Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Şeyh Edebali İle Soh ...
Bilmem kiiii
:)
cok yakinda
🙃
parmakların
Şeyh Edebali İle Sohbet
günlük, yaşanmışlık, ikili ilişkiler, aşk, sevgi, gün ortası hayalleri, lale fotoğrafı, lale, öğretmenler günü hediyeleri, tümü

Şu an sitede 19 kişi on-line
Bugün 3,999 ziyaretçi 
Toplam 10,622,807 ziyaretçi 
 
23. Madde Bürosu
 
   
  Şeyh Edebali İle Sohbet
  05.10.2006 - 23. Madde Bürosu
   
 

-Merhaba
-Hoş geldiniz
-Hoş buldum
-Girmemde bir sakınca var mı?
-Aslında var ama, madem ki gelmişsiniz, buyrun içeri..
-Nerelerden geçeyim..
-Pardon? Anlamadım..
-Kapıda; İçerisi doludur yazı yor da..
-Pardon ya, gördüğünüzü sanıyordum..
-Görmeye çalışıyorum ama..
-Karşımdaki sandalye dolu. Onun karşısındaki de..
-Peki önümde biri var mı..
-Önünüzde değilde iki adım sonranızda var..
-Yaaa… demek öyle..
-Şu taburenin üzerinde oturabilirsiniz ama..
-Odanız bu kadar dolu iken nasıl benimle konuşabiliyorsunuz?
-Onlar şimdi kendi aralarında telekki yapıyorlar..
-Hımmm demek öyle, zaten ben de öyle düşünmüştüm..
-Sebebi ziyaretiniz?
-Bir çiçeğiniz varmış..Sulanması gerekiyormuş
-Ah!! Evet haklısınız
-Ona bir kuyu açılması için destek olmaya geldim..
-Tamamen uhlevi bir amaç için yani
-Tabii ki..
-Gelmişken yapmak istediğiniz başka birşey var mı?
-Şeyh Edebali’ye soracak birkaç sorum vardı da..!?
-Hımmmm
-Hani bir çift laf ederdi belki
-Zor ama..
- Ne olursunuz…
-Deneyelim..
-…
-………
-…………
-………….
-Sizi dinliyor…
-Babam öldü ne yapacağım?
-Ey oğul! Üstünlük, fırsat, doğru yola gidiş ve o yolda bulunan nimetler artık senindir!
-Tamam nimetler var ama nasıl yapacağım?
-Sana taht verildi.
-Tahtım? Hep tahtta olacak mıyım?
-Bu tahta sahip olmanı sağlayan yıldızın her zaman yüksekte dursun, alçalmasın. Başlangıcı bulunmayan ándan sonu olmayan zamana kadar iktidar sana aittir.
-Bana dua eder misiniz..
-Soyundan gelecek olanların devrinde bütün álem rahat olsun, duaların tamamı senin nesline gitsin
-Bana kim yardım edecek?
- Ey oğul! Meş'alelerin cihanın her yerinde yansın, her tarafı aydınlatsın ve artık sofralar da donatılsın, zira bu davet senin davetin! Atalarının ve soyundan gelecek olanların iki cihanda da hayır ile anılmasının isbatı senin elinde! Devlet, güç ve iktidar sana Allah tarafından verildi; dünya varoldukça varolacak olan bütün zamanların ve devirlerin sahibi artık sensin. Sen bu zamanın Süleyman Peygamber gibi en güçlüsüsün, herşeyin kaynağısın ve insanlara da, cinlere de emretmek artık senin elinde!
-Teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim…
-Size minnettarım..
-………
-………
-Efendim çiçeğiniz için yapabileceğimiz herhangi birşey var mı?
-Onu hallettikte, odanın tozları küpe istiyor. Bakalım ne yapacağız…
-Ne demek!!? Biz hallederiz efendim. Tozlarınıza küpe de alırız, inci de.


-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Öğütlerin hikayesi; Osman Gazi, bir gece ruyasında Şeyh Edebali'nin göğsünde bir ayın parladığını görür. Ay tamamen doğar, sonra gelip Osman Gazi'nin koynuna girer ve Osman Gazi o anda kendi göbeğinden bir ağacın yükseldiğini hisseder. Ağaç öylesine uludur ki gölgesi álemi tutmakta, altından dağlar yükselmekte ve dağların dibinde sular çağlamaktadır. İnsanlar o sulardan içerken bahçelerini de sulamakta ve çeşmeler bu kaynaktan akmaktadır.

Osman Gazi uyanır, hemen şeyhinin yanına koşar ve ruyasını anlatır. Edebali ‘‘Müjde oğul, müjde!’’ diye haykırır. ‘‘Allah sana ve nesline padişahlık verdi, mubarek olsun! Kızım Mal Hatun da artık senin helálindir. Neslinizden gelecek olan çocuklar dünyaya hákim olacaklar’’ der ve kızını hemen Osman Gazi'ye nikáhlar.
Áşıkpaşazáde'de bu hikáyeden sonra Şeyh Edebali'nin ağzından bir şiir yazılıdır.*

‘‘Dir oglum nusrat u fursat senündür / Hidáyet menzilü ni'met senündür / Sana vîrildi taht u düşmesün baht / Ezeli tá ebed devlet senündür / Senün neslinde álem ráhat ola / Dualar neslüne erden senündür / Yana çıraklarunuz álem içre / Döşene sofralar da'vet senündür / İki cihanda hayr ile anulmak / Neseb ü nesl ile burhan senündür / Çü Hakk'dan irdi sana baht u devlet / Cihán içre olan devrán senündür / Süleymán'ı zamanun, menba'ısan / Ki ins ü cinne hem ferman senündür’’

Tevárih-i Ál-i Osman’’’dan…

Kaynak: Hürriyet Gazetesi-07/01/2001 Murat Bardaçı

***
Aşık Paşazade'nin biyografisi:
Tarihçi Derviş Ahmed Aşıkî, 15. yüzyılda yaşadı ve ‘‘Aşıkpaşazade’’ ismiyle tanındı. Adı ‘‘Dástán ve Tevárîh-i Mülûk-i Ál-i Osman’’ olan bir eser yazmıştı. Aradan beş asır geçti ve Ahmed Aşıkî'nin kısaca ‘‘Aşıkpaşazade Tarihi’’ denen kitabını Nihal Atsız 1949'da yeni harflerle yayınlandı. Bu yayın şimdi Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarını anlatan en önemli kaynak kabul ediliyor.
Aşıkpaşazade, Derviş Ahmet 1393'te Amasya'da Elvan Çelebi köyünde doğdu. Şeyh Yahya'nın oğlu, Tasavvuf şairi Aşık Paşa'nın torun çocuğudur.Bu nedenle Aşıkî mahlasını kullanmıştır.1413 yılında hastalanıp Orhan Gazi'nin imamının oğlu Yahşi Fakih'in evinde kaldığında Yıldırım Bayazıd'a kadar yazılmış bir Osmanlı tarihini okuması, kendisini bu işe verdirmiştir.1413-1419 yılları arasında Rumeli'de Musa Çelebi'nin hizmetinde bulundu.1419 yılında köyüne döndü.1422 yılında köylerindeki tekkeye uğrayan Mihaloğlu Mehmed Bey, Ahmed'i II. Murad'ın ordusuna getirdi. II. Murad ile Mustafa Çelebi arasında yapılan Ulubat savaşını seyretti. 1436 yılında hacca gitti.1437 yılında Üsküp'e gelip İshak Bey'in yanında akınlara katıldı.1438 yılında II. Murad'ın Macaristan seferine katılarak gazi oldu.1448 yılında II. Kosova savaşına girip vuruşmuştur. 1453 yılında İstanbul'un alınışında bulundu.Fatih Sultan Mehmed kendisine Cibali yakınında bir ev verdi.Evin yanına dedesi Aşık Paşa adına bir mescit yaptırdı.Fatih'in hizmetinde çalışırken padişahın çok beğendiği bir kişi olarak tanındı.1456 yılında Edirne'de Fatih'in çocuklarının sünnetine davet edildi.Zeyni tarikatına girdi.1481 yılında 88 yaşında iken İstanbul'da vefat etti.Mezarı Cibali yakınındaki Aşıkpaşa Mescidi bahçesindeki türbesindedir. Eseri; Aşıkpaşazade Tarihi
 
Kaynak:Osmanlı Tarihi Yazarları M.Orhan Bayrak

***
Edabali tartışması: Hangisi Edabali’ye ait-
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın , “Rehberim Şeyh Edebali” cümlesiyle 24 Ekim 2000'de Hürriyet gazetesinde yaptığı açıklama Edabali tartışmasını başlattı.
Edebali'nin Osman Bey'e yaptığı iddia edilen vasiyet, CHP'nin internet sitesinde de Baykal'ın altı oklu fotoğrafı eşliğinde baş köşeye oturunca uzun soluklu bir polemik start aldı.
Ahmet Tan (7 Haziran 99), Sabah'taki köşesinde tarihçilerin Edebali'ye kayıtsızlığına ve yüzeysel ilgisine kızıyor, Baykal'ın rehber edindiği öğütleri aynen aktarıyordu.

Zülfü Livaneli 20 Haziran 99 tarihli yazısında "13'üncü yüzyılda Hacı Bektaş, Şeyh Edebali, Ahi Evran üçlemesinde yankılanan ve ırk, din, dil ayrımına karşı çıkıp insanı insan olarak seven anlayış, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundaki en önemli etkendi." diyerek Edebali'yi özgün bir konuma oturtuyordu.
Hasan Pulur da Milliyet'teki köşesinde Edebali'nin vasiyetini yazdıktan sonra noktayı şöyle koyuyordu: "Osman Gazi, Seyh Edebali'nin bu nasihatini tutmuş ki, koca imparatorluğu kurmuş; ama sonra gelenler, bu nasihati kulak arkası ettiler — hâlâ da ediyoruz — bu hale düştük..." (12 Ocak 1997)
Tartışmanın diğer boyutu ise tarihçileri ilgilendiren veçhesiydi.
İlk olarak 7 Ocak 2001'de Murat Bardakçı yazdı: Baykal'ın duvarındaki şeyh öğütleri, İttihatçı imâlâtı. Bardakçı, bu sözlerin 100 yıl önce, II. Abdülhamit döneminde ve İttihad Terakki iktidarı sırasında halka moral vermek için uydurulduğunu savunuyordu.

Bardakçı'dan kısa bir süre sonra Beşir Ayvazoğlu, bu vasiyetin İttihatçılardan değil Tarık Buğra'nın romanından kaynaklandığını ortaya çıkardı. Ayvazoğlu, 10 Ocak 2001 tarihli Zaman gazetesinde yayımlanan yazısında şöyle diyordu: "Edebali'ye atfedilen ve bir süredir ortalıkta dolaşan öğütlerin kaynağını merak ettim. Âşıkpaşazâde, Oruç Bey, Neşrî, Peçevî gibi, Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemi hakkındaki rivayetlerin yer aldığı bütün kaynaklara ve bu türden rivayetlere meraklı popüler tarihçilerin kitaplarına baktım, yok. Peki, Osman Gazi'nin bey olması üzerine Edebali tarafından verildiği iddia edilen bu güzel öğütler nereden çıktı? Kullanılan dile bakılırsa, pek eski değil. Kelimeler yeni ve üslup tanıdık. Evet, bu Tarık Buğra'nın üslubu. Nitekim tahminim doğru çıktı; beş yıl kadar önce Tarık Buğra/ Güneş Rengi Bir Yığın Yaprak (1995) adlı kitabımı yazarken ikinci defa okuduğum Osmancık'ı açtım ve metni elimle koymuş gibi buldum. Evet, bu öğütler, Edebali'ye ait; ama gerçeğine değil, roman kahramanı Edebali'ye."


 Baykal ve Bahçeli'nin önemsediği Bardakçı'nın İttihatçı,Ayvazoğlu'nun Tarık Buğra   
 ürünü diye tanımladığı vasiyet şöyle:
Ey oğul, beysin.
Bundan sonra öfke bize, uysallık sana.
Güceniklik bize, gönül almak sana.
Suçlamak bize, katlanmak sana.
Acizlik bize, yanılgı bize, hoşgörmek sana.
Geçimsizlikler, çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, adalet sana.
Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlama sana.
Ey oğul,
Bundan sonra bölmek bize, bütünlemek sana.
Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.
Ey oğul,
lSabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.
Şunu da unutma, insanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Ey oğul,
Yükün ağır, işin çetin, gücün kula bağlı.
Allah yardımcın olsun.
Birçok tarih kitabında yer alan ve Pulur'un köşesinde methettiği Edebali'nin vasiyeti   
şöyle:
Oğul,
İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.
Avun oğlum avun.
Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın.
Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen,
Sabah rüzgârına savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener.
Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın.
Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.
Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler,
Ancak; senin fazilet ve erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır.
Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir.
Bu dünyada inancını kaybedersen yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.
Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme.
Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz.
Üç kişiye acı:
Cahiller arasındaki âlime,
Zenginken fakir düşene,
Hatırlı iken itibarını kaybedene.
Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklı olduğunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki, atın iyisine doru,
Yiğidin iyisine deli derler...
Âşıkpaşâzade'nin "Tevârih-i Âl-i Osman"ında geçen Murat Bardakçı'nın önerdiği   
Edebali'ye ait şiir şöyle:
Ey oğul! Üstünlük, fırsat, doğru yola gidiş ve o yolda bulunan nimetler artık senindir!
Sana taht verildi, bu tahta sahip olmanı sağlayan yıldızın her zaman yüksekte dursun,
alçalmasın.
Başlangıcı bulunmayan ándan sonu olmayan zamana kadar iktidar sana aittir. Soyundan
gelecek olanların devrinde bütün álem rahat olsun, duaların tamamı senin nesline gitsin.
Meş'alelerin cihanın her yerinde yansın, her tarafı aydınlatsın ve artık sofralar da
donatılsın, zira bu davet senin davetin!
Atalarının ve soyundan gelecek olanların iki cihanda da hayır ile anılmasının ispatı senin
elinde!
Devlet, güç ve iktidar sana Allah tarafından verildi; dünya var oldukça var olacak olan
bütün zamanların ve devirlerin sahibi artık sensin.
Sen bu zamanın Süleyman Peygamber gibi en güçlüsüsün, her şeyin kaynağısın ve
insanlara da, cinlere de emretmek artık senin elinde!


Kaynak:Hamit Karalı 2001/01/15/ Zaman Gazetesi-Medya Analiz
***
Dipnot: * 23unucu Madde Bürosunda Geçen diyalog, Áşıkpaşazáde’de Edebali'nin ağzından yazılan şiirin Türkçe çevirisi’ni içermektedir.

23uncu madde bürosu, zaman tüneli içerisindeki alimleri günümüz insanlarıyla bir araya getirmektedir. Büronun çiçeği, tozları, açık kapısı, pencerelleri ziyaretçilerin cüzi bağışları ile beslenmektedir.

   
   11,584 kez okunmuştur. Yorumlar (0) - Yorum yaz! - Etiketler : Şeyh Edebali, Öğüt, edebiyat sohbetleri, sohbet, şeyh edebali kimdir, aşıkpaşazade edebali