Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Açelya
...
Fıskiye
1963'te İstanbul
Yağmur
dingin
:-
:
:-
ödevimde çok yardimcı old ...
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
Gamzelerin alık alık
edebiyat, doğuda insan olmak, İvan kasırgası, tv programları, tv izliyorum, sevim hanım, evlenirsem çalıştırmam, ne çalıştırması, günaydın mesajları, günaydın yazıları tümü

Şu an sitede 10 kişi on-line
Bugün 5,441 ziyaretçi 
Toplam 11,198,112 ziyaretçi 
 
 
   
  Seni beklerken
  12.08.2017 - Günlüğüm
   
 

 

   
   205 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 1 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2017-08-13 01:18:02
İsim : önemli mi...
Başlık : tenim
Yorum : saat 00:33

.......................................................................ılık gece

" Seni Beklerken " adı altında yayımlanan bir resim daha.

neden hep mavidir kapılar pencereler neden hep beyazdır beyaz kireçlidir duvarlar? neden hep mavidir yaz mevsimi deniz neden hep rüzgârı dört bir yandan yedi mi aç hayvanlar gibi sağa-sola çıplak bedenlere saldırır? ya da neden hep geceleri ılık ve şıpır şıpırdır
yakamozları ateş böceği gibi kanatlıdır?

ve neden hep misafirlerini bekleyen tüm mavi kapılar kapalıdırlar neden sabırsızlıklarını belli etmemek için içlerine dönerler havasız odalarına gizlenirler bomboş seyrederler; bembeyaz- tozlu- limon küfü
renkli- gri çarşafları gerili yatakları...buğulu gözleriyle iyot tadında kurumuş dudaklarıyla...konuşmaksızın?

yabani zeytin tadındaydı...

kadın kapıyı araladı. dalga damlası kokan parmak uçlarıyla sevgilisine
dokundu. çeken ve çekilen umurlarında değildi. bir süre bakıştılar.
sonra suratlarını yaklaştırdılar. sevgilisi topuğuyla usulca kapıyı örttü.
kadının tek parça şile bezi giysisine sadece dokundu. bez parçası kendiliğinden kaydı. burunlarıyla koklaştılar. sonra dudaklarıyla ilk kez tanıştılar...

sevgilisi;
- tıpkı yabani zeytin gibi kokuyorsun dedi fısıltıyla...kadın gülümsedi.
...

dönüş için hazırlıklar bitmişti. koskoca iki yıl geçip gitmişti. haziran
henüz yazılmamıştı Korkmazgil tarafından...Bahriye Hanım seslendi;
- Zeytin yukarı gel...

bir çırpıda ahşap basamaklı merdivenleri tırmandım. çevremde yoktu.
sonra geldiğimi duymuş olmalı ki yatak odamdayım buraya gel dedi.
kapısı açıktı. yatağının ortasına oturmuş bana ellerini uzatmıştı.
koşmuş olmalıyım o ellere...yanaklarımı avuçlayıp fesleğen kokulu dudaklarıyla dudaklarıma dokunmuştu. sonra da, çocuk buraya bir daha gelirsen bırakmam seni anladın mı demişti. olur bir daha gelmem demiş miydim çocukça? bir defter uzattı bana. defter bomboştu. gerçekten bomboş muydu o defter? belki yazarsın baş role de beni koyarsın. hadi bakalım dedi. sakın arkanı dönüp bakma. git artık...
defteri pantolonumun arkasına sıkıştırdım. sonra saklamak için naylon poşete sardım. sonra o poşetli defteri bir yere gömdüm.
ama nereye gömdüğümü hatırlamıyorum...hâlâ da doldurmaya hayali olarak çalışıyorum....

görürseniz yerini söyleyin lütfen....

***

Yaz akşamlarının en keyifli saatleri
Fakat o gelecek diye beklemek...
İşini gücünü
Havayı suyu bir kenara bırak
Böyle bir kapının dibinde...
beklemek..

***

defterin...
defterini nereye gömdüğünü elbette biliyorum
söyler miyim
kesinlikle hayır!
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.