz bir işi bulun hayatınız boyunca çalışmamış olursunuz.” Çalışmak sadece hayatını kazanmak ve statü elde etmek sosyalleşmek değil bizatihi sizi mutlu edecek bir aktivite de olacak. Misal hastaları iyileştirmek, inşaat yapmak, yemek pişirmek, hayvanlarla ilgilenmek, yazı yazmak gibi. Bu hemen hemen her meslek için geçerli. Bu herkesin anlayabileceği bir şey değil ama örneğin bir tamirci, bilgisini, becerisini kullanıp o motoru tamir ediyorsa, tıkır tıkır işlediğini duyuyorsa bu onun için müthiş bir zevk. Ya da bizim eve temizliğe gelen kadının her defasında samimi bir şekilde “ben temizlik yapmayı çok seviyorum, her yer pırıl pırıl olunca rahatlıyorum” demesi gibi. Ya da benim gibi pek çok iş arkadaşımın gazetede camları silen çalışana bakıp “ne kadar da huzurlu bir iş” diye hayranlıkla izlememiz gibi.

Çalışma varoluştur
Karl Marx, insan bir çalışma etkinliğidir, insan çalışmazsa insan olamaz diyor. Kariyer ve Varoluş kitabının yazarı Daniş Navaro, “İnsanın doğasında çalışma var. Ama ben çalışmadan ücretli çalışmayı anlamıyorum. Evde çocuklarına bakan kadın da iş yapıyor, hiç para kazanmadan sadece zevk için resim yapan da iş yapıyor, benim için çalışma üretici etkinlik. Sanat, spor, edebiyat, hukuk ne olursa olsun bir etkinliktir çalışma. Çalışma bir varoluştur, çalışma insanın yaşam etkinliğinin gerçekleşmesidir. Beslenme, barınma gibi zorunlu faaliyetleri bir kenara koyduğunuzda geri kalan zamanda insanlar üretir.”

Bugünkü sistem ise çalışmayı sadece para kazanmak için yapılan mecburi etkinlik olarak algılıyor. André Gorz diyor ki “Niye evde çalışan kadınlara çalışıyor demiyoruz da aynı kadınlar kreşe gidip başkalarının çocuklarına baktığında onlara çalışıyor diyoruz’. Bugün para kazanmakla çalışmayı eş tutuyoruz. Çalışıyor musunuz sorusu para kazanarak çalışıyor musunuz sorusuna denk geliyor. Navaro, “İnsan çalışarak iki eylemi yapar, birincisi kendi öz zenginliklerini ortaya koyar, kendini gerçekleştirir ve kendini sürekli dönüştürür. Çalışma etkinliği sürecinde olur bu. Durup etrafı seyreden bir insan doğduğu gibi ölecektir hiçbir şey geliştiremeyecektir. Dolayısıyla çalışma etkinliği insanın kendini daha üst varoluş basamaklarına dönüştürmesi için yaptığı bir etkinlik. İkincisi çalışarak çevresindeki insanları ve doğayı da dönüştürür, uygarlık zaten böyle kuruluyor. Mesela bir yönetmeni ele alalım senaryoyu yazıyor, rejiyi, sahneyi kuruyor, insanları topluyor, o filmi üretirken kendini geliştiriyor, o filmin mesajı yayılıyor, onu izleyen insanları dönüştürüyor.” 

Yabancılaşmaya dikkat
Bir inşaat işçisi düşünün, bina ortaya çıktığında bakıp burada benim emeğim var demesi, insanın kendisinin o işe yansıması. Ama bugünkü sistemde insanlar bunu görmüyorlar çünkü artık yabancılaşma var. Yani insanın ürettiği üründen uzaklaşması, kendi ürettiği ürünle arasındaki bağın kopması. Peki bu bağ nasıl kurulur? Daniş Navaro, bu bağın ancak varoluşçu çalışma ile kurulacağını savunuyor: “İnsan sadece kendi yetenekleri, özellikleri, eğilimlerinin kendi bütünlüğünün arzu ettiği işle uğraşmalı. Tamamen içinden gelen, kendi öz varlığının izin verdiği yönlendirdiği işle uğraşmalı. Düşünün çocuk tiyatrocu olmak istiyor, ama anne babasının o işte para yok sen halka ilişkiler oku demesiyle, halkla ilişkiler okuyor ve bir şirkette bu işi yapmaya başlıyor ama mutsuz. Çünkü o tiyatro için varolabilir. İnsan anlam için çalışır, her insan bir anlam içindedir ve her insan bir anlam peşindedir, o anlama ulaşmak için yaptığı iş bir köprü vazifesi görür. Sistemin geldiği nokta anlam paraya bürünüyor. Paranın kendisi amaç oluyor, halbuki araç olmalı. Kendi öz varlığının gerektirdiği işin peşinde koşman lazım. O iş sana ne getiriyorsa onunla da yetineceksin, hayat bundan öte bir şey değil ki.”

Sosyalistleşmeler başlayacak
Peki bu mutsuz çalışan kitleleri daha ne kadar bu şekilde devam edecek, bundan 50 yıl sonra ne olacak? Navaro, bu soruya şöyle cevap veriyor: “Bu sistem tıkanmaya gidiyor, büyük bir mutsuzluk var, siz son 6 sayınızda çalışmaktan bıkanları, işyerinde canı sıkılanları, mutsuzları konu alıyorsunuz. Bence sistem tıkanıyor, kapitalizmin içinde küçük küçük sosyalistleşmeler başlayacak ve daha sosyal bir sisteme doğru gideceğiz. Bunu özel mülkiyet veya siyasi anlamda söylemiyorum, teknik anlamda söylüyorum, daha paylaşımcı, daha toplumsal ve daha yeterci bir toplum ortaya çıkmazsa sistem tıkanacak. Ve de dünya tüketilecek, insanlar kendini yok edecek.”

Varoluş açısından en tehlikeli meslekler?
Daniş Navaro: “Gerçeklikten kopuş olan meslekler tehlikeli. Mesela finans gibi somut olmayan mesleklerde sattığını görmüyorsun, faiz satıyorsun, para satıyorsun ama görmüyorsun, mesleklerin gerçeklikle ilişki kurabilmesi lazım. Aksi takdirde sanal bir ortamın içinde düşerler, anlamı yakalayamazlar ve çok tehlikeli olur kendileri için. Topluma, insana dokunması lazım yapılan işin. Bugün birçok ana bilim dalına başvuru düşüyor, fizik, matematik aşağı gidiyor. Gençler finans, halkla ilişkiler, reklamcılık istiyor ama ana bilim dallarına, toplumla ve insanla alakalı bilim dallarına, sosyolojiye, felsefeye olan talep azalıyor. Çünkü para getirmiyor. Çok sığ bir dünyaya gidiyoruz, bir sürü meslek ortadan kalkıyor. Halkla ilişiklerci olacaksan önce toplumbilimci ol, sosyoloji oku.”


Michelangelo'nun "Pietà" Heykeli 

 Devrim Arabaları 

Tchaikovsky Violin Concerto, Op. 35 1/3 Allegro Moderato

Kaynak: 

Burcu Özçelik Vardar
http://www.hurriyet.com.tr/ik-yeni-ekonomi/neden-calisiyoruz-40013749

M. Serdar Kuzuloğlu
Medya kariyerim boyunca 20 seneyi aşkın yazdım, yüzlerce radyo ve televizyon programı hazırlayıp sundum; birçok programa konuk oldum. Ama itiraf ediyorum, hiçbirinde bahsettiğim bu yayınlardaki kadar ilgi, (olumlu / olumsuz) tepki görmedim. Konuklar olarak paylaştığımız fikirlerin bu sonuçta payı mutlaka vardır. Ama sanıyorum esas sebep insanların ‘kendileriyle sahiden ilgili bir şeyler duyma, düşünme’ hasretiydi.
Kaynak: https://www.mserdark.com/memleket-tamam-da-senin-halin-ne-olacak/

Limonata ve rafadan yumurta
Bardak, görkemli ve uzunca bir bardaksa, yarım yerine bir limon sıkar, bir çorba kaşığı toz şekerini de, iki çorba kaşığı yaparsın...Bir limonata, dişleri donduracak kadar mı soğuk olmalıdır?Hayır, bardağın çevresine hafif bir buğu yalazlanması yapacak kadar soğuk olmalıdır.Ayrıca bardağın içine kalıp buz atılmalı mıdır?Hayır, gerekiyorsa bir tatlı kaşığı dövülmüş buz atılmalıdır.Yarım tekerlek bir limon dilimi, bardağın kıyısına mı takılmalıdır, yoksa içine mi konmalıdır?Bardağın kıyısına konduğu zaman, daha dekoratif olur; dileyen, limonun kokusunu daha keskin duymak isterse, bardağın kıyısına takılmış yarım dilimi bardağın içine atabilir.İyi bir limonata yapmaya bu kadarı yeter mi?Yetmez.Çentilmiş limon kabuğuyla bir sap taze naneyi de, önce limonatanın içinde kısa bir süre tutup, sonra hepsini süzmek gerekir.Böyle bir limonata ultra süper bir zenginlik sorunu mudur?Hayır, sadece bir yaşam sevgisiyle, bir yaşam zevki sorunudur.Bu, çok önemli midir?Bir kez gelinip, bir kez geçilen dünyayı, en sade koşullar içinde dahi, ıskalamamanın göstergesi olduğu için, çok önemlidir.Sabahları bir saat yürüdükten sonra, duş almak da öyledir.**
http://www.milliyet.com.tr/limonata-ve-rafadan-yumurta/cetin-altan/yasam/yazardetayarsiv/02.06.2003/12369/default.htm

Yaşam sevgisi
Yaşam sevgisi bir kültürdür. Tıpkı çiçek sevgisi, tıpkı müzik sevgisi, tıpkı yüzme sevgisi gibi...Bu sevgi ya vardır, ya yoktur.Böyle bir sevgi pekişmemişse; orada insanlar, ne yaratıcı bir yaşama, ne sağlıklı bir aşka, ne keyifli bir yücelmeye fazla kulaç atamazlar...Kafası yarım kesik bir horoz gibi, çırpınır, bunalır, önüne geleni suçlar; ne istediğini, ne aradığını, daha doğrusu ne halt edeceğini bir türlü tam kestiremez ve kendilerini de, canım yaşamı da ziyan zebil ede ede, sönüp giderler.Yaşam sevgisi; enerjinin, yaşam zevkini kuşaklar boyu ortaklaşa yoğurmasından oluşur.Enerji yoksa, orada sadece kurnazlık vardır. Kurnazlık da, yaşam sevgisiyle yaşam zevkinin en amansız cellatıdır.
http://www.milliyet.com.tr/limonata-ve-rafadan-yumurta/cetin-altan/yasam/yazardetayarsiv/02.06.2003/12369/default.htm

Yumurta nasıl pişirilir? Yumurta ve Yaşam sevgisi
Bir yumurtayı azıcık tuz, biber ve nohut büyüklüğünde tereyağı ile bir fincanda çırptıktan sonra, yumurta biçiminde ve yumurta büyüklüğünde, kapağı vidalı çelik bir kaba döküp, suda iki dakika kaynatmak da önemlidir.Yiyebileceğiniz en enfes rafadan yumurta, ancak böyle pişirilebilir.Yumurta biçiminde ve yumurta büyüklüğünde, kapağı vidalı çelik bir kabı nerede bulacağız?Hiçbir yerde bulamazsınız. Neden? Çünkü o kabın üretilmesi, genel istem mekanizmasıyla ilgilidir. Kimse yaşam zevkini, enfes bir rafadan yumurtaya kadar bile inceltmemişse, öyle bir kap bulunmaz. Bu da ultra süper bir zenginlik sorunu değil, bir yaşam sevgisi sorunudur.

http://www.milliyet.com.tr/limonata-ve-rafadan-yumurta/cetin-altan/yasam/yazardetayarsiv/02.06.2003/12369/default.htm

Video:
CNNTURK Gündem Özel
https://www.youtube.com/watch?v=KXIheq3Vf4M

Michelangelo'nun "Pietà" Heykeli
https://tr.khanacademy.org/humanities/renaissance-reformation/high-ren-florence-rome/michelangelo/v/michelangelo-piet-1498-1500

Devrim Arabaları
https://www.youtube.com/watch?v=l9zp_xRkiLA

Tchaikovsky Violin Concerto, Op. 35 1/3 Allegro Moderato
https://www.youtube.com/watch?v=plyrSI2u3J8

   
   1,914 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler : yaşam sevgisi, limonata nasıl yapılır, neden çalışıyoruz, varoluşu tehlikeye sokan meslekler, çalışma ve yabancılaşma, Weinberg ve çalışmanın nedenleri, yumurta ve yaşam sevgisi, yumurta nasıl pişirilir
   
 
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
  | Sonraki >>