Ana Sayfa
Profilim
İletişim
Mutfağım
Bilgi Kumbaram
Mektuplar
Mizah
Hikaye Kitabım 2
Kitaplığım
Bakımsız
Fotoğraf Sütüdyom
Laboranite
23. Madde Bürosu
Şiir Defterim
Günlüğüm
Mektup Kutum
Hayvan Çiftliğim
Çocuk Parkım
Botanik Bahçem
Mektup
Onu da arkadaşlar ya ...
Gerçek Sevgi
Cebimdekiler
Kapısız Oda
uyku
Aşk
Tesla...
Konuşmalar...
Oğlum
Kız Nasıl İstenir?
Hayatın İçerisindeki Geom ...
İstanbul'da Bir Hafta
Hikayem
Annem Kime Oy Verecek
meclis dağılımı, günaydın, sevgi şiiri, dalların arasında, şiir, günlük, kavaklar, XeDaBe, mezarlık fotoğrafları, tümü

Şu an sitede 7 kişi on-line
Bugün 1,624 ziyaretçi 
Toplam 9,713,777 ziyaretçi 
 
 
   
  Mektup
  11.05.2017 - Günlüğüm
   
 
Sevgili Arkadi,
 
Sen gittiğinden bu yana nefes almaksızın hep aynı şeyleri yapıyorum. Ara vermeksizin sabah uyanıyor. Yürüyüş yapıyor. Kaşarlı ve domatesli tost yiyerek çay içiyorum. Domatesler kendilerinden geçmiş oluyor genelde. Tercihim bir parça sert beyaz peynir ama yok buralarda. Çalışıyorum. Öğle üzeri yürüyüş yapıyorum. Sonra yine gelip çalışıyorum. Akşam eve gittiğimde annem yemek yapmış oluyor. Yemekleri alıp dağıtıyorum. Sonra yine yürüyüş yapıyorum. Sürekli yürüyorum. Sanki bu yürüyüşlerin sonunda sana ulaşacakmışım gibi yürüyorum.
 
Öksürük şurubunu unutmuşsun. Franbuazlı öksürük şurubun masamda duruyor. Her dakika karşılaşabiliriz diye çıkmadan mutlaka buzdolabından alıyorum. İşe geldiğimde şirketin buzhanesine koyuyorum. Öksürdüğün anda hazır yani.
 
Bilirsin kararlarına saygılıyımdır. Senin kararların ferman gibidir. Ancak son kararın... Bütün benliğimi alt üst etti. Yaşam ve ölüm arasındaki döngünün ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Nietzsche'nin dediği gibi "seni öldürmeyen şey güçlendirir" mi gerçekten. Sen güçlenebilecek misin? Yeniden karganın peyniri nasıl düşürdüğünü anlatabilecek misin? "Cos" diyecek mi şehir senin sularında?
 
Arkadi, öldüğüm sokak. Çıkmaz sokak. Duvarları sarp sokak. Yıkıntılarının arasında gömülü olduğum sokak. Kimliği elinden alınmış topal bir karga gibiyim. Ne yana baksam kör olduğumu görüyorum.  
 
Erikler yeni yeni olmaya başladı. Önce çiçek, sonra minik minik tomurcuk şimdi ise büyümeye başlayan erikler. Sen erik ağaçlarını ne çok seversin. Sırtına alıp taşımışlığın çoktur. Akşam yalnız uyumasın diye gölgesinde kıvrıldığın zamanları sayamam bile.
 
Bir de Piknik yapmak için kimleri seçtiğini de iyi bilirsin. İnsan dostlarını cami avlularında terk etmez Arkadi. Dostları boğazına düğüm düğüm düğümlenir. Düğüm ol Arkadi.
 
Etin felç olduğundan bu yana, beynin de felç olmuş olmalı Arkadi. Körkütük sarhoşken bile gören gözlerin kararmış sanki. Bir perde var ve aralayamıyorum bile. Kötülüklerin bile felç olmuş. Seni bu durumda görmek duvara çarpmak gibi.
 
Kaburgaları yoksullaşmış, düşünceleri cılız bir poyraza teslim dostum benim. Kimsesizliğin kokusu yayılırken mutfaktan önünde yemek olsa bile oturup bir kaşık alamıyor insan. Sen ki, imkansızlıklar içindesin. Bir de imkanlılıklar içerisinde olup da aç yatıp aç kalkanlar var. Şımarıklık diyebilirdi dışarıdan bakan biri ama şımarıklık en zengin sofraların yemeği. Bizde kuru ıssız bir sevgi var. Bir de yeşil soğan.
 
Bir fesleğen al Arkadi. Senin gibi güzel olsun. Ellerini daldırdığında saçlarına senin gibi güzel koksun.
 
Yaşam iksirim benim. Kör olmuş, ellerin kötürüm olmuş. Ne yazabiliyormuşsun, ne de konuşabiliyormuşsun. Hapşursan toprağın altından ses verecekmiş. Sıkma canını ben yazarım senin yerine. Parmaklarının şekli şemali bozulmasın. Duyguların düşüncelerin olaki yazarken sızlar, seni sızlatmayalım Arkadi. 
 
Arkadi, hayat bizim için sunulmuş öylesine büyük bir armağan ki, onun mucizesini görmek inanılmaz bir şey. En güzel yanı da ne biliyor musun gökyüzünü görebilecek gözlerimiz var hâlâ. Gerçi seninki bu aralar kör. Göremiyorsun ama hiç üzülme ben senin yerine de bakıyorum gökyüzüne. Böyle mavi, masmavi. Ellerine koyuyorum. Farketmiyorsun değil mi ellerine koyduğumu. Hani göremiyorsun ya onsan üzülme yani bu halinden ötürü. Arada aç avuçlarını göreceksin sen de koca bir mavi olduğunu. Sonra gözlerine sür. Gözlerin de görecek gökyüzünün sana nasıl baktığını.
 
Umutsuzluğum benim. Soğuk günlerden artakalanım. Damarlarımza çöken bu ıssızlık hiç bitmeyecek belki, yersiz yurtsuz kalarak gideceğiz akmayan nehirlerde. Fakat gökyüzü hep mavi kalacak. Geceler hep yıldız dolu.
 
Akşamları yıldızları, gökyüzünde maviyi ama en güzel maviyi bulduğunda gardiyan gözlerine söz geçirmeyi başarırsan söyel havalandırmaya çıkarsınlar seni.
   
   1,594 kez okunmuştur. Yorumlar (2) - Yorum yaz! - Etiketler :
   
 
   
  | Sonraki >>