Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Bayram çocuğu
Günaydın açelya
Uzaktan sevgi
Sözünün yarası
Neden Nobel ödüllü b ...
sabahlar
muhtesem
Gelincikler
günaydın
%uD83D%uDE0A
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
yol, astım krizi, şiir, günlük, hayat, sabaha su ile başlamalı, günaydın, yaşam, hayat işte, tümü

Şu an sitede 15 kişi on-line
Bugün 1,687 ziyaretçi 
Toplam 10,057,853 ziyaretçi 
 
 
   
  Edebiyat Öğretmeni
  19.06.2017 - Günlüğüm
   
 

İyi bir edebiyat öğretmeniydi fakat biraz mahçuptu. Gözgöze geldiğimizde gözlerini kaçırıyordu. Bol bol sevdalı bulutu anlattı. Hatta heyecanla siz de okuyun dedi. Ne diyeyim şimdi.. Sevdalı buluttan eksik gibi mi duruyoruz. Bişey demedim tabii. Her geldiğinde, gerekli miyim diye bakıyordu. Gerekli olmasan senin ne diye peşine düşeceğiz. Ha bire solucanların notlarını soruyordu. Başarısının notlarda olduğunu sanıyordu. Oysaki seviyordu okumayı anlatmayı. Bu da yeterliydi.

Şimdiki öğretmenlerde okumanın verdiği o haz yok. Lezzetli mi okumuyorlar nedir anlamadım ki. Bir edebiyat öğretmeni okumanın tadını, lezzetini veremiyorsa sırf görev olsun diye yapmamalı bu işi. Öylesine kritik bir iş yapıyorki. Büyük bir aşkla yaptığı işi yapan da yok aslında. Sadece edebiyat da değil. Herhangi bir şey için yaptığından keyif alarak yapan. 

Yaptığı işi keyifle yapan birini izlemek, dinlemek, yanında oturmak yaşamanın bir başka adı olsa gerek. Dişi ile tırmağı ile, eti ile kemiği ile bir şeye sarılmayan nasıl yaşar ki. Ne keyf alır ki yaşamdan. Zul gelir attığı bir adım bile.

Bu arada çalışıyorum bir yandan bende. Habire uzuyor iş. Sevmediğimden değil de dikkatimi fazla toplamam gereken bir noktaya geldim. Habire ortalığa dağılıyorum o yüzden. Bu gece de bitirmem lazım. Yarına kalamayacak kadar bitmesi gerekiyor ne yazık ki. 

Niye uzuyor diye de sorguluyorum tekrar bir yandan. Sanırım içime sinmeyen bir yanları var. Matematiksel sonuçları çok beğenmedim. Ama o noktaya gelinceye kadar da çok uğraştım ki, kıyamıyorumda. Saatlerce oturup uğraşıyorsun ortaya bir şey çıkmıyor. Ama normalde çıkması gerekebilecek bir varsayım üzerinden yola çıkmışsın. Sonra fark ediyorsun ki, bu yıl başka türlü bir şey var. Her şeyi alt üst eden bir döngü. Bu nedenle allak bullak her şey.

Maydanos da öyle diyor. Okullar kapandı ama hala o kimya projesini vermek için çabalıyor. Yıl boyu okulda kimya laboratuvarında kaldı. Bizimkiler de sanıyor ki bir gelişme var. Meğer deniyormuş deniyormuş, mantıklı sonuçlar çıkmayınca yeni bir karışım için tekrar tekrar başa dönüyormuş. Bu nedenle ortada hiç bir şey yok. Bütün solucanlar tatile gidiyor. Bir Maydanos kaldı. Bu yıl yaptığı edebiyat projesine hayran kaldım ama. "Satıcının ölümü"ndeki kadın karekterleri değerlendirdi. Her birine ilişkin yaptığı tahliller, gördüğüm en iyi analizler arasındaydı. Kahramanların Amerikan rüyası ile özdeşleşmesi ancak bu kadar iyi anlatabilirdi. Kapitalist sistemde var olma savaşı, aile ilişkileri yabancılaşma Arthur Miller'in çarpıcı eserinde hayat bulmuş. Bir lise üç öğrencisinin değilde üniversitede tez yazan birinin hazırlayacağı bir detayda iş çıkarmış. Gidip bu Elife Hanım ile tanışmak istiyorum. Bu arada hala kimyayı bitiremedi. 

Benim de çalışmamda bir gelişme yok. Olur elbet diyelim. Saatte ikiyi geçti. İkiyi geçti mi sabah kapıda demektir.

Ne diyeyim.

Günaydın.

   
   44 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :