Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Dostluk
Şerif Mardin’in öğre ...
Satranç
Perlmutter Ailesi
Paris ve Londra’da B ...
Bilmem kiiii
:)
cok yakinda
🙃
parmakların
Var Olan Ada
Lizbon'a Gece Treni
Houshang Moradi Kermani - ...
Teksas Tommiks
Son Çıkan Kitaplar - Safi ...
topkapı palace türk gecesi, yaşam, hayat, günün savaşçıları, köprü, depresyon, günaydın, yılın ilk cuma günü, günlük, tümü

Şu an sitede 20 kişi on-line
Bugün 3,864 ziyaretçi 
Toplam 10,622,672 ziyaretçi 
 
Kitaplığım
 
   
  Dostluk
  17.09.2017 - Kitaplığım
   
 

Montaigne - Dostluk Üzerine

 
Dost ve dostluk dediğimiz, çokluk ruhlarımızın beraber olmasını sağlayan bir raslantı ya da zorunlulukla edindiğimiz ilintiler, yakınlıklardır. Benim anlattığım dostlukta ruhlar o kadar derinden uyuşmuş, karışmış kaynaşmıştır ki onları birleştiren dikişi silip süpürmüş ve artık bulamaz olmuşlardır. Onu (Etienne de la Boetie: Montaigne'in en iyi dostu. İyi yürekliliği ve bazı şiirleriyle tanınmıştır.) niçin sevdiğimi bana söyletmek isterlerse bunu ancak şöyle anlatabilirim sanıyorum: Çünkü o, o idi; ben de bendim. 
Ruhlarımız o kadar sıkı bir birliktelikle yürüdü, birbirini o kadar coşkun bir sevgiyle seyretti ve en gizli yanlarına kadar birbirine öyle 
açıldılar ki ben onun ruhunu benimki kadar tanımakla kalmıyor, kendimden çok ona güvenecek hale geliyordum. 
Öteki sıradan dostlukları buna benzetmeye kalkışmayın: Onları, hem de en iyilerini ben de herkes kadar bilirim. O dostluklarda insanın, eli dizginde yürümesi gerekir: Aradaki bağ, güvensizliğe hiç yer vermeyecek kadar düğümlenmiş değildir. Chilon (Eski Yunanistan'ın ünlü bilgelerinden biri.) dermiş ki: «Onu (dostunuzu), bir gün kendisinden nefret edecekmiş gibi sevin; ondan, bir gün kendisini sevecekmiş gibi nefret edin.» Benim anlattığım yüksek ve yalın dostluk için hiç yerinde olmayan bu davranış, öteki dostluklara uyabilir. Bunlar için, Aristoteles'in sık sık tekrarladığı şu sözü de kullanabiliriz: «Ey dostlarım, dünyada dost yoktur...» 
Onsuz yorgun ve bezgin sürüklenip gidiyorum: Tattığım zevkler bile, beni avutacak yerde ölümünün acısını daha fazla artırıyor. Biz her şeyde birbirimizin yarısı idik; şimdi ben onun payını çalar gibi oluyorum: 
Nec fas esse ulla me voluptate hic frui 
Decrevi, tantisper dum ille abest meus particeps (Terentius) 
Onunla her şeyi paylaşmak zevkinden yoksun kalınca, 
Hiçbir zevki tatmamaya karar verdim. 
Her işte onun yarısı, ikinci yarısı olmaya o kadar alışmıştım ki şimdi artık yarım bir varlık gibiyim. 
Illam meae si partem animae tulit Maturior vis, quid moror altera, Nec chanıs aeque, nec superstes Integer? Ille dies utramque 
Duxit ruinam (Horatius) 
Mademki zamansız bir ölüm seni, ruhumun yarısı olan seni alıp götürdü, yeryüzünde varlığımın yarısından, en aziz parçasından yoksun yaşamakta ne anlam var? O gün ikimiz birden öldük. 
Ne yapsam, ne düşünsem onun eksikliğini duyuyorum. O da benim için elbette aynı şeyi duyardı. Çünkü o, diğer bütün değerlerinde olduğu gibi dostluk duygusunda da benden kat kat üstündü.
(Kitap 1, bölüm 28) 
   
   26 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
 
   
  | Sonraki >>