Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Bu Sabah
Günaydın
Kışa Girerken
Dünyada bu kadar acı ...
İstanbul'un Havası P ...
.........
💐
.........
........
uyu
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
Gamzelerin alık alık
kumsalda kadın fotografı, topuk fotoğrafı, kadın ayakkabısı, yeşil mercimek çorbası, özlem, botanik bahçem, çiöek fotoğrafı, çırpınış, günlük, taze ceviz çorbası tümü

Şu an sitede 10 kişi on-line
Bugün 2,331 ziyaretçi 
Toplam 10,831,262 ziyaretçi 
 
 
   
  Bedenime suret veren toprak
  12.08.2017 - Günlüğüm
   
 

 Avuçlarımdan yüzüne dokunan suyla kendisine ölümlerden sonra yeniden yaşamaklar bahşedilmiş gibi yeniden dirilip yeniden vücut bulduğunu zanetti o an. Hani toprağın karanlığından, bu karanlık ve derinlerdeki köklerinden günün aydınlığına uzanan bir tohum gibi;filizlenmiş bir bitki gibi hayatın kadim ve öte suyuna dokunduğunu sandı.

Başını göğün maviliğine, maviliğin ötesine kaldırdı. Heryeri ve hiçbir yere dokundurup gözlerini güneşin ruhuna sindiği yöne bakarak diz üstü çöktü ve geniş yeryüzünü avuçlarına almak isteyen ihtiras dolu bir canlının heyecanıyla avuçlarını açtı: “Yokluğum!” dedi. Göğün ve yerin sırrı. Etimin ve kanımın sahibi. Beni her şeyi kuşattığın ilminle kuşat ve her şeyi gören gözlerinle gör. Kanıyorsam ellerini çektiğindendir. Yanıyorsam pervasızlığımdan. Ey üzerimde elleri olan!

Bedene suret veren her toprağın son bir yurdu, son bir tepesi vardır. Her suret öz yurduna dönüşür. Sen de benim yurdumsun.

Bedenine suret veren toprak; “Bedenimi al ve ruhumu dinlendir” dedi.

Öykesine parçalanıyordu ki yüreği feryadı dağlar da taşlar da duyuyordu.

Teninin toprağını sınırsız çığlıkla dileyen bir sesi duyar gibi irkildi ve yürüdü toprağına hüzünler evinin.... Dingin.  

   
   123 kez okunmuştur. Yorumlar (1) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 1 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2017-08-13 06:19:13
İsim : önemli mi
Başlık : senim
Yorum : ...............................................................günaydın toprak...

bir kaç yıl önce Söke kıyılarından geçiyorum. otobüsün penceresinden
kabartılmış toprakları seyrediyorum. bahçeler-korular-yol kenarındaki
sürülmüş tarlalar...kahverenginin en baştan çıkarıcı seksiliğini oralarda
görüyorum. hani otobüsü durdursam aşağıya atlasam o kabartılmış topraklara -merhaba ben geldim desem. uzansam boylu boyunca. doyasıya sevişsem. sevişirken ölsem...kokusuyla bütünleşsem-yeniden doğsam. kimliğimi-ismimi-varlığımı yok etsem...

fiziğin-kimyanın-matematiğin-felsefenin ölümsüzleştiği yerler buraları.
Aydın-Söke-Didim...denizin-yağmurun-ormanın-kayanın-taşın-toprağın
anlamını kazandığı yerler..

ofisin bulunduğu apartmanda hemşire bir hanım vardı. döndü yeniden doğduğu yere. güzelleştiği-kadınlaştığı-var olmayı yaşadığı yerlere...
bana mı öyle gelirdi; zeytinyağı-siyah zeytin-üzüm-asma kokması...
bereketli olmanın zirvesiydi benden düşüncelerimden haberi olmasa da...

örneğin bir kadının göğüslerini koklarken-olmadı avuçlarken de o mis gibi toprağın kokusunu alırım. hele delicesine yağan yağmur sonrasıysa gök kuşağı gibiyse çıplaklığı...

derler ki toprak yedi renkten oluşmuştur. insan bedeni de yedi renktir.
toprakta ne kadar kimyasal element vitamin varsa insan bedeninde de
aynısı vardır...belki de boşuna edilmedi o sözler; topraktan doğduk toprağa döneceğiz. Aşık Veysel boşuna konuşmadı ; benim sadık yârim kara topraktır diye..

çocuklara kızarız. toprak yedikleri için. toprağa oturdukları için.

oysa toprak barıştır-sevgidir-aşktır-doğurgandır-doyurucudur-candır...

yine de sene de tonlarca toprağın akıp gitmesini önlemek için elimiz-kolumuz bağlı kalır.

kayısı toplarken ağaçtan bir iki dal kırıldı...iki çekirdek içini yeniden ekti. dişi ekileni kabul etti. suladı-besledi-süt verdi...

iki yaprak peyda oldu. eğildi adam merhaba dedi...kayısı ağacından yeniden özür diledi. toprağa şükretti...

***
Kulaklarımda keskin bir bıçaklanma hissi ve uğuldama hissediyordum. Ellerim soğuktu, kendi dudaklarımdan sese dönüşerek çıkan harflere bile dokunamıyordum. ... “Kendimi garip hissediyorum. Ama sen geldin.”
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.