Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Türkiye
Anneler Günü
Günaydın Yazıları
Blog
Teknokentim
İzlediklerim
Gezi Defteri
Türkçe
Ekonomi
İstanbul
Aşk
Aktüel
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Baharın gelişini eng ...
Zor günler
Resim Dersi
Geçer Gider Herkes
Günaydın
Bayanbay...
:)
İstasyon
Nakarat
Hanımlar
Kız Nasıl İstenir?
İstanbul'da Bir Hafta
Annem Kime Oy Verecek
Gamzelerin alık alık
Fotoğraflarla Türkiye'dek ...
antalya, günlük, günlük, günaydın, referandum, mektup, mandalina, bahar, bahar fotoğrafı, tümü

Şu an sitede 5 kişi on-line
Bugün 1,851 ziyaretçi 
Toplam 9,322,889 ziyaretçi 
 
 
   
  Baharın gelişini engelleyemezsiniz
  13.03.2017 - Günlüğüm
   
 
Bütün çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz..
 
Pablo Neruda
   
   1,616 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
Lütfen tüm alanları doldurmayı unutmayınız!
İsminiz :
Başlık :
Yorum :
   
   
Toplam 2 yorum yapılmıştır.
Tarih : 2017-03-16 05:41:33
İsim : önemli mi...
Başlık : Nakarat
Yorum : Füruzan' ın Berlin' in Nar Çiçeği romanını gözlerim yorulduğu için kapatıyorum. Soluk almaya kaldırıma çıkıyorum. Kapalı. Gri. Sıkıntılı.
Bir fahişe neredeyse üstüme çıkacak. Ve yekten; günaydın, nasılsınız diyor? Ses çıkaracak halim yok. Tomurcuklanan dallara dalmışım.
Yine de bir fahişeye saygılı olmayı kendime ödev bilincindeyim. Siyah kadife pantolon daracık. Montu pahalı bir marka. Pejosunun anahtarı
parmaklarında sallanırken; teşekkür ederim iyiyim diyorum. Gülümsüyor. Siyah pejosuna biniyor. Eminim dikiz yanasından bana bakıyordur. Sessizce gidiyor...
...
Çıktığım yokuş dümdüz edildi. Kepçenin dişlerinden şimdilik kurtulan
küçük ağaçların yeşil minicik yaprakları günaydın dediler. O tepelerde
sahipleri terk ettiği için, köpekler yalnız kaldılar. O kadar mahzunlaştılar ki, artık onların bakışlarından bile utanır oldum. Ranta kurban edilen canlılar. Hangimizin umurunda. Ve onlara bahar gelmeyecek. İğne ile uyuşturulacaklar. Bazıları Çin sofralarına bazıları
eğer şanslılarsa hayvan severlere bazıları da barınaklara gidecekler.
...
Evvelsi gün Bahar Kar' ı başladı. Avuçlarımda topladım kocaman kar tanelerini. Gök yüzünden inişlerine baktım başım dönmüş umurumda mı?
...
Günaydın dedi karşı komşum Ümmet. Sabahın erken vakti. Bütün kış çocuklarını taşıdı okula. Balkonda kahve içiyorum. Bahar gelmeyecek her halde dedi...
...
Oysa ön balkondaki manzaram öyle değil. Tam tersi. Erik bayağı tomurcuklandı. Kaysı da...Dolu yemezlerse iyi olur...
...
Düşündüm de; yaşadığım kentin caddelerine çıkmayalı yıllar olmuş.
Oysa boş vakitlerimde bahar aylarında bulvar boyu uzun yürüyüşler yapardım. Nargile bahçelerinde kitapların kokularında demli çaylarda
kendimi unuturdum. Ne yazık ki bırakmadılar. Sildiler dozerlerle dümdüz ettiler. Şimdiyse savaş sonrası bir görüntü varmış. Dükkanlar kapanmış.
...
Siyah Pejo yanaştı. Fahişe indi. Hâlâ kapıdayım. Tanımsız bir dalgınlığın yorgunluğun ortasındayım. Borcum yok. Hastalığım yok.
Keyifsizlik var. Fahişe karşıma dikildi. Parfüm kokusu burnumu yaktı.
- Beni beğenmiyor musun sen?
- Anlamadım!
- Bal gibi anladın!
- İyi. Anladıysam nolmuş şimdi?
- Takığım sana. Haberin olsun...
- Bana mı bahara mı? Yine gülümsedi. Yine sessizce çekti ve sessizce gitti...
...
Kapıyı örttüm. Masama oturdum. Çalan telefonu açtım.
- Efendim.
- Abi ben bu müdürden bıktım.
- Hayırdır Hakkı!
- Neredesin diye soruyor. Yahu kahvaltıya ekmek almaya çıktım. Adam sabahın köründe kameradan bizi dikizliyor...Müdürüm dedim kahvaltı yapacam. Ekmek almaya çıktım...Gördün mü ekmeği? Haa tamam dedi.
Görmeyince şey ettim de dedi...
- Abi bir daha dikizlerse pantolonunu indir. Si...ni salla. Hatta de ki gel müdürüm şu garibanı mutlu ediver...Bak bakalım bir daha dikizler mi?
- Sana konuşmak kolay...Ne de olsa kamera yok sen de...
- Ulan Hakkı benimki gecekondu. Sizinki lüks. Napacaklar beni dikizleyip? Radyom yok. Bilgisayarım yok. Televizyonum yok...
Adamlar geliyorlar bakıyorlar ve kesinlikle içlerinden diyorlardır...
tam ot bu. Tam da bize lazım olan otlardan. Maşallah maşallah diyorlar.
Aylık ciro güzel...Ortalık pırıl pırıl...çekip gidiyorlar...
- Abi yani şimdi...
- Eee her lüksün zorluğu vardır...Ya katlanacan ya da eyvallah diyecen.
Tabii ikinci yengemizi bırakabilirsen...Kaldırdın mı üst katta ki kanapeyi?
- Kaldırdım...
- Aferin bak. Adam olma yoluna giremeye başladın...
....
Ruhu bozuklara inat gelir bahar...
...
İyi gülümsemeli sabahlar...
-----
Günaydın
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.
   
Tarih : 2017-03-23 16:00:49
İsim : önemli mi
Başlık : İstasyon
Yorum : Baharın gelişi elbette engellenemez. Eğer böyle bir şey olsaydı Allah' a gerek kalmazdı. Tabii kendini-kendilerini Allah-Peygamber yerine koyanlarda var. Bu koyanlar koydular mı iyi mi kötü mü koyuyorlar bilinmezler ama, unuttukları bir şeyler var? Çıkardıkları Yasalarla işledikleri suçları örtbas ettik yanılgısı ve işte her neyse rahatlığı...
...
Moralim çok bozuk olduğu zamanlar gözlerimi kısarım. Miyop olmamla birlikte, netliği özlerim. Sınırsız bir netlik. Biraz daha kısarım. Bir bulutun hafifliğinde olurum ulaşılmayacak yerlerde uçarım...Çiçeklenmekte olan Ihlamur Ağacı ve inadına kayalardan besinini alıp duran İncir Ağacı...Doğanın ciddiliğinde olmalı ve bu ciddiliğine Doğanın Saygı duyulmalı...
...
Sevgili bakkalımız Emin son zamanlarda hasta. Mezun olup hemen öğretmen olan ve hemen arkasından evlenen kızlarının sıkıntısı bitmiyor. Büyük kız her sabah arıyor. Kocası şartlı serbest. Bazen çocuklar farkında olmuyorlar. Babalarına sıkıntılarının yüklerini bindiriyorlar. Oysa okumuşlar. Anlamaları gerekir. Oysa her sabah babasına İst. Sarıyerden edilen telefondan koşa koşa gelen sıkıntılarını
anlatırken hafifliyor. Ya babaları! Aslında sıkıntılarımı kocamla birlikte
paylaşmalıyım-taşımalıyım demesi-düşünmesi lazım...Sonuç bacaklarında morluklar var Emin bakkalımızın. Nasıl desin kızım ben ölüyorum artık!
...
Bir kişinizi osuruğunu tanıyoruz artık. Ha diyoruz bu onun osuruğu.
Özel bir kurumda bir kaç kişi osurursa arada kalıyoruz. Bu kez kararları
kendimiz almalıyız ama önce deneme sınavına sokmalıyız osuranları...

Patron; gelen ürünü beğenmediysen kutula gönder diyor.
Ürünü getirense bana bir şey söylenmedi alamam diyor.
Telefon başındaki orospularda, not aldık diyorlar...
Bu kez arkadan biri osuruyor. Açmış mı paketi? Açmışlar efendim diyor. Eee o zaman XL dan takviye yapsın. Demedik mi o paketlerin altı ıslaksa açılmayacak diye?
Orospu bana dönüyor. Abi XLdan takviye yap. Bir daha da açma. Haberim yoktu diyorum. Neyse abi diyor. Dün ıslak olanları açmadım.
Getirenlere verdim. Kaldırdılar baktılar. Alamayız abi dediler. Neden?
Islaklık çok değil. XL dan takviye yap. Çok ıslak olması lazımmış...
Peki bu otuzlular ne olacak? Yüzde ellisi çift sarılı olanlar mı? Evet.
Not bıraktım. Alsınlar dediler. Kim dedi. Hülya dedi...Satamam dedim.
Garantisi yok. Garanti veremedikleri şeye neden yüzde ellisi çift sarı
kaşesi vuruyorlar? Alamayız dediler. Eh siz bilirsiniz dedim. Haberiniz olsun. Ben satmam bunları...Gittiler..
Ortanca patron geldi. Olur mu beyazları da koyun canım. Ama merkezdekiler sarılara ağırlık vermemi söylediler diye bir şeyi söyleyemiyorum...Söylersem bu kez merkezdekilerle papaz olma şansım yüksek.

Bakalım bu sizi de işinizi de s....im' i ne zaman söyleyeceğim...Ama galiba az kaldı...
...
İki kadın var. İkisi de şıllık. Huzuru başka yerlerde arıyorlar. Kızışmış kedi gibiler desem yada kızışmış fahişe gibiler desem...Doğrusu
rahatlık batıyor bunlara...Biri bunalım. Biri hasta...Kesin erkeklerinde iş yok. Olsaydı en azından çevreye bu kadar rahatsızlık vermezlerdi...
Seyirciyim bu konulara...
...
Doğu ve Batı Baharı...
Dans etmesini bilmiyorlar. Bilselerdi iyi olurdu...Hep diyorum. Dünya sevişmesini unutmuş diye...Orgazm rahatlığını özlemezler mi bu aptallar?
...
Sonuç;
AKIL TUTULMASI, AY TUTULMASI' na benzemiyor...
----
Günaydın
Bu yorum Site Yöneticisi tarafından düzenlenmiştir.